Gitmek zamanı geldi. Artık yolun sonuna varıldı, Gözlerimden yaşlar süzülür, Kalbimden derin bir sızı Bir daha dönmem belki, Ama seni unutamam, Hatıralar kalacak, Sonsuza de yaşayacak Hoşçakal sevgilim, Elveda demek zor, Yollarımız ayrılsa da, Kalbim hep seninle kalacak. Nazım HİKMET
Alıntı
Yorulsam da yolumdan dönmem, her düşüşte biraz daha güçlenirim, Karanlık uzasa da bir yerlerde sabahı beklerim
Hayata Dair
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Güneşimi kaybettim Gözlerini görmem gerek Yaşamaya dönmem için Hasretini silmem gerek
Müzik
Sözüme güven, dönmem ben, kahpelik etmem Bu yola bi' baş koydum, seni kimseye yedirmem İçini rahat tut, başını hep dik tut Sabret, bu duvarları bir gün yıkacağız elbet Ben senden vazgeçmem Işıkları söndürseler bile Korkuma yenilmem Ellerim, kollarım tutmasın isterse Ben sensiz pes etmem Bir akıl versen bana, kurtulsa şu beden Bir isim bulsan bana duyanı ürküten Bir yol açsan ufukta, yollara düşsen Yeter ki inan bana, başka bi' şey istemem
En derinlerden…
Bir defa çıktım o kuyulardan, asla dönmem sanıyorsun. Sonra birden karşına başka bir kuyu daha çıkıyor, sanki, eski tanıdık bir dost görmüşsün gibi yeniden dibine iniyorsun. Karanlıktı ama nasıl oluyorsa mutlu ediyordu seni, son bir umuttu belki gibi ya da Şiddetli bir özlem… Ne farkeder ki, her kuyunun dibi aynı değil mi? Işığa karşı nefretidir ruhunun, sana karanlıkları sevdiren. Kimden ve nereden geldi bilmiyorsun! Gizliyorsun, renkleri ve çiçekleri sever gibi yaşıyorsun Oysa en huzur bulduğun yer soğuk ve karanlık bir kuyu…
İnsan ömründe bir tını yakalar bazen. Bu tınıyla yaşadıklarının ayaklarını yere bastığını hisseder. Mecburiyet ya da katlanma olmaksızın katılır her şeye. Bu tınıyı kaybettiğinde ise kendini ardından itelemesi gerekir yaşamak için. Bir zamanlar buranın da öyle güzel bir tınısı vardı ki benim için. İnancımı berkiten yakınlıklar vardı. Yazdıklarımda anlattıklarımdan daha fazlasını anlayanlar vardı. Ben öyle hissediyordum hiç değilse. Yazmanın bir şevki vardı benim için. Şair, hayata beraber başladığımız dostlarla da ayrıldı yollar bir bir diyordu. Herkes bunu yaşıyor sanırım sanalda da olsa. Sanal alemle gerçek alem dostluklarının kıyasın yapmayacağım. Çünkü sanırım artık, ikisi birbirine üstün tutulamayacak kadar birbirine karıştı ve kabul edildi. Muhit Dergi'nin bir sayısında "insanın yüz yüze hiç görüşmediği çok özel dostlukları olabilir. Bir masada oturup çay içmemiştir ama kelimeleriyle kurduğu bir ünsiyet vardır. Telefonun bir ucunda sadece sesini duymuştur ama aynı ideale bağlanmış olmanın gönül yakan güzelliği onları bir ve beraber kılmıştır." diye yazıyordu. Lakin bir nadideliği dillendirdiğini bildiğinden emin değilim. Bazen bize umut ve saadet aşılayan cümlelerin güzelliği anlatılanların bize rast gelmeyecek kadar nadide oluşunu görmemizi engelliyor. Bu cümleleri duyduktan ya da okuduktan sonra belli bir süre doruk bir inançla yaşayıp sonra birdenbire çakılıp kalışımız hep bundan. Kısaca olmayan sanal dostlarım üçbeşgün önce ayrıldığım inzivama yeniden dönmem yakındır.
Kahr Hevenkleri