Ana - Maxim Gorky
2/10
·350 syf.··
2026 4. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 23:10
Kitap / Book: Мать / Mother / Die Mutter / Ana – Maxim Gorky, 1906 Tür / Genre: Toplumsal roman, politik kurgu Social novel, political fiction Dönem / Period: 20. yüzyıl başları – Rusya Early 20th century – Russia Ana, işçi sınıfının uyanışını bir annenin dönüşümü üzerinden anlatan güçlü bir romandır. Pelageya Nilovna’nın korkudan bilinçlenmeye uzanan yolculuğu, bireysel cesaretin kolektif mücadeleyle nasıl şekillendiğini gözler önüne serer. Gorki, devrim fikrini soyut sloganlar yerine insani duygular ve fedakârlık üzerinden aktarır. Mother is a powerful social novel that portrays the awakening of the working class through the transformation of a mother. Pelageya Nilovna’s journey from fear to awareness highlights how personal courage evolves into collective resistance. Gorky presents revolutionary ideas through deeply human emotions rather than ideology alone. Yorum: Gorki, sözde bir annenin gözünden Rusya’daki devrimci hareketi anlatmayı amaçlar, ancak anlatım dili ne yazık ki oldukça beceriksiz ve tek bir karakter etrafında dönüp duran tekdüze bir yapıya sahiptir. Roman olmasına rağmen çok seslilikten yoksun kalan anlatı, zamanla monotonlaşır ve okur için sıkıcı bir hâl almaya başlar. Hikâye boyunca ne güçlü bir gerilim ne de belirgin bir doruk noktası sunulur. Review: Gorky attempts to portray the revolutionary movement in Russia through the perspective of a mother; however, the narrative style remains rather clumsy and limited to a single character, resulting in a monotonous structure. Despite being a novel, the story lacks depth and narrative variety, gradually becoming dull. It offers neither a strong sense of tension nor a compelling climax. #maximgorky #Ana #russianliterature #ClassicLiterature #gorky
AnaMaksim Gorki · Oda Yayınları · 201934,4bin okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2026 34. kitabı
Cemal Süreya’nın altıncı ve son şiir kitabı Güz Bitiği, 1 Nisan 1988’de yayımlanmıştır. Sıcak Nal’dan sadece bir gün sonra çıkan kitap, aynı yıl Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü kazanmıştır (Sıcak Nal ile birlikte). Kitap, şairin olgunluk döneminin en damıtılmış, en içe dönük ve veda havası taşıyan eserlerinden biri olarak kabul edilir. Kitap toplam 56 sayfa civarındadır ve şu bileşenlerden oluşur: 1 düzyazı 20 şiir 1 şarkı 11 beyit 16 dize Süreya, kitabı “tek bir şiir” olarak nitelendirmiştir. Parçalar ayrı ayrı başlıklı gibi dursa da bütünsel bir akış ve tek bir duygusal/melankolik tonda ilerler. Adı, Doğu Perinçek’e göre Dîvânü Lugati’t-Türk’teki “Ay Bitigi”nden (askerlerin ad ve azık defteri) esinlenmiştir; “güz” mevsimiyle birleşince sonbaharın bitiş defteri, hesaplaşma ve veda anlamı taşır. Biçimsel çeşitlilik (düzyazıdan beyite, şarkıya) kitaba zenginlik katar. Şiirler genellikle kısa, yalın ve imgelerle örülüdür; gösterişli imgelerden ziyade suskunluklar, eksiltiler ve sezdirme ağır basar. Temalar Aşk, Ayrılık ve Yalnızlık: Kitabın kalbi burada atar. Şiirlerin çoğu “Keşke yalnız bunun için sevseydim seni” dizesiyle biter. Bu nakarat, sevgiyi basit anlara (bir çay içmek, bir bakış, bir yürüyüş) indirgerken aynı zamanda derin bir pişmanlık ve kabulleniş taşır. Zaman, Ölüm ve Veda: Sonbahar (güz) metaforu hâkimdir; sararan yapraklar, soğuyan hava, bitiş hissi. Şair adeta kendi şiir serüvenine ve hayata veda etmektedir. Melankoli dinginliğe, kabullenişe evrilir. İnsan İlişkileri ve Varoluş: Günlük hayat imgeleri (banliyö treni, çay, sokak, nalburlar) üzerinden evrensel duygular işlenir. Yalnızlık “ovanın düz oluşu gibi” yalın ve kaçınılmazdır. Kitap, İkinci Yeni’nin imgeci, yenilikçi dilinden uzaklaşarak daha olgun, daha doğrudan ama hâlâ derin bir üsluba
Güz BitigiCemal Süreya · Can Yayınları · 2020947 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Selam haydi gelin hep birlikte bir maceraya doğru yol alalım. Doruk, Sena, Ayaz, Aylin Teyze ve Lumo :) Aylin Teyze meraklı mı meraklı bir Makine Mühendisiydi. İcat yapmayı sever vekahvaltı sofralarına hep yeni icatlarını getirirdi. Bu sefer de tost makinesi ile gelmişti. Ve Sena dahil diğer mücitleri de o sabah davet etmişti. Ve tost makinesinden çıkan dumanla birlikte de zamanda yolculuk başlayacaktı. Yerebatan Sarnıcı, Ayasofya, Topkapı Sarayı, Galata ve Kız kulesinde zamanın silinmesine izin vermeyip başarılarını elde ettiler. Biz varken siz ne yapmaya çalışıyorsunuz dediler :) Görevleri bittiğinde ise yine Ayaz yüzümü güldürdü. İstanbul’un beş hazinesinin taş ve tuğla olmadığını, geçmişten gelen bir ses ve tarihin tam merkezi olduğunu, onlara sahip çıkmak yarınlarımızı güvenle inşa etmenin önemini yazarımız son bölümde bizlere açıklamış. tarih sadece yapılardan, mekanlardan ibaret değildir. İnsanların hikayelerini de içinde taşır. unutmamak, zamanı yeniden yaşatmaktır. geçmişi unutmayanlar, geleceği aydınlatır. karanlık korkuyla beslenir! Cesur düşünün! çocukların severek okuyacağı bu eseri biz de severek okuduk. @funda.yalcinkayaa @birokuryazargezer #sedosokudu #instagram #bookstagram #keșfet
Zaman Dedektifleri / Sarnıcın SırrıFunda Yalçınkaya · Gülbey Yayınları · 20268 okunma
Çocukluk Masumiyetiyle Yüzleşmenin Buruk Hikâyesi: İlk Namaz
8/10
·72 syf.··
2026 62. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 01:54
Ömer Seyfettin’in zamansız eseri İlk Namaz, yazarın kendi çocukluk hatıralarından beslenen otobiyografik başlık öyküsünün yanı sıra Dama Taşları, Makul Bir Dönüş, Gizli Mabet, Havyar, Yemin, Bir Vasiyetname, Nokta ve Çanakkale’den Sonra gibi Türk edebiyatının hafızasına kazınmış birbirinden güçlü öyküleri bir araya getiren muazzam bir derlemedir. Kitaba adını veren İlk Namaz'da, yetişkinlik yıllarının karmaşasında yönünü kaybetmiş bir insanın, annesinin kendisini çocukken şefkatle ilk sabah namazına kaldırışını hatırlayarak yaşadığı o derin ve buruk içsel hesaplaşmaya tanık oluyoruz. Aradan geçen 15 yılın ardından bu anıyı anımsadığında, geçen zamana, harcanan boş vakitlere ve hayatın koşturmacası içinde yitirdiği o emsalsiz huzur duygusuna derinden üzülür. Yazarın bu buruk sevinci ve sorgulaması, aslında hepimizin hayatında yaşadığı "ilklerin" unutulmazlığını ve zamanla uğradığımız değişimleri yüzümüze çarpıyor. Gizli Mabet ve Makul Bir Dönüş gibi öykülerindeki keskin batılılaşma eleştirileri, sosyolojik gözlemleri ve ironik üslubuyla dönem toplumunun zihniyet yapısını nasıl ustalıkla masaya yatırdığını görüyoruz. Yemin ve Bir Vasiyetname gibi hikayelerde insan doğasının vicdani ve ahlaki çıkmazlarını işleyen yazar, kitabın kapanışını yapan Çanakkale’den Sonra ile okuyucuyu vatan sevgisi, fedakarlık ve milli şuurun doruk noktasına ulaştırarak kalbinden vuruyor. Sade, akıcı ve parmak sallamadan doğrudan ruha dokunan bu usta işi anlatım, çocukken zorunlu okumalarda gözden kaçırdığımız derin toplumsal eleştirileri ve sarsıcı gerçekleri yetişkin bir gözle yeniden keşfetmemizi sağlayan zamansız bir başyapıt niteliği taşıyor. #ilknamaz #ömerseyfettin #gizlimabet #çanakkaledensonra #türkklasikleri #hikaye #öykü #kitapincelemesi #1000kitap #okudumbitti #kitaptavsiyesi
Öykü
İlk NamazÖmer Seyfettin · Kapra Yayıncılık · 20211,108 okunma
8/10
Bir serinin daha sonuna gelmiş bulunmaktayım. Seriye ilk başladığımda doğru söylemek gerekirse büyük umutlarım yoktu. Sıradan genç yetişkin fantastik olduğunu varsayarak düşük beklentiyle başlamıştım. Fakat üç kitap da beni oldukça şaşırttı. Serinin genel hikayesi her bir kitapta seviye atlayarak ilerledi. Çok sürükleyici, bir çok duyguyu yaşatan, son kitapta ise bunları doruk noktasına ulaştıran türdendi. Tabiki bu güzel hoş özelliklerinin yanında kusurları da vardı. Mesela Abe karakteri veya Marcus. Ikisi de bir sus artık çek çeneni demek istediğim karakterlerdi. Bir de Anna karakterinin bazen olaylara verdiği saçma tepkiler sinir etti. Kübra kendine gel repligini yapasim geldi suratina bir tane çarpıp sjjsjs. Velhasılkelam fantastik kitapları okumaktan hoşlanan herkese bu seriyi tavsiye ederim. Pisman olmayacaksınız.
Yalnız CadıRuth Warburton · Martı Yayınları · 201695 okunma
Kitabı yazdığı dille bir cümle yazmak isterdim :)
9/10
·342 syf.··
2026 206. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:27
Erotizmin en doruk noktalarını ve insanların açık açık konuşmaktan korktuğu her noktayı ustalıkla kaleme almış. Kendisinin de bahsettiği gibi şeytancasına içten biri.. Bütün bunlar elbette ağıza alınmaza dair simgesel konuşmalar ve cinsellik insan doğasında olmayan bir şey değil. Bu kadar sansür gerektirecek metinler olmasa - tüm alıntılarımı filtreleyerek paylaştım - muhtemelen dünyanın sayılı yazarları arasında yerini alırdı ki kendine yarattığı tarzıyla - biyografi, mistisizm ve felsefe - okurların dünyasında zaten yine de sayılı yazarlardan biri. Ne taraftan baktığınıza bağlı :) Bugüne kadar yengeç dönencesi ve oğlak dönencesi olmak üzere iki kitabını okudum ve hayatının belirli kısımlarını onunla birlikte yaşamış oldum. Anne karnından itibaren çocukluk ve yetişkinlik dönemine kadar en ince en sapkın duygularına şahit oldum. Yaşadığı mistik anlarda onunla birlikte farklı dünyalara girdim. Yeri geldi aynı felsefi görüşü paylaştım. Annesi tarafından sevilmemesi, yaşadığı yerin aptal insanları arasında sırıtışı hepsine şahidim. O sevilmediğinde ben de sevilmedim. Onunla birlikte küfredip insanlara tükürdüm. Bu serseri ve kaçık abimizin herkese hitap etmediği açık. Ama meraklısını fazlasıyla besleyen, yer yer de eğlendiren bir tarafı var. Benim için etkisi oldukça büyük oldu. Ama fazla erotizmden rahatsız olacaklar için… evet, pek uygun bir yatırım değil. Çeviri kısmına da değinmek gerekir. Avi Pardo dışında bir çevirmenin işinden bu kadar keyif alacağımı pek düşünmezdim. Sokak dilini oldukça iyi yansıtmış. Bazı çevirmenler vardır; kitabı değil, çevirmeni seçtirir. Bu da onlardan biri. Henry Miller ile tanışmamı sağladığı için ayrıca teşekkür borçluyum.
Oğlak DönencesiHenry Miller · Siren Yayınları · 2014741 okunma