Doğa

Doğa
@dogareads
Mimarlık
Yaşar Üniversitesi
İzmir
İzmir
111 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Buz ve Yıldızışığı Faciası
Gerçekten üzdü beni bu kitap... okumak istemediğim için 1 hafta süründürdüm resmen. Ama pes etme vakti, çünkü yeni kitaplara geçmek istiyorum. Neden mi sevmedim? Çünkü gerçekten bomboştu ve gereksiz detaylarla doluydu. Hiçbir olay olmuyor aksine boş konuşmalar var benim fikrimce. Belki diğer üçlemeye geçmeyi düşünenler için bir nebze iyi olabilir fakat ben Nesta'yı üç kitap boyunca okuyamam ve öylesine gıcık bir karaktere katlanamam. Nesta'nın yaptıklarının hiçbir açıklaması yok; gerçekten hiçbir şeye minnettar olamayan, katlanılmaz ve saçma yazılmış bir karakter Nesta. Elain'i bile tercih edebilirdim çok az vasfını görmemize rağmen tüm kitaplar boyunca. Her ne kadar Rhys ve Feyre'nin çocuklarının doğmasını okumak istiyor da olsam diğer üçlemeye geçmeyeceğim sırf Nesta'yı okumak istemediğimden. Bu da böyle bitsin, bu kitabı yok sayacağım aklımda, çünkü final kitabının bitişinin güzelliğini bozuyor.
1000k
Buz ve Yıldızışığı SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20202,152 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
ACOTAR FINAL
10/10
·761 syf.··
2021 96. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2021 14:57
Sonunda bu güzel üçlemenin sonuna geldim! Önümde bir 200 küsur sayfalık novella var onun dışında yeni üçlemenin ilk kitabına geçer miyim bilmem. Bu kitabı okumak başından sonuna bir serüvendi. Nasıl geçtiğini anlamadığım saatler boyunca okudum durdum, Prythian'a gittim, aileden biri oldum. Tüm hikayeyi anlatmayacağım tabi ki; 760 sayfayı burda anlatmaya ne dilim ne de parmaklarım yetmez. İlk başlarda Feyre'nin Tamlin'e karşı duyduğu gücenmişlik ve nefret duygusunu içimde hissettim. Feyre yavaş yavaş Bahar'ı içeriden çökertirken onun da ne kadar güçlü ve hedef odaklı -tam olarak bir Yüce Leydi- olduğunu görmüş olduk. Tamlin bu kadar kötü kazıklanmayı ne kadar hak etti tartışılır, ama verdiği yanlış kararların ve aşk için yaptığını iddia ettiği yanlış ittifakların ceremesini çekmeliydi bir noktada. Feyre ailesiyle ve eşiyle tekrar kavuşunca başlıyor savaş hazırlıkları, kendi saflarına adam toplamaya çalışıyorlar. Ve kitabın bu bölümlerinde bol bol maceralara görevlere gidiliyor. Savaş hazırlıkları dahilinde eski düşmanları geçici ateşkeslerle yanlarına çekiyorlar, iki taraf da ordu topluyor ve bu kısım kitabın büyük bölümünü oluşturuyor, aksiyonsuz geçen bölümler. Şahsen ben sıkılmadım, hatta karakterler arası gerilimler, içlerinde oluşan aşklar ve nefretler, iletişimlerini görmek hoşuma gitti hiç sıkıcı değildi. Rhys ve Feyre'nin birbirlerine olan sonsuz güveni, Elain, Lucien arasındaki belirsizlikler, Amren'in eğitimi ve Nesta'nın gizli güçleri... Asıl olayın arkasında bol bol ekstra olay dönüyor aklınızı canlı tutuyor. Morrigan ile Kabuslar Sarayı'nın arasındaki gerilim, Eris ile yapılan anlaşma... O kadar çok şey oluyor ki aslında.En dolu kitap buydu diyebilirim. Beni rahatsız eden herhangi bir tutarsızlık sezmediğimi de belirtmeliyim sanırım. Savaş bölümleri resmen
1000k
Kanatlar ve Küller SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20183,506 okunma
ACOTAR2
Puan vermedi·647 syf.··
2021 95. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2021 11:17
SPOILER İÇERİR Güller ve Dikenler Sarayı serisinin ikinci kitabı olan Kanatlar ve Küller Sarayını da bitirmiş bulunuyorum büyük bir zevkle. İlk kitaptaki çatışmalar bunda yok hatta karakter gelişimi çok iyi verildiğini düşünüyorum çok dengeli ve mantıklı ilerledi özellikle de karakterler arasındaki gerilim arttıkça. Gelelim konuya; İki erkek, iki saray arasında gidip gelen ve Dağın Altı'ndan sonra eskisi gibi olmayan Feyre, psikolojisi çökük bir şekilde yaşıyor ve Bahar Sarayında Tamlin'in takıntılı korumacı davranışları onu boğuyor; en çok istediği şeye sahip olmanın eşiğindeyken şüpheye düşmesiyle Rhys'in onu kendi sarayına kaçırması bir oluyor. Bir yandan Rhys'in bir nevi kendi kurtarıcısı olduğunu düşünse bile yine de Gece Sarayı Tamlin'in düşmanı olduğu için orayı kabul edemiyor. Tamlin'in bilgi almak için onu kullandığını düşünüyor, Bahar Sarayında olaylara dahil olamıyor ama Rhys onu Tamlin'e kıyasla daha çok bir birey gibi görerek, gerçekleri söyleyerek kendini daha değerli hissetmesini sağlıyor, iyileştiriyor. Bahar Sarayı zihninde bir zindana dönüşen Feyre, iki saray arasında ve de kendi içindeki çatışmaları yönetmek zorunda kalıyor. Serinin ikinci kitabında Tamlin'in kişiliği baya değiştirilmiş, aslında Dağın Altından itibaren Tamlin'de bir gerileme sezdik ama ikinci kitapta bu daha baskın. Aksine yazar Ryhsand'i tutuyormuşçasına onun iç dünyasını ve kişiliğini biza daha çok açtı kendini affetirmesini sağladı. En büyük problem Bahar Sarayında Tamlin'in Feyre'yi olmadığı biri gibi yaşaması gerekecek bir hayata zorlayacak olmasıydı, ilk kitabın sonundan itibaren Tamlin'in aslında ne kadar korkak olduğunu anlamış olduk, Feyre'yi kaybetme korkusu yüzünden saçma sapan yollara başvurdu. Nolursa olsun Bahar Sarayında işler asla Feyre'nin istediği gibi gitmedi.
1000k
Sis ve Öfke SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20204,668 okunma
ACOTAR
9/10
·540 syf.··
2021 94. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2021 02:49
Bir kitap bu kadar mı hızlı okunur; evet okunuyormuş. Sanırım ilk kez 500 küsur sayfalık bi kitabı bu kadar hızlı devirdim. Aradığım şey gerçekten buymuş bir kitap serisinde, serinin ilk üç kitabı artı "üç buçuk" uncu kitap olarak geçen novellasına aylardır sahibim fakat yeni okumaya zaman ayırdım iyi ki de ayırmışım inanılmaz güzel bi dünyaya girdim. Seriyle ilgili çok iyi veya çok kötü söylemler içeren fazlasıyla yorum okudum hem bu platformda hem de yabancı review sitelerinde. Hangilerine katılıp katılmadığımı yazımın devamında belirteceğim. SPOILER UYARISI İlk olarak aslında uzun bir kitap olduğu için düşüncelerimi tek seferde toplayamayacağımı varsayıp notlar almaya kalkışmıştım fakat onu da başaramadım aklıma gelenleri yazmaya çalışacağım:) Ana karakterden bahsedelim; Feyre beklediğim gibi biri gerçekten, güçlü bir kadın karakter ama çoğu insanın yazmış oluğu gibi inanılmaz derecede kararsız ve kendiyle çatışıp duruyor özellikle kitabın ilk 1/3'ünde falan. Tamlin'i seviyor mu sevmiyor mu kalmak istemiyor mu istiyor mu, ailesine onun yokluğunda bakıldığını öğrenince "o zaman tamam kaçmayacağım buradan" diyor iki sayfa sonra "ah gittiler şimdi kaçabilirim tam vakti" diyor vesaire. Ama peri halkına güvensizliğine ve korkusuna vuruyorum bu git gel çatışma hallerini; çok da mantıksız ve saçma gelmedi açıkçası. Biraz da sinir olduğum durum aslında negatifliğinden kaynaklıydı Feyre'nin en başta. Kendisine zarar verilmeyeceği bin kere belirtilmiş de olsa, odalar ve giysiler verilmiş, karnı en güzel yiyeceklerle doyuruluyor da olsa sürekli olarak gereksiz bir gurur haline büründü ama yavaş yavaş o halini de kaybetti malum Tamlin'e aşık olunca. Aşk olayı da yavaş yavaş yedirilmiş, Tamlin üstün ırk olduğu için cinsel bir zorlama olmaması ve tamamen kendi duygu hallerine
1000k
Dikenler ve Güller SarayıSarah J. Maas · Dex Kitap · 20166,1bin okunma
10/10
·154 syf.··
2021 93. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2021 04:16
Ah Shakespeare, nasıl da günümüz insanıyla resmen dalga geçer gibi yaratmışsın Macbeth'i... Shakespeare'in tam olarak söylemek gerekirse 415 yıl önce yayınlanan bu eserinde 2021 insanından parçalar bulabilmek çok ilginç; demek ki insanoğlu hiç değişmiyor değişmeyecek de. Bu tiyatro oyununda öne çıkan şey korku ve kibir bana kalırsa ve bunların ardında getirdiği ölümler ve kaos. Her şey birbiriyle harika bir şekilde bağlantılı, hele ki baş kahramanımızın duygu ve düşünce durumu trajik denebilecek kadar sığ ve güç açlığı ile dolu. Tabi anti-kahraman demek daha mantıklı geliyor bana bu durumda Macbeth. Kısaca özetlemek gerekirse, cadıların kendisine ileride elde edeceğini vaadettiği güce ulaşmak için karısının da gaza getirmesiyle İskoçya kralını, kendi şatosunda öldüren soylu Macbeth kendini bir katilden çok kahraman olarak gösterir ve en sonunda İskoçya kralı olur. Elde ettiği güçten sarhoş olan adam, yaptığı suçlar ortaya çıkmasın ve şanı yürüsün diye kan dökmeye devam eder, aileleri öldürür. En sonunda ise intikam almak isteyen insanlar yüzünden hem İskoçya tahtını hem de canını kaybederek yaptıklarının bedelini öder. Cadılar ve şatolar her ne kadar şu an yaşadığımız hayatın bir parçası olmasa da, açgözlülük ve kibir belki de daha önce hiç olmadığı kadar hayatımızın bir parçası, belki de bu yüzden 4-5 asır sonra hala Shakespeare anlamını kaybetmedi.
Edebiyat
MacbethWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202529,5bin okunma