DİK DURAN DİK DÖRTGEN
Soframdaki siyah zeytin gibiydi, kalbimdeki yerin. Dipsiz bir kuyu kadar derin! Kuytu bir yatak kadar serin! Çocukluğum kadar saf, gençliğim kadar uzak! Kalbime saplanmış kemik saplı bir bıçak! Her istasyonda bir hayat, her köyde bir bucak! Dünyaya gelmek, başlı başına tuzak! Çok yaban gezdim ben. Çok yoruldum. Hiç bilmediğim yerlerde hiç girmediğim evlerde uyudum. Hiç tanımadığım yataklarda uyandım. Hiç anlamadığım dillerde şarkılar dinledim. Hiç tanımadığım kadınlarla dans ettim. Sabahını bilmediğim gecelerde, kafayı çektim. Hiç bilmediğim dostlarım oldu benim. Hepsine şerefe dedim Geri vitesim olmadı benim hiç! Gittiğime dönmedim geri. Dokuz köyden geçtim ben! Bulamadım bir mezar yeri! Vasiyetin ne diye sorulursa, vaziyetimi bilmeyenler tarafından. Olmazda bir ihtimal, doğduğum yerde ölürsem. Dikine kazsınlar mezarımı. Hani dik duran dikdörtgen gibi. Babamla dedemin ara yerine. Mezar taşı falanda istemez! Başım dışarda kalsın. İsteyen görsün alnımın ak olduğunu. İsteyen tükürsün yüzüme! YILMAZ TİZGÖL/M0SKOVA/16 06 2020
Şiir
Düz, doğru, yamuk, dörtgen, dikdörtgen, silindir açılar boşa ve zaman kaybı; ters açıya odaklanın: hazine orada, yâni mutluluk!
Felsefe
Reklam
bunu beklemiyordum :))
-(Ben) Şimdiii bu dikdörtgenin alanını bu küçük karelerin alanına böleceğiz. Bölebilirsiniz dimi?? -(Birkaç kişi) Eveeettt biraz bekler misiniz öğretmenim. -(Biri) Öğretmenim hesap makinesiyle “LEBLEBİ” yazdım bakııın.
1000Kitap
Bazılarının ne geometrisi belli ne karekteri
Bunlardan ne üçgen olur ne dörtgen… Biz onlara direkt götgen diyoruz😏
"ATATÜRK'ÜN BİZZAT İCAT ETTİĞİ KELİMELER" Üçgen (Müselles) Beşgen (Muhammes) Dörtgen (Mustatil) Eşkenar üçgen (Müselles-i mütesâviyül-adlâ) İkizkenar üçgen (Müselles-i mütesâviyüssâkeyn) Açı (Zâviye) Dikey (Amûd) Yatay (Ufkî) Düşey (Şâkulî) Boyut (Bu'ud) Uzay (Mekân) Yüzey (Satıh) Alan (Mesaha-i sathiyye) Çap (Kutur) Yarıçap (Nısf-ı kutur) Teğet (Mümâs) Çember (Muhit-i dâire) Yay (Kavis) Kesit (Kesek) Oran (Nisbet) Eşit (Müsavi) Artı Eksi Türev (Müştak) Varsayım (Faraziye) Konum (Va'ziyet) Açıortay (Hatt-ı munassıf) Taban (Kaaide)
Bulunduğum konumu uzun süre düşündüm Sonra kendimi buldum. Ben aşk çemberine teğet geçen bir doğruyum. Tek tesellim hala “doğru” oluşum. Teğet geçme nedenimse; Çemberin sabit duramayışı... Eksiğim yok muydu? Vardı... Ben iki komşu dik kenar arasındaki açı kadar “dik”tim. 90 dereceydim yani. Seni de hep bir “hipotenüs” gibi Hep karşımda duracak sandım Lakin aldandım. Sen bir gün çekip gidince Üçgenimiz bozuldu. Ben de “iki vektör arasındaki bir açı” oldum. Üçgen olmalıydık oysa. Dörtgen olmalıydık. Beşgen olmalıydık. Ne bileyim çokgen olmalıydık. Ama asla “yamuk” olmamalıydık. Yamuğu hiç sevmem. Ne zaman yamuk dense Bir “Quasimodo” gelir aklıma. Ve içim cız eder Notre-Dame’ın kamburuna.
Edebiyat
Reklam
Reklam