10/10
·576 syf.··
2026 3. kitabı
Kitap Yorumu | Bülbül Kapanı 2 - Loresima Serinin devam kitabı olan bu ikinci kitapta Timur ve Ahu hem birbirlerinın yaralarını sarıyor hem de yeni darbelerle yuzleşıyorlar. Karakter gelişimleri çok gerçekçiydi. Özellikle Ahu'nun, Timur konuşmasa bile onu her şekilde anlayabilmesi, empati kurması beni çok etkiliyor. Özet: Ilk kitapta Ahu'ya karşı olan hislerini kendine bile itiraf etmekten çekinen, davranışlarına yansıtmaktan korkan Timur için, Kadife'nin vurulması adeta bir patlama noktası oluyor. Bu kitapta Kenan'a karşı yaptığı hamleler, ikilinin birbirine daha çok yakınlaşmasını sağlıyor. Sesli olarak dile getirmeseler bile; birbirlerine olan kıskançlıkları, merakları, korkuları... hepsi ortak. İnsanın konuştuğu her şey başına gelirmiş... Tıpkı Timur'un "memleketime dönmem" dediği halde, sevdalısı için dönmesi gibi. Kenan'ın dörtbir yandan köşeye sıkıştırılması, onu daha acımasız yapıyor; daha fazla öfkelenmesine ve saldırmasına yol açıyor. * Yorumum: Kenan'dan hâlâ nefret ediyorum. Özellikle saldırması gereken kişileri göz ardı edip, günahı olmayan insanlara — Biricik'e, Defne'ye ve diğerlerine — saldırmasını asla hazmedemiyorum. Ote yandan Timur'un kışkançlıklarına bayılıyorum! Ağız kulakta okuyorum o sahneleri. Özellikle o bar sahnesi... efsaneydi! Kıskançlıktan gözü dönünce, Ahu'nun sadece kendisine ait olduğunu kendine ikna ettirmek için kızın yanına gitti ve "Yaktığın ateşi söndür" dedi. Aşkın ilk kıvılcımları orada başladı zaten.. Çamaşır makinesinin üzerinde de devam etti. Akkadın favorim! Özellikle söylediği laflar, hakaret ettiği ama ağzına hakaret sayılmayacak sozleri... kahkaha atarak okudum resmen! Son sahneler yine... "Acaba üçüncü kitapta ne olacak?" diye bir sürü soru işaretiyle kaldı kafamda. Umarım yakın zamanda çıkar! Bu seriyi okurken en çok
Bülbül Kapanı IILoresima · Ephesus Yayınları · 20252,187 okunma
Senden Bir Tane Daha Yok
Puan vermedi·200 syf.··
2025 33. kitabı
“Bu kitap bana şunu öğretti: Kendimi kaybettiğim her yerde, yine kendime dönmem gerektiğini.” Miraç Çağrı Aktaş’ın Senden Bir Tane Daha Yok kitabı, insanın kendi değerini fark etmesi, kendine dönmesi ve hayatın yükleri altında ezildiğini sandığı anlarda yeniden ayağa kalkması için yazılmış bir farkındalık kitabı.Kitap, özellikle genç okurlar arasında çok seviliyor ve “kendine dönüş” temasını güçlü alıntılarla işliyor. “Bana çiçek açmayan hayatların toprağı olmayacağım artık.”Bu cümle, kitabın en güçlü tokatlarından biri. “Gösterilmeyen bir sevginin ne değeri var ki?”İlişkilerde değer görmenin ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. “Hiç kimseye acınızı göstermeyin, ateşinize kimin odun atacağını bilemezsiniz.”Bu alıntı, insanlara sınır koymanın önemini anlatıyor. “Önceliği sen olmayan hiç kimseyi hayatında tutma.”Kendine değer vermenin özeti gibi. “Varlığın kendine armağan olsun” cümlesi, kitabın ana mesajı. “Senden Bir Tane Daha Yok, benim için sadece bir kişisel gelişim kitabı değil; kendime dönüş yolculuğumun en sessiz ama en güçlü rehberi oldu.Artık biliyorum ki başkalarının gölgesinde değil, kendi ışığımda yürümeliyim.
Piskoloji
Senden Bir Tane Daha YokMiraç Çağrı Aktaş · Indigo Kitap · 20222,963 okunma
Reklam
Puan vermedi·464 syf.·
2026 363. kitabı
İlhan Berk kimdir?? Türk edebiyatı tarihinin en yenilikçi ve üretken şairlerinden biri olup, özellikle İkinci Yeni şiir hareketinin öncülerindendir. Behcet Necatigil’in deyimiyle şiirimizin "uç beyi" olarak kabul edilen Berk, şiir dilini sürekli değiştirip geliştirmiş, düzyazı, günlük ve deneme türlerinde de eserler vermiştir. Türk şiirinde "anlamı" arka plana iterek, sözcüklerin tınısı ve çağrışım gücüne dayanan, dilin sınırlarını zorlayan bir yapı benimsedi..Sanat hayatı boyunca tek bir şiir anlayışına bağlı kalmadı; ilk dönemlerinde toplumcu gerçekçi şiirler yazarken, zamanla bireysel, cinsel, tarihsel ve coğrafi temaları işlediği avangart bir çizgiye kaydı.Şiirlerinin yanı sıra deneme, günlük ve gezi yazısı gibi birçok farklı türde eserler verdi Gelelim Şiirin Çizdiği İlhan Berk’in 60 yıl boyunca edebiyat üzerine yazdıkları i ve edebiyattaki yolcuguna eşlik ediyoruz çokça şiir diliyle.. Kazısı dil olan bir kazıbilimcidir şair. Diller eğirir." S:315 Benim değişmek diye bir sorunum yok. Yani önceden bir kurama göre davranmam. Kuramı bana algılarım getirir.Çeşitli çağlarımın yaşamalarıdır bunlar. Onlara bütün olanaklarımı açarım. Bütün olanaklarımı ortaya koyarım.Bunun bir adı da kendimi şiire bırakmaktır. Şiirin çizdiği çizgiyi sürdürmektir. Şiirin çizdiği çizgi de o anımdaki duygular, o çağımdaki yaşamalardır. O anın, o çağın duyguları belirler kuramı. Bu yaşamalara, bu yaşamaların biçimlendirdiği özlere, biçimlere, şiirin koyduğu çizgilere karşı çıkmam. Şiir buyruğunu sürdürür.Bir çocuk gibi baktım ben şiire. Yöntemim de bir çocuk yöntemidir. Her kitabımda bir öncekine yabancılaştığımı duyarım. Birdenbire yazdıklarım beni ilgilendirmez olur.O zaman şiire yeni baştan başlıyormuşum gibi olurum.Zaten ben hiçbir zaman yazmayı öğrenemedim.Şiirin getirdiği her olanağa
Deneme, İnceleme, Edebiyat
Şiirin Çizdiğiİlhan Berk · Yapı Kredi Yayınları · 201923 okunma
Puan vermedi·395 syf.··
2026 9. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 19:23
Uzun bir Anita arasından sonra geri dönmem, serinin son kitaplarındaki yoğun cinsellik ve ilişki trafiğinden ne kadar bunaldığımı açıkça gösteriyordur . Bu yüzden Ölüm Listesi, benim için adeta temiz hava etkisi yarattı diyebilirim . Ve evet… Edward geri döndü. Sahne aydınlandı. Anita ve Edward’ın ABD federal ajanları olarak Pasifik Kuzeybatısı’nda kaplanadam cinayetlerini soruşturması, eski usul aksiyon ve gerilim dolu sahnelerle dolu. Polisiye soruşturma, ormandaki pusular, Harlequin’le karşılaşmalar... Tempo genelde yüksek ve Anita’nın iş başındaki halini görmek çok keyifli. Cinsellik dozajının da ciddi şekilde düşmesi büyük artıydı. Ardeur sahneleri minimumda, onun yerine özlediğim bol şiddet, kan ve doğaüstü tehdit vardı. Olaf’ın bile varlığı bu sefer katlanılabilir seviyedeydi. ( Spoi bunu yazmazsam olmaz okurken şok oldum çünkü Adam insanken tehlikeli değilmiş gibi bu kitapda Aslanadam oldu Olaf'ı tanıyanlar anladı demek istediğimi ) Yeni karakter Ethan da ilginçti, kaplanadam dünyasını biraz daha derinleştirdi. En sevdiğim kısım, Karanlıkların Anası tehdidinin nihayet daha somut hale gelmesiydi. Yıllardır biriken bu büyük düşmanla yüzleşmek heyecan vericiydi. Ancak sonu biraz hayal kırıklığı geldi. O kadar büyük bir tehdit birkaç paragrafta hallolunca Daha fazlasını bekliyordum acıkcası. Favori erkeklerim (Jean-Claude, Micah, Nathaniel) neredeyse hiç yoktu, onları epey özledim. Ama Edward’la ikili dinamik o kadar güçlü ki, bu eksikliği büyük ölçüde telafi etti. Kısaca: Serinin son dönemlerindeki en iyi kitaplardan biri bence. Eğer eski Anita + aksiyon + az romantizm istiyorsanız kesinlikle okuyun. Seriyi sevenler için öneririm, yeni başlayanlar için değil (önceki kitapları bilmek şart).
Ölüm ListesiLaurell K. Hamilton · Artemis Yayınları · 201683 okunma
Puan vermedi·308 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 18:15
Televizyon dizilerini izleyen ve takip eden biri değilimdir ama bu aileyi ilk olarak diziden öğrenmiştim ve merak edip diziyi izlemeye karar vermiştim. Daha sonra dizi yayından kaldırılınca oldukça üzülmüş ve sonrasında neler olduğunu merak etmiştim. Sonrasında Şirin Devrim’in bu kitabını keşfedince dünyalar benim oldu. Açıkçası kitaba başlarken "Acaba sıkılır mıyım?" diye bir korkum vardı ama kitabı açmamla şaşkına dönmem bir oldu. Şirin Devrim öyle bir anlatmış ki, sanki dışarıdan okumuyorum da olayları onlarla beraber birebir yaşıyorum gibi hissettim. ​ Kitapta beni benden alan şey ailenin o dolu dolu hayatı oldu. Özellikle Zeyd’in kısımlarına gelince kendimi "1001 Gece Masalları"nın içinde gibi hissettim. Bir bakıyorsunuz Paris’teler, bir bakıyorsunuz Ürdün, Amerika, Londra, İstanbul... Sürekli bir hareket, sürekli bir değişim. Konaktan konağa kültürsen kültüre ben de onlarla beraber o yeni yerlere yerleştim, o havayı soludum sanki. ​ İlişkileri, kuzenlerin birbirleriyle olan bağı ve çevrelerindeki o entelektüel kalabalık beni diğer etkileyen şeylerden biri oldu. Gerçekten sanatla iç içe, kendini müthiş geliştirmiş bir aileden bahsediyoruz. Oturmasını kalkmasını bilen, misafir ağırlamanın hakkını veren, gelişmekte olan Türkiye’nin o en güzel yüzünü temsil eden insanlar... ​ Ama benim için kitabın asıl zirve noktası kesinlikle Atatürk’ün olduğu kısımlardı. Atatürk’ün o evlere girip çıkması, ailenin onunla aynı sofrada oturup sohbet etmesi... Bunları okumak benim için gerçekten paha biçilemez bir duyguydu. Kendimi o sofranın bir köşesinde gibi hissettim. ​ Özetle; karşımdaki sadece bir biyografi değil, sanki içine girip yaşadığım bir dünya gibiydi. İyi ki o önyargımı kırıp kitabı okumuşum diyorum. Bir döneme şahitlik etmek böyle bir aileyi içlerinden birinin
Şakir Paşa AilesiŞirin Devrim · Doğan Kitap · 19981,611 okunma
Notre Dame'ın Kamburu
10/10
·656 syf.·
2026 9. kitabı
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo sadece bir hikâye anlatmıyor, sizi doğrudan eski Paris’in sokaklarına götürüyor. Katedralin gölgesinde geçen bu hikâyede 𝙌𝙪𝙖𝙨𝙞𝙢𝙤𝙙𝙤’nun yalnızlığı, 𝙀𝙨𝙢𝙚𝙧𝙖𝙡𝙙𝙖’nın masumiyeti ve 𝙁𝙧𝙤𝙡𝙡𝙤’nun iç çatışmaları öyle güçlü işlenmiş ki her karakter ayrı ayrı zihninizde yer ediyor. Paris kenti ise adeta başlı başına bir karakter gibi; sokakları, kalabalığı ve atmosferiyle hikâyeye ruh katıyor. Hugo’nun betimlemeleri sayesinde okurken sadece okumuyor, o dönemi yaşıyorsunuz. Akıcı dili hiç sıkmıyor, aksine sayfalar ilerledikçe daha da içine çekiyor. Kısa bir yorumla özetlemek gerekirse: Duygusu derin, karakterleri unutulmaz, atmosferi büyüleyici bir klasik. Bir müddet bu çağdan kopup ortaçağın o kasvetli ve tuhaf bir çekiciliği olan havasını soludum. Biraz fazla solumuş olmalıyım ki geri dönmem kolay olmadı, dönmek istemedim. Çok güzeldin...
Edebiyat
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Can Yayınları · 201942,2bin okunma
Reklam
Reklam