İnsan bulunduğu yeri, anı ya sevmeyi öğrenmeli ya da mutsuz kalmayı göze almalı. Aksi takdirde sokaktan geçen helvacının sesi bile size ezik, yapışkan gelir, tıpkı Neriman’da olduğu gibi. Önce kendini sevmeyi daha sonra elindekiyle mutlu olmayı öğrenmeyen bir insanın fomo’ya yakalanmaması işten bile değil.
Kendisine neredeyse tüm kitap boyunca çok kızsam da en sonunda iç huzuruna ve vicdanın rahatlamasına sevindim Neriman’ın.
Bunlardan bağımsız Peyami Safa’nın bir yapı, bina, konak tasvir edişini çok seviyorum.