"Çoğumuz, hayatımızı yıkıp yeniden kuracak kadar cesur değiliz. Onun için de bizi kimbilir nerede bekleyen gerçek mutluluğun peşinden koşamayız ama ne yazık ki insan ve mutluluğu dünyaya aynı yerde ve aynı anda gelmiyor.
Sanki sizi tamamlayacak öteki parçanız bir oyun gibi,bilmediğiniz bir yere fırlatılıyor.Ustelik ne kadar zamanınız olduğunu bilmiyorsunuz ve onu nerede,nasıl arayacaginizdan da haberiniz yok..."
Kadın duygularına en güzel tercüman olan Kürşat Başar'ın beni en çok etkileyen ve anlatım konusunda zirveye ulaştığı romanıdır başucumda müzik. Aşkı gerçekten hissetmiş bir kadının, hayatında neler silebilecegini ,neleri göze alabileceğini anlatan bir naif roman.Bitirdiginizde kalbinizde bir ince sızı bırakıyor...
”Her şey azdı ama bize yetecek kadardı.”
Son zamanlarda kiminle konuşsam hep geçmişi özlüyor ve tam da bu güzel alıntıya benzer cümleler kuruyor. Hepimizde endişe,umutsuzluk ve huzursuzluk hakim maalesef.
Ece Temelkuran da hepimizin üzerindeki bu kasaveti görmüş olacak ki,gün geçtikçe bulanıklaşan,her birimizin içinde boğulduğu hayatlarımızın üzerine bir projektör tutmuş ve bizi bize anlatmış bu manifestoda. Tüm dünya ve ülkece geçtiğimiz süreçlerin üzerimizde bıraktığı yıkıntılara sızlanmak,sürekli bir köşede düşünüp bunalmak yerine ne yapabiliriz,itildiğimiz ve sıkıştığımız koridorlardan nasıl kurtulabilirizin analizini yapmış okuyucularına.
Peki ya nasıl?
Nasıl çıkacağız bu saplandığımız yerden?
İnanarak,yaşam sevgimizi koruyarak, kardeş olmayı başaramıyorsak en azından arkadaş olarak ama “Hep Beraberce”
Tıpkı soğuk bir gecede,donmamak için birbirimize sokulmak gibi…
Çözüm bu kadar basit aslında değil mi?
”Nasıl bir dünya mı? Haksızlıkların olmadığı bir dünya… İnsanların hepsinin mesut olduğu,hiç olmazsa iş bulduğu,doyduğu bir dünya… Hırsızlıkların,başkalarının hakkına tecavüz etmelerin bol bol bulunmağı bir dünya…