“Bir insan Ruhi’ye niye âşık olur? Ruhunun bütün kemikleri yanlış kaynamış bir adamı düzeltmek iddiası mı? İnsanlar yüzyıllardır aşk diye birbirleriyle uğraşıyorlardı. Ruhi’yi tashih edemezsin Nurhan, insanlar baskıya hazırlanan kitap değiller.”
Toplayın topraklardan acıya bulanmış yürek atışını,
yalnızlıkları toplayın,
ekili topraklardan buğdayı:
Bayraklar altında filizleniyor her şey:
Bizi çağırmakta yeniden eski ses.
Maden köklerine inin,
ıssız madenin doruklarına,
toprak üstündeki insanın kavgasına dokunun
yazgısı ışık olan elleri hırpalayan acıyla.
Vazgeçmeyin savaşan ölülerin
size uzattıkları günden.
Her başak toprağa ekilen bir taneden doğan
ve buğday gibi, parmakla sayılmayan halk,
birleştirmekte köklerini, çoğaltmakta başakları
ve yükselmekte öfke fırtınasında
evrenin aydınlığına.
Bir insanın kafasında doğan dâhice veya yeni her düşüncede, hatta ciddi her düşüncede, onu anlatmak için ciltlerce kitap yazsa, otuz beş yıl sözlü olarak anlatmaya çalışsa yine de kafasından bir türlü dışarı çıkmayan, ömür boyu içinde kalacak, başkalarına anlatamayacağı bir şeyler her zaman vardır.
İnsan ilişkilerinde güven, ilişkinin temelidir. Bu konuda ciltlerce kitap yazılmıştır.
Benim etkilendiğim üç kitabı burada öğretmenlerimize önermek isterim.
Bunlardan biri Francis Fukuyama'nın Güven; Sosyal Erdemler ve Refahın Yaratılması adlı kitabıdır.
İkinci kitap Stephen R. Covey tarafından yazılan Güven: Her Şeyi Değiştiren Tek Şey isimli kitaptır.
Üçüncü kitap Nurdoğan Arkış tarafından yazılan Mümkün isimli kitaptır.