Çocuklara dair altı harfli bir başlık: Tu kaka!
5/10
·248 syf.··
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 23:48
Eserin dili sıcak, samimi, cana yakın ve oldukça akıcı. Mizah öğesini de güzel ele almış Yaşar. Ammavelakinnnn! İşlenilen temalar acaba gerçekten karakterlerin yaşamlarıyla uyumlu mu? Büyüklere saygı, yalnızlık, yabancılaşma, vefa, aile… Ana karakterlerden Selime teyze ile başlayalım. Yaşlanıp çocukları tarafından unutulmuş, kendi halinde, kocası Mustafa’nın ölümü ile yalnız kalmış, tatlı bir nine. Mi acaba? Beni bu kadar rahatsız eden kahramanın göklere çıkarılması çok ilginç geldi. Selime teyze, çocuklarının onu yalnız bırakmasından dert yanıyor ama kendisi çocuklarının ne kadar yanında olmayı seçiyor? İstediği şey çocuklarının onu yanına alması, onların hayatlarına dahil olmak, sosyalleşmek… Peki çocukların hayatları güllük gülistanlık mı? Kesinlikle hayır! Oğullarından Erkan , zengin ve kültürlü bir ailenin kızı ile evlenip sosyokültürel açıdan uçuruma düşmüş bir evlat. Annesini özlediğini söylese de hep ailesine yetmek için çok çalışmak zorunda. Karısı tatillerde Bülent ile baş başa tatile gitmek istiyor. Selime teyze ise niye onu da götürmüyorlar ya da neden onda kalmıyorlar diye dert yanıyor. Hatta karısını boşayıp yanına gelmesini diliyor ki torunlarına kendi baksın. Bu mudur olması gereken annelik? Nerde çocuğuna destek, nerde çocuğunun mutluluğuyla mutlu olma? Kızlarından Meral’e ne demeli? Bipolar bozukluk gibi çok ciddi bir hastalığı olan bir kadın. İyi ve kötü anları zirvede yaşıyor. Annesi kötü anına denk gelince bir daha aramıyor sormuyor uzun süre. Neden? Çünkü çocuklar annelerini arayıp sormalı. Meral tü ka ka! Ne faydası var ki onun? En üzüldüğüm karakter Meral sanırım. Çaresiz… Tekne kazıntısı olarak doğmuş doktor Yıldız var bir de. Aslında istememişler ama olmuş işte. Mustafa Bey ölünce Selime teyze kızın yüzüne bile bakmamış. Kız, hem öksüz
Edebiyat & Roman
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,8bin okunma
erkeklerin dünyasındaki "hastalıklı" kadınların yazarı
8/10
·123 syf.··
2026 37. kitabı
Çok uzun zamandır inceleme yazmamış olmamın verdiği paslanmışlığı bile hiçe saymak ve bu eser hakkında konuşmak istedim. Son zamanlarda Tennessee Williams okumalarını sık sık yapıyorum ve şimdilik hedefim, yazarın elime geçirebildiğim tüm oyunlarını okumak yönünde. Baby Doll, bir süre önce arkadaşımın okuduğu ve benim de okumak için can attığım bir eserdi, onun da vermiş olduğu heyecanla listemde sıra ona gelir gelmez hemen elime aldım. Eseri, yazar hakkında hiçbir şey bilmeden okuduğunuz zaman dehşete düşeceğinizi tahmin ederek kendi çapımda biraz yazardan söz etmek istiyorum: Williams, tiyatro dünyasına gelmiş geçmiş belki de en kendi kulvarında kalan, içinizi yakacak kapalı hikayelerin yazarı. Daha önce yazarın okuduğum oyunlarından yola çıkarak söyleyebilirim ki kadın hikayelerini işleyiş şekli gereği, tüylerinizi ürpertiyor. (Mesela Arzu Tramvayı) Kendisi eserlerine bolca yardımcı not bırakıyor, dekorundan ışığına kadar oyunu izlemiş kadar olacağınız detayları takip edince tat almaya başlıyorsunuz. Eserlerinde kendi hikayesinden parçalar gizliyor. Annesinin, ablasının, babasının nasıl kimseler olduğunu bilmek de bu açıdan işinizi kolaylaştırıyor zaten. Ablası, Rose, lobotomi ameliyatı olan ve belki de kardeşini en çok etkileyen figür olarak karşımıza çıkıyor. Zaten eserlerindeki kadın karakterlerin hastalıklı yapıları, işin sonunda akıl hastanesine çıkan yolları ve silik de olsa izini görebileceğimiz abla karakterleri de ondan geliyor. (Dikkat Çökme Tehlikesi Var'daki hayranlık duyulan ama ölümüne karşı hiçbir şey yapılamayan Alva'yı hatırlayın.) Anneleri, Edwina, ise katı ve ahlakçı yapısıyla çocukları üzerinde otorite kurmuş Güneyli bir kadındı ki yine eserlerde ondan gelme düşünce yapılarına, sözlere, ahlaki normlara kolaylıkla erişme şansınız var ama belki de tüm bunlardan
Baby DollTennessee Williams · Penguin Books · 19578 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hamnet veya Hamlet
5/10
·293 syf.··
2026 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 21:01
Hamnet Kişiler: Agnes: Shakespeare’in karısı, Doğan yetiştiricisi Susanna: Shakespeare ilk kız çocuğu Hamnet: Shakespeare’in oğlu ikiz Judith: Shakespeare’in kızı ikiz Mary: Shakespeare’in annesi John: Shakespeare’in babası Joan: Agnes’in üvey annesi Bartholomew: Agnes’in kardeşi Rowan: Agnes’in öz annesi Eliza: Shakespeare’in kız kardeşi Anne: Shakespeare’in ölen kız kardeşi Gilbert: Shakespeare’in kardeşi Edmond: Shakespeare’in kardeşi Caterina: Joanın kızı Joanie: Joanın kızı Margaret :Joanın kızı William: Joanın kızı James: Joanın oğlu Thomas: James: Joanın oğlu ******** Konusu; William Shakespeare'in 1596 yılında 11 yaşındayken veba veya benzeri bir nedenle ölen oğlu Hamnet'in hikayesini anlatıy-diyeceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü kitabın konusu tamamiyle Hamnet’in annesi Agnes, hayatı ve evlat kaybının kimliği üzerinde yarattığı üzücü bir süreci konu olarak ele alır. Roman, Shakespear’in eşi Agnes'in çocukluktan gençliğine, üvey anne elinden evliliğe olan yaşamını, aşkını, sıra dışı özelliklerine, kahinliğine, çocuklarına olan düşkünlüğüne -özellikle ikizlerin doğumuyla daha da perçinlenen- ve oğlu Hamnet’in ölümüyle yaşadığı acıyı anlatır. Shakespeare ise bu kederi sanatına dönüştürme sürecine odaklanır. Ki bunu zaten bizler biliyoruz. Bu kitap bize bilmediğimiz ailenin diğer fertlerini başka bir kurgusallıkla da olsa bize sunuyor. Gariptir ki kitapta Shakespear ismi hiç geçmez ve Hamnet’in annesinin gerçek ismi olan “Anne” de geçmez. Yazarımız böyle uygun görmüş olsa gerek. Yazarımız 2020 yılında 2020 Women's Prize for Fiction (Kadın Kurgu Ödülü) alıyor. Ve sanki bu ödülü almak için yankı oluşturmak adına zorla yazmış gibi hissettim.
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,6bin okunma
10/10
·578 syf.··
2026 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2026 21:50
Bu güzel eseri anlatmaya nereden ve nasıl başlayacağım şimdi, bilemiyorum. Elimden bırakamadım hep okumak istedim hep Efendimizi anmak istedim. Öyle çok içine aldı ki her gece okuduğum bölümler rüyama girdi. Ah keşke Efendimizin gül Cemal’ini de görseydim.. Şimdiye kadar okuduğum hiçbir kitabı sesli okumamı istemeyen 2 yaş kızım geceleri uyuturken kitabı sesli okumamı istedi. Nasıl mutlu oldum, tarif edemem. Mutlaka okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Dili oldukça sade ve akıcı. Kitabın sunuşu, 40 bölümden oluşması, her bölümde birer beyit bulunması, anlatıcının bülbül olduğu Efendimizden gül olarak bahsedilmesi gül-bülbül sevgisini ifade etmesi, olayların kronolojik sırasıyla anlatılması müthiş bir ahenk oluşturmuş eserde. Yalnız son bölüm okurken nefesimi kesti. Dünya bir handı her gelen vakti dolunca gidiyordu. Peygamberimizin bu handan göçüp gidişinin anlatıldığı son bölüm çok etkiledi beni. Herkes İçin Siyer - Medine Dönemi ve Herkes İçin Siyer - Mekke Dönemi kitaplarından sonra okuduğum en güzel kitaptı. Eseri uzun uzun anlatmaya gerek yok, okuyun okutturun.
1000Kitap
Hz. Muhammed (sav) için Bülbülün Kırk Şarkısıİskender Pala · Kapı Yayınları · 202413,5bin okunma
9/10
·205 syf.··
2025 2. kitabı
​Bu kitabı okumak, bir aynaya bakmak gibiydi. Dr. Mecdi el-Hilali, insanın kendi iç dünyasındaki eksikleri o kadar nazikçe yüzüne vuruyor ki, kırılmıyorsunuz; aksine onarılmak istiyorsunuz. Kitabı bitirdiğimde anladım ki; dünyadaki tüm o bitmek bilmeyen telâşe, kalpteki Allah sevgisinin boşluğunu doldurma çabasından ibaretmiş. O boşluk dolunca, dünya sadece bir hizmet mekanına dönüşüyor. ​Kalbinde bir diriliş, secdesinde bir lezzet arayan her okurun bu "muhabbet pınarından" içmesi gerek. ​"Allah’ı seven, O’nun katında olanı da sever; O’nun takdir ettiğine de razı olur."
Duygu ve Düşünce
Allah SevgisiMecdi El-Hilali · Beka Yayınları · 2013202 okunma
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2026 18:14
Traum halkı arasında, geçmiş zamanlarda ülkelerini büyülü yaratıkların ve yozlaşmış insanların zulmünden, sebep oldukları yıkımdan korumak için yola çıkan bir çocuğun hikayesi anlatılıyormuş yıllardır. Hikayeye göre, adı verilmeyen bu çocuk, karşısına çıkan pınarın suyunu içip rüyaya dalmış. Herkese rüyasında gördüğü altı doğaüstü varlıktan bahsediyormuş. Tekrar tekrar yattığı rüyalarda bu varlıklara ‘Omen’ adını takmış ve her birine birer büyülü nesne vermiş. (alıntı) “Çocuk taş sikkeyi tutan Omen’e Kurnaz Harami adını takmış. Mürekkep hokkasını tutana Bezgin Kâtip demiş. Taş kürekli Gayretli Kürekçi olarak anılmaya başlamış. Çan taşıyan Ahenkli Orman’ın Omen’i ise Sadık Ormancı olarak bilinmiş... Bellidine Uçurumlarının kutsal dokuma taşının sahibine de Kederli Dokumacı adı layık görülmüş… Ama altıncı Omen’in elinde hiçbir nesne yokmuş. Kendine dair hiçbir şeyi açık etmiyor, sadece narin kanatlı, soluk renkli bir güve olarak görünüyormuş. Kimileri kendini doğduğunuz an, diğerleriyse son nefesinizden hemen önce gösterdiğine inanır… Pınarın etrafına büyük bir katedral inşa edilmiş. Omen kendilerini ilk kez kimsesiz bir çocuğa gösterdiğinden daha fazlası rüyaya yatmak için buraya getirilmiş. Hepsi Aisling in kızları, saygıdeğer Kâhinler olmuşlar. Başa bir kral geçmiş ve Traum’un beş mezrası aynı inanç altında birleşip Stonewater Krallığı olarak anılmaya başlamış. Kralın şövalyeleri köyleri perilerden korumakla olduğu kadar inancı da savunmakla görevlendirilmiş…Kral da bir hükümdardan ziyade tanrılara kul olacağına, inancı kişisel çıkarları için kullanmaya kalkışmayacağına, kudret veya kibir namına Omen’i ve taş nesneleri aramayacağına yemin etti.” Bu hikaye yıllar yılı dilden dile aktarılmış ve katedral kutsal bir yere dönüşmüş. Her bir Omen için kimsesiz bir kız
Şövalye ve GüveRachel Gillig · Olimpos Yayınları · 2025230 okunma