Doğanşahin

Doğanşahin
@dogansahin
Akademisyen
Doktora
Malatya
5 Haziran 1986
46 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
2/10
·320 syf.··
2021 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2021 12:36
Bir şey tamamen ak, ya da tamamen kara olamaz. Aksini iddaa etmek çoğu zaman için bağnaz bir tutumdur. Bu kitabın yarısında yazara katılıyor olsam da, diğer yarısında yazarın bağnaz bir şekilde yanlışı savunuyor olduğunu düşünüyorum. Öyke ki, kendini haklı gösterebilmek için bir çok noktada kendi ile çelişkiye düşüyor. Bir yazısında halkın dilini esas alıyor, başka bir yazı da halkın dilini hakir görüyor. "OTOBÜS-OTOBOS". Türkçeyi seven, savunan, koruyan kişi öğretmen sözcüğüne karşı hoca kelimesini savunmaz, savunmamalıdır Ben "Türkçeleşmiş Türkçedir" görüşüne kesinlikle katılıyorum. Ancak "kelime" yerine "sözcük", "hülasa" yerine "özetle" gibi güzel önerilere sırt dönmeyi de çok saçma buluyorum. Yazar Ermenice'den gelen örnek ve örneğin sözcüklerinin Türkçe olduğunu savunanlara ateş püskürüyorken. Didâr, zibâ gibi arabi, farisi sözcükleri Türkçeden sayıyor. Bu savına dayanak olarak, divan şiirinde bu sözcüklerin kullanıldığını, örnek ve örneğin sözcüklerinin ise geçmişte neşredilen Türkçe eserlerin hiçbirinde yer almadığını savunuyor. Arapça, farsça "DİL KURALLARI" ile yazılan divan şiirlerini, içerisinde, 2-3 tane türkçe sözcük var diye, Türk şiiri olarak kabul edemem. Türkçe kullanılarak yazılan divan edebiyatına ait çok güzel eserler vardır, asla inkar edilemez. Ancak bir sözcük divan şiirinde geçti diye Türkçeleşmiş olarak savunulamaz. Nihad Sami Banarlı, Türkçeyi savunduğunu düşünüyor ancak yaptığı şey aslında kendi sevdiği Türkçeyi korumak ve dili bu dar ve karanlık zindana hapsetmek. Bir dil içerisindeki yabancı kelimelere yeni sözcüklerin önerilmesi veya önerilmeye çalışılması dile hiç bir şekilde zarar vermez, veremez. Önerilen sözcüğü Türk diline kabul edecek makam ne TDK, TRT... vb gibi kurumlardır, ne de Nihad Sami Banarlı gibi şahıslardır. Halkın, o
Türkçenin SırlarıNihad Sâmi Banarlı · Kubbealtı Neşriyatı · 20242,909 okunma
Oldi isimli okura yanıt verildi
Doğanşahin
Söyleyecek çok şey var ama üslubunuza ayak uydurmak çok zor. 😊
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
2/10
·320 syf.··
2021 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2021 12:36
Bir şey tamamen ak, ya da tamamen kara olamaz. Aksini iddaa etmek çoğu zaman için bağnaz bir tutumdur. Bu kitabın yarısında yazara katılıyor olsam da, diğer yarısında yazarın bağnaz bir şekilde yanlışı savunuyor olduğunu düşünüyorum. Öyke ki, kendini haklı gösterebilmek için bir çok noktada kendi ile çelişkiye düşüyor. Bir yazısında halkın dilini esas alıyor, başka bir yazı da halkın dilini hakir görüyor. "OTOBÜS-OTOBOS". Türkçeyi seven, savunan, koruyan kişi öğretmen sözcüğüne karşı hoca kelimesini savunmaz, savunmamalıdır Ben "Türkçeleşmiş Türkçedir" görüşüne kesinlikle katılıyorum. Ancak "kelime" yerine "sözcük", "hülasa" yerine "özetle" gibi güzel önerilere sırt dönmeyi de çok saçma buluyorum. Yazar Ermenice'den gelen örnek ve örneğin sözcüklerinin Türkçe olduğunu savunanlara ateş püskürüyorken. Didâr, zibâ gibi arabi, farisi sözcükleri Türkçeden sayıyor. Bu savına dayanak olarak, divan şiirinde bu sözcüklerin kullanıldığını, örnek ve örneğin sözcüklerinin ise geçmişte neşredilen Türkçe eserlerin hiçbirinde yer almadığını savunuyor. Arapça, farsça "DİL KURALLARI" ile yazılan divan şiirlerini, içerisinde, 2-3 tane türkçe sözcük var diye, Türk şiiri olarak kabul edemem. Türkçe kullanılarak yazılan divan edebiyatına ait çok güzel eserler vardır, asla inkar edilemez. Ancak bir sözcük divan şiirinde geçti diye Türkçeleşmiş olarak savunulamaz. Nihad Sami Banarlı, Türkçeyi savunduğunu düşünüyor ancak yaptığı şey aslında kendi sevdiği Türkçeyi korumak ve dili bu dar ve karanlık zindana hapsetmek. Bir dil içerisindeki yabancı kelimelere yeni sözcüklerin önerilmesi veya önerilmeye çalışılması dile hiç bir şekilde zarar vermez, veremez. Önerilen sözcüğü Türk diline kabul edecek makam ne TDK, TRT... vb gibi kurumlardır, ne de Nihad Sami Banarlı gibi şahıslardır. Halkın, o
Türkçenin SırlarıNihad Sâmi Banarlı · Kubbealtı Neşriyatı · 20242,909 okunma
Oldi isimli okura yanıt verildi
Doğanşahin
Bir sözcük hakkında "Gayrimeşru çocuk", "çirkin", "yaradılış garibesi" gibi ifadelerin kullanımı için "ateş püskürmek" deyimi az bile olmuş. Paylaştığınız iki cümlede olduğu gibi, başka sözcükler için de bir çok örnek verilebilir. Ancak cümle anlamından neyin ne olduğu; birinde "örneğin"'in bağlaç, diğerinde ise örnek sözcüğünün iyelik eki almış hali olduğu çok açık ve çok net bir şekilde anlaşılmaktadır. Neden bu durum sizde kafa karışıklığı yaratmış anlayamadım.
2/10
·279 syf.··
2022 32. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2022 23:31
Çok zorlama kuramlar ile totalitarizmi eleştiren yazılarla dolu. 120. sayfaya kadar ancak dayanabildim. Sürekli kendini tekrar eden düşğnceler var. Kitabın başlığı "Cehenneme övgü" yerine "Bak bunlar hep totalitarizmden ötürü" olsaymış keşke. Örnek vermek gerekirse, insanların gece uyuyor gündüz çalışıyor olması totalitarizmin etkisiymiş. Cinsellik varmış bir de cinsel kimlik varmış, cinsel kimliğe sahip olmak da totalitarizmin etkisiymiş. Seçim yapmamız, aslında totalitaristler istiyormuşa kadar abartılan zorlanan düşünceler var. Hatta bir yerde bir hayvanın cinsel kimlik değiştirebildiği işaret edilerek, insanların ilkelliğinden hayıflanılıyor. Kimliksizlik nasıl arzulanabilir ve tavsiye edilebilir hayretler içinde kalıyorum. Mesele cinsellikle alakalı da değil. Uluslar da olmasın, dil de olmasın diyor adam. Dil düşünceyi esir ediyormuş. Peki nasıl iletişim kuralımmış? Sessizlik sözcüklerden daha kuvvetliymiş. Burada da yazarımız tatlı küçük bir romantik olup çıkıyor. Neyse işte... Bu yukarıda yazdıklarımı okuduktan sonra daha fazla zaman kaybetmemek adına kitabı bırakmaya karar verdim. Gerçi şimdi bazıları, benim totalitarizmin baskısının etkisiyle bu kitabı beğenmediğimi düşünecektir. Yanarım yanarım, kitabın şu pahalı zamanında bu kitaba verdiğm paraya yanarım.
Cehenneme ÖvgüGündüz Vassaf · İletişim Yayınları · 202512,9bin okunma
Kübra isimli okura yanıt verildi
Doğanşahin
Ben de pek olumsuz yoruma rastlamadım. Zaten kitaba güzellemeler yapan yorumlara kanıp da okuma kararı aldıydım. Ama hayal kırıklığı yaşadım. Güzel diyen varsa gelsin bi anlatsın. Bence çoğu kişi süslü cümlelerin ve üfürizmaların büyüsünde kalmış.
2/10
·320 syf.··
2021 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2021 12:36
Bir şey tamamen ak, ya da tamamen kara olamaz. Aksini iddaa etmek çoğu zaman için bağnaz bir tutumdur. Bu kitabın yarısında yazara katılıyor olsam da, diğer yarısında yazarın bağnaz bir şekilde yanlışı savunuyor olduğunu düşünüyorum. Öyke ki, kendini haklı gösterebilmek için bir çok noktada kendi ile çelişkiye düşüyor. Bir yazısında halkın dilini esas alıyor, başka bir yazı da halkın dilini hakir görüyor. "OTOBÜS-OTOBOS". Türkçeyi seven, savunan, koruyan kişi öğretmen sözcüğüne karşı hoca kelimesini savunmaz, savunmamalıdır Ben "Türkçeleşmiş Türkçedir" görüşüne kesinlikle katılıyorum. Ancak "kelime" yerine "sözcük", "hülasa" yerine "özetle" gibi güzel önerilere sırt dönmeyi de çok saçma buluyorum. Yazar Ermenice'den gelen örnek ve örneğin sözcüklerinin Türkçe olduğunu savunanlara ateş püskürüyorken. Didâr, zibâ gibi arabi, farisi sözcükleri Türkçeden sayıyor. Bu savına dayanak olarak, divan şiirinde bu sözcüklerin kullanıldığını, örnek ve örneğin sözcüklerinin ise geçmişte neşredilen Türkçe eserlerin hiçbirinde yer almadığını savunuyor. Arapça, farsça "DİL KURALLARI" ile yazılan divan şiirlerini, içerisinde, 2-3 tane türkçe sözcük var diye, Türk şiiri olarak kabul edemem. Türkçe kullanılarak yazılan divan edebiyatına ait çok güzel eserler vardır, asla inkar edilemez. Ancak bir sözcük divan şiirinde geçti diye Türkçeleşmiş olarak savunulamaz. Nihad Sami Banarlı, Türkçeyi savunduğunu düşünüyor ancak yaptığı şey aslında kendi sevdiği Türkçeyi korumak ve dili bu dar ve karanlık zindana hapsetmek. Bir dil içerisindeki yabancı kelimelere yeni sözcüklerin önerilmesi veya önerilmeye çalışılması dile hiç bir şekilde zarar vermez, veremez. Önerilen sözcüğü Türk diline kabul edecek makam ne TDK, TRT... vb gibi kurumlardır, ne de Nihad Sami Banarlı gibi şahıslardır. Halkın, o
Türkçenin SırlarıNihad Sâmi Banarlı · Kubbealtı Neşriyatı · 20242,909 okunma
sengisiyeh isimli okura yanıt verildi
Doğanşahin
Size katılmıyorum. Öne sürmüş olduğunuz gerekçeler çok keyfi şeyler. Mesela "Hayvan" sözcüğü çok daha göğüsten gelerek seslendirilmekte. Sizin savunmanıza göre hayvanlık, hocalıktan üstün müdür? Öğretmen sözcüğü, ekiyle, köküyle bir yapı oluşturmktadır ve ifade ettiği şeyi anlam olarak karşılamaktadır. Bu tür sözcüklerin türetilmesini ve yabancı sözcüklerin yerine kullanılmasını dile verilen zarar olarak görmüşsünüz ki, bu savınız karşısında şaşkınlık içerisindeyim. Öğretmek, öğreti, öğretim,öğrenim, öğrenci... gibi bir çok sözcük ile bağlantıda olan öğretmen sözcüğünü yadırgamanıza anlam veremiyorum. Hoca ve Öğretmen sözcüklerinin her ikisi de dilimizde kullanılmaktadır. Şu an ki haliyle bu iki kelime, bazı kullanımlarda birbirinin seçeneği olabileceği gibi, kendilerine özgü karşılıklara da sahiptir. Hoca sözcüğü dilimize yabancı bir dilden gelmiş ve Türkçeleşmiştir. Dilimizde Hoca sözcüğünün geçtiği bir çok atasözü ve deyim bulunmaktadır. Hoca sözcüğü yerine öğretmen sözcüğünü kullanamadığımız anlatımlar olduğu gibi öğretmen sözcüğü yerine de hoca sözcüğünü kullanamayacağımız anlatımlar bulunmaktadır. Bu iki sözcüğün varlığı dilimize zenginlik katmaktadır. Dil çalışmaları neticesinde öğretmen sözcüğü türetilmiş ve halk da bunu kabul etmiş. Etmiş ki, her ne kadar siz kavul etmeseniz de, dilimize yerleşmiş ve gerek konuşma dilinde, gerek yazında yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Hal böyle iken "Hoca sözcüğü varken, öğretmen sözcüğüne ne gerek var." demek, çok yersizdir. Atatürk zamanında öztürkçecilik anlayışını benimsemiş, bu yönde çalışmaların gerçekleştirilmesi amacıyla çeşitli kurulların oluşturulması yönünde kararlar almıştır. Ancak sonrasında bu anlayışın Türkçe'ye zarar vereceğini öngörmüş ve "Türkçeleşmiş olan Türkçedir" anlayışını esas almakla beraber, dilin zenginleştirilmesine ve kimliğini bulmasına yönelik çalışmalarına ve bu yönde olan çalışmalara destek vermeye devam etmiştir. Bu dönemde yapılan sözlük çalışmaları ve dilbilgisi çalışmaları oldukça önemlidir. Bu çalışmalar, dilimizin zenginleşmesine ve üzerindeki farsi, arabi etkilerden sıyrılarak kendi benliğine ulaşması açısından oldukça önemli katkılarda bulunmuştur. Size Falih Rıfkı Atay'ın Çankaya'sını ve Emin Özdemir'in 'Her Erdemin Başı Dil' isimli eserini öneriyorum. Kitap önerileriniz için teşekkür ederim. Reşat Nuri Güntekin okuduğum bir yazar, ancak Abdulhak Şinasi Hisar'ı hiç okumadım. Başlangıç olarak önereceğiniz bir eser varsa bilmek isterim.