8/10
·328 syf.··
2026 154. kitabı
Bir Kere Daha #okudumbitti Bir anı geri alıp yeniden yaşama hakkın olsa, gerçekten daha iyi bir hayat mı kurardın; yoksa sadece başka bir pişmanlığın yolunu mu açardın? Bu kitabı @kitap_pinari_35 ’ın önerisiyle okudum ve iyi ki okumuşum. Çünkü Mitch Albom’la ilk tanışmamdı ve daha ilk bölümlerden şunu hissettim: Adam, gösterişe kaçmadan duyguyu tam yerine koymayı biliyor. Dil sade, akış pürüzsüz; ama “hafif” değil. Tam tersine, okurken içten içe yokluyor insanı. Hikâyeye bir sorgu odasında girmek bence çok iyi bir tercih. Dedektif LaPorta’nın karşısındaki Alfie, bir yandan “burada büyük bir numara var” hissi veriyor, bir yandan da o kompozisyon defterinin satır aralarında bambaşka bir hayat açılıyor. Okur olarak sen de dedektifle aynı yerde duruyorsun: Hem merak ediyorsun, hem temkinlisin, hem de sayfalar ilerledikçe duygun değişiyor. Alfie’nin “bir kez daha” diyebilmesi ilk başta insanın aklına en masum şeyleri getiriyor: çocukluk utançları, yanlış sözler, kaçırılmış fırsatlar… Hatta bir noktada “eh, ben de olsam düzeltirdim” diyorsun. Ama Albom’un güzel yaptığı şey şu: Bu gücü bir dilek hakkı gibi romantize etmiyor. Her geri dönüşün bir bedeli var ve o bedel bazen beklediğin yerden değil, en sevdiğin yerden kesiliyor. Ben en çok, Alfie’nin zamanla bu güce “yaslanmaya” başlamasından etkilendim. Çünkü hayatı ikinci denemeye bırakmak… kulağa güvenli geliyor ama aslında insanı içten içe çürüten bir konfor. “Nasıl olsa geri dönerim” fikri, cesaret gibi dururken bir noktadan sonra karakteri aşındıran bir alışkanlığa dönüşüyor. Ve kitap bunu yargılamadan gösteriyor; o yüzden Alfie’ye bazen kızarken bile onu tamamen dışlayamıyorsun. Gianna kısmı ise… kalbimin bir tarafını ciddi ciddi sıkıştırdı. Kitap, aşkı büyük cümlelerle değil, küçük kırılmalarla anlatıyor. Bazen
Bir Kere DahaMitch Albom · Destek Yayınları · 202645 okunma
9/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Herkese merhaba Bugün size Mitch Albom’un Bir Kere Daha kitabının yorumuyla geldim. Yazarın kalemiyle bu kitap sayesinde tanıştım ve gerçekten düşündüğümden çok daha derin bir hikâyeyle karşılaştım Zamanı geri alma fikrini merkezine alan kurguları zaten severim ama bu kitap bunu bambaşka bir yerden ele alıyordu. Alfie’nin hikâyesi ilk sayfalarda bir sorgu odasında Dedektif LaPorta ile başlıyor ve bu atmosfer kitabın başından itibaren gizemli bir hava yaratıyor. Alfie’nin çocukluğundan beri tuttuğu “Kompozisyon Defteri” açıldıkça ise aslında hepimizin içinde bir yerde duran o “keşke” duygusuyla yüzleşiyoruz. Bazı sayfalarda kendinizi onun yerine koyarken buluyorsunuz. Kitap boyunca en çok hissettiğim şey, zamanı geri alabilmenin bir armağandan çok ağır sonuçları olan bir yanılgı gibi anlatılmasıydı. Alfie’nin “nasıl olsa düzeltirim” düşüncesine sığınarak bazı anları tekrar tekrar yaşaması, insana konfor gibi görünen şeylerin aslında nasıl bir kaçış olabileceğini çok net gösteriyor. Gianna ile olan ilişkisi ise özellikle çok çarpıcıydı; bazı duyguların ikinci kez yaşansa bile aynı sıcaklığı taşımadığını hissediyorsunuz. Kitabın en ağır tarafı ise bence tam olarak bu: hiçbir anın gerçekten birebir geri gelmemesi. Aynı yere dönsen bile sen artık aynı kişi olmuyorsun, bu da her şeyi değiştiriyor.
Bir Kere DahaMitch Albom · Destek Yayınları · 202645 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Muhteşem bir başyapıt...
10/10
·1552 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 00:00
Neredeyse 1600 sayfalık bir romanın ardından konuşacak onca şey varken ben nereden başlayacağımı bilemiyorum çünkü bu, kelimelerinizi kifayetsiz bırakacak bir roman... Öncelikle kitabı okumadan önce şöyle bir yorumlarına bakayım derseniz inanın bana hiç olumsuz bir yorumla karşılaşmayacak ve herkesin "çok akıcı" yorumlarının ardından koşarak, büyük bir merakla bu kitaba başlayacaksınız. Hiç klasik okumamış bir insanın ön yargılarını kıracak, klasikleri seven bir insanı da hayran bırakacak bir kitap. Sayfaların su gibi aktığı, adeta bir aksiyon filmi izliyormuşumcasına heyecanla, gerilimle okuduğum, her bir olayda şok olduğum, kimi sahnelerde gözyaşlarımın pıt pıt sayfalara düştüğü, yani her duyguyu çok yoğun bir şekilde yaşadığım bir kitaptı. İnanın ki bunu canı gönülden, rahatlıkla ve abartmadan söylüyorum. Kitabımız; Pharaon adında bir geminin 2. kaptanı olan genç, yakışıklı ve yetenekli Edmond Dantes'in aylar süren deniz yolculuğundan dönmesiyle başlıyor. Dantes, yolculukta kaptanın öldüğü haberini veriyor ve geminin sahibi onun yeteneğine, dürüst kişiliğine ve başarısına güvenerek geminin kaptanlığını ona veriyor. Dantes bu güzel haberle birlikte evine, ardında onu bekleyen yaşlı babasının ve güzel nişanlısı Mercedes'in yanına dönüyor. Tam her şeyin güzelleştiğini düşünen, geldiği güzel mevkiiyle birlikte iyi para kazanıp babasına güzel bir hayat sunacak olan ve nihayet nişanlısıyla evlenecek olan Dantes, nikaha 15 dakika kala bir anda kendini jandarmanın kollarına buluyor ve bundan sonrası spoilera girecek olan olaylar silsilesine geçiş yapıyor. Gönlüm ister ki burada her olay hakkında konuşup sizlerle kritik yapabileyim ama maalesef ki bu mümkün değil. Sadece şunları söyleyebilirim; Bu kadar temiz kalpli, insanlara iyi niyetle yaklaşan, kimseye zararı olmayan
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202037,1bin okunma
10/10
·79 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 23:44
"Kelimelerin bazen suskunluktan daha ağır olduğunu hatırlatan, ruhun en kuytu köşelerine sızan bir eser. Bu kitapta sadece mısraları değil, şairin her bir dizeye nakşettiği o derin yalnızlığı ve umudu da okuyorsunuz. Bazı şiirler vardır; okurken size sadece eşlik etmez, sanki o an orada, tam yanınızda olduğunuzu hissettirir. Yazarın kullandığı imgeler o kadar canlı ki, her dizede kendinizden bir parça, belki de birinin sizi gerçekten anladığına dair o nadir huzuru buluyorsunuz. Duygu geçişleri o kadar samimi ve nahif işlenmiş ki, kitabın kapağını kapattığınızda bile mısralar zihninizde yankılanmaya devam ediyor. Kelimelerle örülmüş bir sığınak arayan herkesin bu kitaba bir şans vermesi gerektiğini düşünüyorum. Şiirle kalın HER YERDE ANILAR VAR Bu akşam da sensizliği mısralara işledim. Tükendi kelimelerim, soluverdi kalemim, Hasretine ağladım günlerce, kurudu gözlerim Çekildi benden ruhum, bedenimi tükettim... Arşınladığımız sokaklarda hala adın saklı, Oturduğumuz parklarda hala resmin kazılı, Ağladığın o balkonda hala durur gözyaşı, Vurup çıktığın kapıda hala hırkan asılı.. Her yerde anıların var, her yerde sen, Sensizlik nasıl bir yangın, keşke bir bilsen, Ardından bıraktığın enkazı, bir kere görsen, Eserini tanıyamazdın geriye dönsen..
1000Kitap
Senden ÖtürüÖmer Faruk Karaman · Kamutay Yayınları · 2025113 okunma
Her Yer Her Şey Aynı
10/10
·320 syf.··
2025 46. kitabı
Dünyanın bambaşka bir kıtasında yaşananlar aynı. İstiyorlar ki insanlar konuşmasın. İnsanlar uyandırmasın. Kim iyi bir şey yapıyorsa önüne taş koyuyorlar. Nereye dönsen aynı. Çığlıklar aynı. Acılar aynı. Ölenler aynı. Bu kitabı okurken nasıl ebeveyn olunur üstüne de çok düşünüyor insan. Nerde sınır çizmeliyiz. Nasil tavır almalıyız. Bir insanı yetiştirirken onu nasıl şekillendirebiliriz. İşte bunlar üstüne düşünürken bir şey çıkıyor ortaya "koşulsuz sevgi" eğer bir insana ki bu senin yavrun bile olsa koşulsuz sevdiğini hissettirsen evet onun iyi olmasını sağlayabilirsin ve maalesef her ebeveyn koşulsuz sevmiyor işte o yüzden toplumda çok hasta insan var çünkü Sait Faik'in de dediği gibi "Sevmek, bir insanı sevmekle başlayacak her şey"
Edebiyat
NisyanHéctor Abad Faciolince · Livera Yayınevi · 2024210 okunma
Seriye veda mı ettik şimdi?..
Puan vermedi·480 syf.··
2025 21. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2025 18:03
Gerçekten seri, genel olarak beni çok tatmin etti ve eğlendirdi. Bu vedaya çok da hazır değildim sanırım... Uncle Rick'in daha çok kitabı var ama diğerleri bu kadar olur mu bilmiyorum... Bu incelemeyi seriyi ne kadar sevdiğimi anlatıp doldurmayacağım. Sonrasında ileti olarak paylaşmayı düşünüyorum seri hakkındaki görüşlerimi ve kitap sıralamamı. Kitap, artık seriye veda edeceğimizi fazlasıyla hissettiriyordu. Son savaş kısmı herkes gibi bana da çok basit geldi. 5 kitap boyunca Gaia şöyle, Gaia böyle deyip de o kadar hızlı bir şekilde yenmeleri biraz saçma olsa da güzel ve tatlı bir vedaydı. Leo... Bunu spoiler'lı kısma saklayacağım çünkü hakkında söyleyecek o kadar çok şeyim var ki. Ayrıca genel olarak serideki çok kişili bakış açısını çok beğendiğimi sürekli söylüyorum. Bu durum bu kitapta çok daha ön planda ve etkileyiciydi. Aynı zaman diliminde iki farklı karakterin bambaşka yerlerde ne yaptığını okuyoruz ve aynı zamandan bu iki farklı bölüm birbirini etkiliyor. Tam anlatamadım sanırım ama bu durum savaş sahnelerinde çok daha öne çıkıyor ve yine çokça dediğim gibi gerçekten çok güzel ve etkileyici. Kitabın konusuna gelecek olursam bir yandan Nico, Reyna ve Koç Hedge'in Athena Pathreos (İnşallah doğru yazmışımdır ama hiç sanmıyorum) heykelini gölge yolculukla Melez Kampı'na götürmelerini diğer bir yandansa 2. Argo tayfasının son ve büyük savaşa yolculuklarını okuyoruz. Bu savaş kısmında tanrıların gelmesi özellikle Zeus'un Jason'la konuşması çok tatlıydı bence<3 Kitabımız, serinin başladığı karakterlerle yani Loe, Jason ve Piper'la son buluyor. Bu durum beni rahatsız etmedi açıkçası. Tamam, Percy ve Annabeth'i çok seviyorum fakat bu onların serisi değildi ki. Onları düşünerek başlamadım zaten hatta bu kadar ön planda olacaklarını bile bilmiyordum. Ayrıca kitaptaki
percy jackson
Olimpos'un KanıRick Riordan · Doğan Egmont · 20181,985 okunma