Eğer böyle bir insan yaratabilse ömrünün beş yılını seve seve vereceğini düşünen öykücü, karşıdaki arsada ıslıkla bir Hollywood melodisinin öyküsünü çalan çocukların sesiyle düşünden uyanır. Melodinin adını söylemez ama öykünün ilerleyişinden bunun "Amerikan kovboyları" gibi, ellilerde sokakta kovboyculuk oynamaya meraklı çocukların söylediği bir melodi olduğu tahmin edilebilir. Çocuk arsanın karşısında bir an durakladıktan sonra karların içinde şekiller çizerek neşeyle oynamaya başlar. Bu kez aynı nakaratla ıslık çalarak arkadaşlarını çağırır. Buğra bunu çocuğun coşku-sunu ileten ritmik ve dinamik bir dille anlatıyor: Sonra çocuk, bir Afrika dansının vahşi figürleri ile bu ayak değmemiş ülkeye dalıyor. [Karla kaplı arsaya) Ve küçücük pabuçlar dördüncü okyanusta keşfedilen bu bakir adaya bayrağının armasını çiziyor: Bir dörtgen. Dörtgenin içine bir çapraz. Bu ne çılgın mutluluktur; fakat çocuk birdenbire donuklaşıyor: Bir kıta keşfedilmiştir, ama keşfedilen cennet de olsa, insan tek başına olduktan sonra neye yarar? Notası Hollywood'dan gelme ıslık yeniden çın çın ötüyor, sınırları aşıyor, camlardan sızıyor, anne kulaklarının sansüründen sıyrılarak, soba başlarında pinekleyen bacaksızların kafalarında anarşist yankılar buluyor.
Sayfa 12·Kitabı okuyor
Derken kırmızılı oğlan bir sülüne ateş etmeye başlıyor. Mavili oğlan bir kenara itiyor onu. 'Amcam İngiltere'nin en iyi atıcısıdır. Kuzenim tilki avı ustasıdır. Övünme başlıyor. Ben övünemem, çünkü babam Brisbane'de banker, ben de Avustralya aksanıyla konuşuyorum." "Tüm bu kargaşadan," dedi Neville, "tüm bu kargaşadan, itiş kakıştan sonra geldik. Bu önemli bir an gerçekten - gerçekten yüce bir an. Kararlaştırılmış bu okul binasına bir lort gibi geliyorum. Bu bizim kurucumuz; avluda, bir ayağını kaldırmış duran bizim şerefli kurucumuz. Kurucumuzu selamlıyorum. Bu hoşgörüsüz dörtgen avlularda soylu bir Romalı hava asılı durur. Sınıflarda ışıklar şimdiden yanmış. Buralar, laboratuvarlar da olabilir; şurası Latin dilinin kusursuzluğunu keşfedeceğim, iyi kurulmuş cümlelere sağlamca basacağım; Vergilius ile Lucretius'un üstün ses uyumlu altı ayaklı dizelerini apaçık telafuz edebileceğim; Catullus'un aşklarını asla sönük ya da soyut olmayan bir tutkuyla sayfa kenarları çizgili dört sütunlu büyük bir kitaptan ilahi söyler gibi okuyacağım kütüphane. Ayrıca gıdıklayan çimenlerin arasındaki tarlalarda yatacağım. Kule gibi karaağaçların altında arkadaşlarımla yatacağım. Hah, işte müdür. Ne yazık ki alay duygumu tahrik ediyor. Çok kaypak tavırlı, parktaki bir heykel gibi...
Sayfa 22 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 15.Basım, Ocak 2026·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Orta taş çağı
Günümüzden yaklaşık 12.000 yıl önce, buzul çağı sona ererek, dünyada bugünkünü andıran yeni iklim koşulları belirmeye başladı. İklimin değişmesi ile birlikte yeryüzünde bitki örtüsü değişti. Buzul çağının iri cüsseli ve çok güçlü hayvanları yerlerini daha küçük fakat çevik hayvanlara bıraktı. İnsan toplulukları gezgin hayatlarını terk etmeye, doğal yiyeceklerin bol bulunduğu sulak yerleri tercih ederek, sürekli oturabilecekleri yerleşmeler kurmaya başladılar. İnsanlar, bu yeni dönemde, sürekli göçmeden yeterli yiyecek bulacağı koşullara sahip olduğundan yuvarlak planlı, çatılmış ağaç aralarını dallarla örüp, üstü sıvanan konutlar yapmaya başladılar. Tarımla ilgili ilk denemelerin sürdüğü bu dönemde, ev içinde ya da çevresinde yiyecek işlemek ve depolamakla ilgili küçük kiler ya da depolar gibi öğeler belirmeye başladı. İnsanların yiyecek fazlasını sürekli ve güvenilir bir kaynağa dönüştürme çabası, büyüme ve bölünmeye olanak tanımayan yuvarlak konutların yapım geleneğinin zaman içinde değişmesine ve yeni bir dönemin habercisi olan dörtgen planlı yapıların ortaya çıkmasını sağladı. Bir ara dönem niteliği taşıyan bu döneme “ orta taş çağı” denir. Anadolu’da, bu dönemde, yaşamını avcılık ve yoğun toplayıcılık ekonomisi ile sürdüren, yuvarlak konutlarda yaşayan insan kümelerinin yerleşme yerlerinin çoğu Toros dağları’nın güneyi, iç anadolu, göller yöresi ve Marmara bölgesinde yoğunlaşmıştır.
Sayfa 27·Kitabı okudu
1931. Abdullah b. Mes'ud (radiyallahu anh) şöyle haber vermektedir: Rasulullah (sallahu aleyhi ve sellem) yere bir dörtgen çizdi.Dörtgenin ortasına, onu bir kenarından keserek dışarı çıkan bir çizgi çekti. Ortadaki bu çizginin iki yanından ona doğru birtakım küçük çizgiler daha çizdi. Sonra çizgileri göstererek şöyle buyurdu: "Şu ortadaki çizgi insandır. Şu etrafındaki çizgiler ona musallat olan dert ve ıstıraplardır. İnsan bu dertlerin birinden kurtulsa, öteki gelip çarpar. Kare çizgileri onu kușatan ecelidir. Dıșarıdaki çizgi ise emelidir"
Sayfa 334 - Hadis sahihtir. (Hâkim, Müstedrek, 2/497)·Kitabı okudu
Zühd Hadisleri
Bu dil dönüşümüne öncülük eden Mustafa Kemal Paşa, terimlerin Türkçeleşmesine de öncülük etmiş ve o günden bu yana kullanılan “açı, yandaş açılar, üçgen, ikizkenar üçgen, eşkenar üçgen, dörtgen, beşgen, teğet, yay, çember, artı, eksi, çarpı, bölü” gibi terimleri bulmuştur.
Sayfa 211
Bütün dünya, bütün insanlık, bu kumar bağımlısı için dörtgen çuhada eriyip yok olmuştu.