Saf Canavar — Bir Teslimiyet Anlatısı
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
Sema Kaygusuz'un Saf Canavar'ı, ilk sayfasından son sayfasına kadar tek bir görüntünün çevresinde dönüyor: leopar ile Mira arasındaki, dile getirilemeyen ama hiç kaybolmayan bağ. Roman bu bağı baştan kurar — kara batmış bir ormanda, "kendinden başka hiçbir şeyi içermeyen tastamam bir varlık" olarak beliren leopar, Mira'nın asla ulaşamayacağı bir bütünlüğün simgesidir. Mira ise bu tamlığın "artığı"dır — insan dişinden üretilmiş, hem ondan hem ondan değil. Romanın büyük kısmı, Mira'nın bu eksiklikle nasıl yaşadığını izler: topluma ortasından dahil olmuş biri olarak, başkalarının göremediği her şeyi çıplak gözle gören, ama hiçbir şeyin içine tam olarak ait olmayan bir varlık. Bu, klasik "yapay insan gerçek insan olabilir mi" sorgusunun bilimkurgudaki alışıldık biçimidir — ama Kaygusuz bu soruyu sona kadar taşımaz. Onun yerine soruyu iptal eder. Çünkü final, Mira'nın insanlığa doğru bir yolculuğun sonunda bir cevaba ulaştığını göstermez. Mira ve "kimerik" kardeşinin öldürmek üzere olduğu leoparı bir silahın önünden kurtarmak için kendini feda eder. İlk bakışta bu bir "tamamlanma" gibi okunabilir — Mira, ulaşamadığı tamlığı koruyarak ona dokunur sonunda. Ama bu okuma, romanın asıl sertliğini yumuşatır. Daha doğru ve daha acı bir okuma şu: bu bir teslimiyettir. Mira'nın seçimi değildir bu — sistemin ona bıraktığı tek çıkış kapısıdır. Roman boyunca kurulan baskıcı düzen, Mira gibi "artık"lara hiçbir gerçek varoluş alanı bırakmaz; ne insanların arasında bir yer, ne doğaya tam bir dönüş. Tek mümkün hareket, kendini bir başkası — daha "saf" olan, daha "tamam" olan bir varlık — için yok etmektir. Bu yüzden final bir aşkınlık değil, bir tükeniştir. Burada Saf Canavar'ın asıl canavarlığının ne olduğu ortaya çıkar: canavar, Mira değildir. Canavar, kendi ürettiği varlığa hiçbir
Duygu ve Düşünce
Saf CanavarSema Kaygusuz · Metis Yayınları · 202642 okunma
Puan vermedi
Hint kökenli, Trinidad doğumlu yazarı hiç duymamıştım. Oysa 2001 yılında Nobel de almış. Kendi yaşam öyküsünden izler taşıyan kitapta, Trinidad değil ama İsabella adlı bir ada mekan seçilmiş. Bir otel odasına kapanıp geçmişini 1. tekil kişili bir anlatımla yazan yazar, çocukluğundan siyasete atılış süreci , evliliği, Londra'daki yaşantısı arasında dağınık bir geri dönüş tekniği kullanıyor. Aklına o gün hangi anısı geldiyse onu yazar bir hali var. Bazı olaylar kurgu olsa da birçok yönüyle kendi yaşamını, özellikle sömürge toplumları sorgulamış yazar. Adından anlaşılacağı üzere sömürge ülkelerin Batı 'ya özenip kendi kültürlerinden uzaklaşması, daha doğrusu onları taklit etmesi ana konu. Yazar da İsabella adası, Hindistan, İngiltere arasında tam bir aidiyet hissetmeyişini anlatıyor. Sömürge ülkelerdeki siyaset üzerine öyle güzel tespitlerde bulunuyor ki birçok ülkeye uyan gerçekler bunlar. Yazar da zaten kendileri gibi en az 200 ülkede aynı siyaset anlayışı olduğunu söylüyor. Yani egemen güçlere bağlı, onların güdümünde yürütülen bir siyaset. Sol görüşte bir parti kurup bakanlığa kadar yükselen kahramanın ani düşüşü hiç şaşırtıcı değil. Benzer örnekleri gerçekte de bolca mevcut. Taklitçiler, kendisi olamayan insanların ve ülkelerin bir öz eleştirisi diyebilirim. Anlatım biraz dağınık olsa da anlaşılır nitelikte.
TaklitçilerV. S. Naipaul · Alfa Yayınları · 202438 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·216 syf.··
2019 15. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2019 00:00
Sizinde tek başınıza kaldığınızda bastırdığınız, reddettiğiniz, yargıladığınız, başkalarında gördüğünüz özellikleri kendinizde gördüğünüz oluyor mu? Bu gün @cagalogluyayinevi2 den #sanalbedenler kitabıyla geldim. Yayınevinden okuduğum ilk #bilimkurgu ve yanılmıyorsam tek aynı zamanda. Üstelik yazarı Dilay Nisa Vural 16 yaşında kaleme almış. Gördüm o bakışlarınızı, hayır efendim kitap yeni yetme ıvır zıvırlarla dolu değil bunu baştan söyleyeyim :) Sırf bunun için bile kendisini tebrik ederim. Eksileri yok mu? Tabi ki var, ama son zamanlarda bu türde çıkan kitaplara göre kıyaslarsanız ortalamanın üzerinde kalacaktır. Gelelim konumuza. Kapağından da anlaşılacağı üzere filmlerde görebileceğiniz bir dünya yaratılmış. Tamamen distopya havası hakim. 2107 yılında gözlerinizi açıyorsunuz kitapta. Herşeyin robotlaştığı, duygu ve düşüncelerden eser kalmadığı, niye yaşadıklarını bırakın, onları neyin yaşattığının bile farkında olmadıkları bir zaman. Kolonilere ayrılmış, her koloninin farklı bir amacı varmış gibi vazgeçilmiş bir dünya kısacası. Yine gördüm o bakışları, evet benzer konularda işlenen kitap hatta diziler, filmler var ama burada ki varmak istenilen sonuç farklı. İçime sinmeyen üç şey var. Birincisi: yazım yanlışları, ortalamaya göre fazlaydı maalesef. İkincisi: sanki fazla kolay oluyor, yani nasıl desem karakter çok çabuk alışıyor değişen şartlara. Fazla soğuk kanlı, evet dama dediği yerler oluyor ama toparlanma anlarına, anlam yükleme hızına, yaptığı planlara yetişemedim. Belki de benden bir asır sonra yaşadığından, herşeyin robotlar tarafından yapılmasına alışmış birinin daha yüzeysel davranması normaldir. Üçüncüsü: İki ayrı yerde başından geçenleri tekrar anlatıyor, fazla detaya girerek anlattığı için tekrara düşmüş haliyle. Lilly kolonilerden birinde yaşayan,
Gözlerin Ardındaki Sanal BedenlerDilay Nisa Vural · Cağaloğlu Yayınevi · 20184 okunma
Hayattaki gayemiz …
Puan vermedi·288 syf.··
2026 15. kitabı
"Bir hedef bulacaksınız, o uğurda çalışacaksınız, hedefinizi gerçekleştirmek için bir yol arayacaksınız, yol yoksa da o yolu yapacaksınız. Bir defa geçtiğiniz yoldan da bir daha geri dönmeyeceksiniz. Çünkü lüzumsuz geri dönüş başarısızlıktır, tekrara düşmektir, ufku kapatmaktır. Hedef bulmak, yol açmak ve aynı yoldan geri dönmemek... Hayattaki gayemiz budur."
İnsan Geleceğini Nasıl Kurar?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 20227,9bin okunma
Annemin Uyurgezer Geceleri
8/10
·440 syf.··
2026 33. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:46
Üç kuşak kadının hikâyesi… En çok da anneanne Şehbal Targut’un yaşadıkları sarstı beni. Romanın anlatıcısı Şehnaz’a ise zaman zaman kızdım. Kendi ayakları üzerinde duran, başarılı bir akademisyen olmasına rağmen E.’ye karşı bu kadar taviz vermesi beni okurken öfkelendirdi. Belki de bunun sebebi geçmişten taşıdığı yüklerdi. Çünkü bu romanda bir kez daha görüyoruz ki bazı hikâyeler annelerden kızlarına miras kalıyor. Ayhan Targut Varlı ise dışarıdan bakıldığında örnek bir eğitimci ve anne. Ancak uyurgezer olduğu gecelerde ortaya çıkan sırlar, Şehnaz’ın hayatını derinden etkiliyor. Romanda oldukça fazla geri dönüş (flashback) bulunuyor. Bu nedenle Ayfer Tunç okumaya ilk kez başlayacaklara bu kitabı önermem. Kitabı bitirdiğimde derin bir nefes aldım ve geriye şu düşünce kaldı: Kimse bulunmaz Hint kumaşı değil. Önce insan kendini sevmeli. Kendini seven insan, sevdiği kişiyi de incitmez.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 3. kitabı
Ayrılış! “Her sabah uyanış,sıradan dünyanın eşiğini aşmaktır.Bir çağrı gelir:içsel bir ses, merhametin ve kırılganlığın yankısı.İnsan,kendi içindeki karanlıkla yüzleşmek için yola çıkar.” Erginleşmek! “Yolda sınavlar vardır:yalnızlık,sabır, bekleyiş. Her karşılaşma bir öğretmen,her yara bir bilgelik olur.Balinanın karnında,sessizlikte yeniden doğar.Kendi içindeki şefkati keşfeder, kırılganlığını güç kaynağına dönüştürür.” Dönüş! “Artık geri döner:sıradan dünyaya ama sıradan olmayan bir kalple. Yanında taşıdığı armağan,merhametin sözü ve şiirin ışığıdır.İnsan, yolculuğunu başkalarıyla paylaşır;çünkü kahraman,yalnız kendisi için değil,tüm insanlık için dönüşür.” -“Kırılganlık,yolculuğun en güçlü zırhıdır.” “Her sabah,sıradan dünyanın kapıları aralanır. Bir çağrı gelir:içten bir ses,merhametin ve kırılganlığın yankısı. İnsan,alışılmış düzenin güvenli kıyılarından ayrılır. Arkasında tanıdık sokaklar,bildik yüzler kalır; önünde ise bilinmeyen bir yol,sessiz bir davet vardır. Mentor, bazen bir kitapta,bazen bir şarkıda, bazen bir dua cümlesinde belirir. O ses der ki: ‘Kendi içindeki ışığı bulmak için karanlığa adım atmalısın.’ Sevgilerimle
Kahramanın Sonsuz YolculuğuJoseph Campbell · İthaki Yayınları · 20171,174 okunma