Bütün zamanların içinden senin bulunduğun zamana denk gelmek gibi bir şansım oldu.
Ve sanırım hepsi bu kadar.
Düşlesemde bir yanardağın tepesine tırmanıp bütün kâinatı izlemeyi sanırım hepsi sensin.
Sakurajima Dağı mesela, çok severim...
En az senin kadar.
Bütün bayağılıktan arındırılmış gibi hissediyorum.
Güler misin?
Lütfen gül biraz.
Ben gülerken gözleri tek bir çizgi olan bir sen seviyorum.
Yüzyıllardır yontuyorum kendimi, içimden bir insan çıkarıp koyuyorum bu kalabalığın içine, besliyorum onu, şarkılar dinletiyorum, sevişiyor, yiyor, içiyor, okuyor, küfür ediyor, çok küfür ediyor... seni seviyorum.
Birden bir dinginlik çöküyor üstüme.
Omuzlarım düşüyor.
Ne demişti Konfüçyüs "iyi insan, güzel söz söyleyen değil, söylediklerini yapan ve yapabileceklerini söyleyen adamdır"
Çok istedim iyi biri olmayı.
Ama kalbim kırılıyor, kalbim kırık, kalbim
Seni çok seviyorum.
Unut diyorum kendime.
Unut,
yahu sen de
Tutunmayıver
bu hayata bir yerden.
Sana tutunuyorum.
Merhametli oluyorum ben biliyor musun?
Kedi, köpek seviyorum.
Sonra bir canımı toprağın altına ellerimle yerleştirişim geliyor aklıma.
Özenle, ruhsuz bedenini toprağa koyuyorum.
Öperek.
Tutunuyorum sonra, sana
Kendimi kutluyorum sonra "ölmedin bu zamana kadar, helal olsun sana" diyorum
Kendimi alnımdan öpüyorum.