3/10
·104 syf.··
2026 95. kitabı
Rus edebiyatının ağdalı anlatımına nüktedan bir dokunuş yapılmak istenmiş ama fazla yoğun betimlemeler ve naftalinli kelimeler maalesef okuma zevkimi yok etti. Çok çarpıcı unsurlar okusam da tarihte de yaşandığı varsayılan bu olaya edebi bir açıdan yaklaşmayı çok becerememiş bence yazar. Ruhban sınıfı, din adamları, devlet büyüklerinin refahını halkın sefaletinin etkileyememesi yüzyıllardır süregelen bir durum her zamanki gibi. Eh, potansiyeli vardı ama üslup yorucu ve kafa ütüleyiciydi, öyle ki çarpıcı 2-3 bölümü de yuttu sömürdü benim gözümde.
1000Kitap
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma
10/10
·472 syf.·
2026 151. kitabı
Gönülleri Fetheden Adam EDDAİ Necati İlmen Necati İlmen’in kaleme aldığı "Gönülleri Fetheden Adam: EDDAİ", salt bir biyografi kitabı olmanın çok ötesine geçen, arkasına aldığı güçlü tarihî rüzgârla okuyucuyu derin bir yolculuğa çıkaran muazzam bir dönem romanıdır. Eser, 472 sayfa gibi oldukça hacimli ve kalın bir yapıya sahip olmasına rağmen, yazarın üslubundaki akıcılık sayesinde sayfaların nasıl aktığını fark ettirmiyor ve okuyucuya son derece keyifli bir anlatım sunuyor. Romanın temel odağında, Üstad Bediüzzaman Said Nursî hazretlerinin hayatı ve onun ilmek ilmek dokuduğu ölümsüz eseri Risale-i Nur külliyatı yer alıyor. Kitap, onun ömrünü adadığı imân davasını ve bu uğurda çektiği çileleri merkezine alırken, bu mübarek hayatı en ince ayrıntısına kadar, son derece detaylı ve kapsamlı bir anlatımla okuyucuya aktarıyor. Eseri biyografik muadillerinden ayıran en ilginç ve hoş düşünülmüş özelliklerinden biri kurgu tekniğidir. Roman, biyografik bir çizgide ilerlese de aslında otobiyografik ve kurgusal bir döngüye sahip. Hikâye, bir sahaf dükkanında Risale-i Nur’un bizzat konuşmaya başlaması ve oradaki diğer kitaplara Bediüzzaman Said Nursi hazretlerini anlatmasıyla açılıyor. Romanın sonunda ise hikâye yine aynı sahaf sahnesine geri dönüyor ve Risale-i Nur konuşmasını bitirip susuyor. Bu metaforik anlatım, kitaba harika bir derinlik katmış. Ayrıca romanda mekanların ortaklığı üzerinden yapılan zaman geçişleri de çok başarılı bir şekilde kurgulanmış. Mekan aynı kalırken, zamanın bazen geçmişe bazen de Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin son dönemlerine kayması, iki farklı devrin aynı dekor içinde iç içe işlenmesini sağlıyor ki bu da anlatıyı sıradanlıktan tamamen uzaklaştırıyor. "EDDAİ", içinde buram buram tarih barındıran, olayların kronolojik ve şeffaf bir şekilde ele alınmasıyla öne çıkan bir romandır. Roman
Edebiyat
Gönülleri Fetheden Adam EDDAİNecati İlmen · Sueda Yayınları · 201955 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Umandre
10/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 10:37
Mehmet Özdemir – Umandre: İlk Dokunuş 110 sayfalık, akıcı ve samimi bir roman. Kitaba adını veren 9 yaşındaki Umandre'nin, bir ödev kapsamında kitap yazmaya başlamasıyla gelişen olayları konu alıyor. Umandre; ailesini, günlük yaşamını, arkadaşlıklarını ve çekingen yapısını kendi kaleminden anlatırken, yaşadığı değişim ve gelişimi de okuyucuya hissettiriyor. Sade anlatımı, kısa bölümleri ve sıcak hikâyesi sayesinde keyifle okunan bir eser. Özellikle genç okurlar için güzel bir tercih. Okumayanlara tavsiye ederim.
1000Kitap
UmandreMehmet Özdemir · Arete Yayınları · 20262 okunma
Az kelimelerle birçok ruha dokunuş
9/10
·144 syf.··
2026 49. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 16:22
"Tüm dünyayı kucaklamak istedim; kollarım yetişmedi" ...Az sözle birçok şeyi ifade edebilen o muhteşem yazar Özdemir Asaf... En çok sevdiğim şairler arasında...İçindeki o bitmek bilmeyen sevgi ve anlaşılma arayışını, eserlerinde gizli bir hüzünle harmanlanması başlı başlına sizi götüren sessiz ve bir o kadar da rahatlatıcı bir yol. Ancak kitapta çok az yazı olduğu için bu beni tam puan olacak şekilde tatmin etmedi lakin Özdemir Asaf'ın kendi el yazısıyla yazdığı şiir denemeleri ve şiirlerin olduğu kağıtlar ile ona ait fotoğrafları görünce yaşadığı zamana gitmiş kadar da çok mutlu oldum. Okunmaktan ziyade müzelik bir kitap edasını taşıyor arkadaşlar. Bu yüzden kitabı elinize almak ya da almamak size kalıyor. Hayranı oldığum için ben kayıtsız kalamadım:) kıtaplarınızın ve huzurumuzun bol olması dileğiyle keyifle dinlenin arkadaşlar..
Bir Usta Bir Dünya : Özdemir AsafKolektif · Yapı Kredi Yayınları · 201538 okunma
10/10
·168 syf.··
2026 37. kitabı
Merhaba kitapsever dostlarım Hani bazı kitaplar vardır ya ilk elinize aldığınız anda sizi etkileyeceğini hissedersiniz. Tam olarak öyle bir eser ile geldim. Deneme türünde olan eseri bol bol altını çizerek okurken bir anda sonlara doğru kendimi yazarın hayatını okurken buldum. Aslında ince bir detaydı hepsi. Önce duygularını, hissettiklerini kaleme alan yazar, daha sonra bu hislere sebep olan olayları anlatmış aslında. Okurken kendinizden çok fazla şey bulacaksınız. İnsanız, imtihandayız ve bazen acılarımız ortak olabiliyor. O yüzden bir satırda kendi acına rastlamak insanı yalnızlıktan uzaklaştırıyor. Kitabı okurken bu dert sadece bende değilmiş, benim gibi olan başka insanlarda varmış diyorsun. Derdine çare olur belki diye de okumaya devam ediyorsun. Dertlerimiz bazen bir olsa da hepimizin yaşamla mücadelesi bambaşka. Ben Filiz Hanımın hikayesinden çok etkilendim. Sizlerinde okumasını çok isterim. Hayatla verdiği mücadelenin hepimizi etkileyeceğini düşünüyorum.
DokunuşFiliz Oruç · Mat Kitap · 20261 okunma
Puan vermedi·148 syf.··
2026 108. kitabı
Bugün sizlere okurken düşündürecek bir kitapla geldim. Asıl mesleği inşaat mühendisliği olan @vuslatvrlclk ’nun edebiyat dünyasına adım attığı ilk eseri “Ben Bu Dünyaya Ait Değilim”, isminin taşıdığı o tanıdık ve derin yabancılaşma hissini merkezine alan sarsıcı bir ruhsal uyanış romanı. Eser, İstanbul’un keşmekeşinde genel cerrah olarak hayat kurtarırken aslında kendi içindeki o derin boşluğu doldurmaya çalışan hassas bir kalbin, Yağmur’un hikayesini konu alıyor. Biraz nefes almak için çocukluğunun geçtiği Ordu’nun Ulubey ilçesine doğru yola çıkan Yağmur’un kaderi, yolda rastladığı feci bir kazada minibüste sıkışan Utku’ya yaptığı ilk müdahaleyle tamamen değişiyor. Bu ilk tıbbi dokunuş, sadece bir operasyon olmanın ötesine geçerek kaderin ağlarını ördüğü gizemli ve ilahi bir bağın başlangıcına dönüşüyor. Yazarın bir cerrah titizliğiyle kurguladığı bu satırlarda, insan ruhunun karmaşasını ve evrenin görünmez frekanslarını çok naif bir dille okuyoruz. Yağmur’un doğaya olan aşkına rağmen bu dünyaya ait hissedemeyişi, İstanbul’a dönüşünde babasının ani vefatıyla gelen o acı telefonla adeta paramparça oluyor. Ölümle hayat arasındaki o ince çizgiyi iliklerimize kadar hissettiğimiz bu zor günlerde, üniversite yıllarından beri gölgesi gibi yanında olan Yankı Bey’in karşılıksız sevgisi Yağmur’a sığınacak güvenli bir liman sunuyor. Ancak genç kadının zihni ve ruhu, sürekli o kazada hayatına dokunduğu Utku’ya doğru çekiliyor. İkilinin arasındaki bağ sıradan bir aşk hikayesi değil; adeta ruhun kendi frekansını bulma çabası ve derin bir iyileşme yolculuğu olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle kitabın içeriğinde yer alan “Yaradan’a Mektup” ve Utku’ya yazılan sızılı mektuplar o kadar samimi ve duygu yüklü ki okurken insanın boğazı düğümleniyor. Vuslat Varol Çolakoğlu, okuru sadece
Ben Bu Dünyaya Ait DeğilimVuslat Varol Çolakoğlu · Theseus Yayınevi · 20266 okunma