ya payım ben? İvan dişlerini gıcırdatıyordu. Dostum, ben de her şeye rağmen centilmen olmak, başkalarının gözünde de böyle görünmek isterim. Fakirim ama, pek namuslu olduğumu söyleyemem. Toplumun bem düşkün bir melek sayması genelleşti. Ama nasıl, ne zaman melek olabildiğimi hiç aklım almıyor. Böyle bir şey varsa da çok eski bir geçmişe ait olmalı; artık unutulsa da günah sa yılmaz... Şimdi yalnız şerefli bir insan adına değer veriyorum; gelişigüzel yaşıyor, hoş görünmeye çalışıyorum. İnsanları iç ten severim ben. Ah, pek çok bakımdan kötü şeyler söylediler benim için! Şurada, bazen, aranıza katıldığım zaman hayatım gerçekleşiyor; en çok bundan hoşlanıyorum zaten. Senin gibi benim de fantastik şeylere hiç tahammülüm yok, bunun için yeryüzündeki gerçeği severim. Burada her şey belli; formül ler, geometri falan var. Oysa bizde sadece birtakım belirsiz denklemler.. Burada dolaşıp hayal kurarım. Hayal kurmayı severim. Ayrıca yeryüzündeyken kendimi kör inançlara kap tırıyorum. Evet, gülme rica ederim: Bu durumdan hoşlanıyo rum üstelik. Aranıza karışınca bütün âdetlerinize ayak uydu ruyorum. Hamama gitmeye bayılırım, inanır mısın? Orada tüccarlarla, papazlarla birlikte kızgın taşın üstünde buharda terlemek pek hoşuma gider. Biricik emelim, temelli, kesin olarak insan haline girip şöyle yedi pud'luk 21 şişko sko bir tüccar ka-olmak, onun inandıklarına inanmak. Kiliseye uğrayarak yürekle bir mum yakmak; idealim bu oldu, gercekten raşmaktan zevk almaya başladım. Baharda çiçek hastalığı O zaman bütün acılarım dinecek. Bir de hastalıklarımla hoy gosterince çocuk bakım evine koştum, aşılandım. O gün, asal keyiflendiğimi bilemezsin! "İslav kardeşlerimiz" için on mable bağışta da bulundum. Ama sen dinlemiyorsun. Bugün testin yerinde değil galiba. Centilmen bir an sustuktan
Sayfa 850·Kitabı okudu
Gene yakınmıştım [en iyi yaptığım iş]:“ Türkiye’de geçmiş geçmiyor, gelecek gelmiyor dostum.”
Sayfa 201 - Everest yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Mustafa Kemal'den corinne'e dokuzuncu mektup..
17 mayıs 1915 Maydos Karargahı (Çanakkale) Aziz dostum, Son kartınız, Maydos'a Fethi'nin bir zarfı içinde geldi. Siz ki benim hayatımı takip etmekten memnun olmak istersiniz. Siz ki her şeyden haberiniz olduğunu iddia edersiniz. Nasıl oluyor da benim muharebe meydanında bulunduğumu öğrenmediniz? Bunun benim hatam olduğunu mu söylemek istiyorsunuz? Tabii, değil mi, cidden hayret ettiniz sanırım. Ben Maydos'ta bulunur, gece gündüz düşmanla savaşırım da aziz dostum Corinne bunu bilmez ve kartları ile mektuplarını bermutad Sofya'ya gönderir, bunları da benim yerime hep Fethi Bey alır. Vaziyet Çanakkale Boğazı'nda biraz buhranlı bir hal kesbedince, aziz dostunuz Nuri'nin eski mevkii olan Tekirdağ'a gidip orada bulunan bir fırkamızın kumandasını deruhte etmemi isteyen gayet müstacel bir telgraf aldım. Yeni dostlarıma! veda bile edemeden hemen Sofya'dan ayrıldım, Biliyorum ki bu benim tarafımdan bir nezaketsizlikti. Mısır'a gitmeden ve Kudüs'te istirahate karar vermeden sizde bir akşam yemeği yiyen ve size hararetle veda eden Nuri hiçbir zaman benim gibi hareket etmek istemez. Neyse 24 saatte Tekirdağ'da hazırdım ve bir fırka teşkili ile meşgul oldum. Sonra teşkil ettiğim fırka ile Maydos'a gitmek ve orada bulunan bütün kuvvetlerin kumandasını üstlenmek emrini aldım Bu kuvvetler Çanakkale Boğazı'nı müdafaa eden takriben iki topçu fırkasıydı. İki aydır buradayım ve Çanakkale Boğaza'nı, Müttefiklerin ihraç teşebbüsünde bulunan donanmalarına ve kuvvetlerine karşı müdafaa ediyorum. Bu ana kadar, aziz Corinne, hep muvaffak oldum ve ayı yerde kalırsam, kuvvetle ümit ediyorum ki daima da muvaffak olacağım. Burada benim ismimin duyulmamasına hayret etmemeli, çünkü ben mühim bir muharebenin kahramanı
Sayfa 50·Kitabı okudu
Mustafa Kemal'den corinne'e altıncı mektup..
12 ocak 1914 Çok Aziz Dostum Son mektubunda da ondan evvelkiler gibi beni pek sevindirdi. Onları ne kadar dikkate layık bulduğumu ve ne kadar sabırsızlıkla beklediğimi söylemek lüzumsuzdur. Seferadhanenin kapıcısı bana senin mektuplarından birini getirdiği zaman, içimde büyük bir sevincin uyanması için, zarfın üzerinde senin yazını görmem kafiydi. Birçok yüksek mevkili insan arasında bulunduğun halde beni hatırlamaktan hali kalmadığı bütün grosbonnetler (kodamanlar) o ve tabiri mazur gör, zerzevatlarla devamlı münasebetlerin sana benimle meşgul olmak için rahat bir an bıraktığı görmek ne kadar hoşuma gidiyor. Benim İstanbul'a gelmem için dileklerini, senin tarafından, beni daha sık görmek için izhar edilmiş bir arzu şeklinde yorumlamama müsaade et, çünkü senin o kadar geçici telakki ettiğin bir kombinezona iştirak ettiğim tarzında bir düşünceye sahip olduğunu tasavvur edemem. Bundan evvelki mektuplarında sen bu vazifeyi bir saman yığınının husule getirdiği aşığa benzetiyordun. Ben de onun kıvılcımından başka bir şey değildim, değil mi? Nuri Bey'in en yüksek mevkii işgal etmesini hararetle arzu edenlerden biri de ben olduğum halde, onun birinci Kolordu Kumandanlık makamına yükseldiği hakkında bana verdiğin habere inanamayacaktım. Zira, bu haberin aslı olsaydı, tasavvur edilen bütün reformların samimiliğine tam bir iman besleyecektim. Benim ihtiraslarım var, hem de pek büyükleri, fakat bu ihtiraslar yüksek mevkiler
Sayfa 41·Kitabı okudu
-kısacası, seni delice muzipliklere sürüklediğim için- yani, demek istediğim, bu yüzden benim kalpsiz ya da en azından kalp atışlarını duymamak için üzerine kalın bir soytarı kıyafeti geçiren su katılmamış bir maskara olduğumu düşünüyordun! - Duygusallığınla, gözyaşlarınla övünme dostum: çünkü bak işte, senin sık sık yaptığın gibi, ben de hüngür hüngür ağlıyorum, ama yaşını başını almış biri, yüreğini bir chambre garnie(Dayalı döşeli oda ) gibi gençlere açacaksa, her şeyin canı cehenneme!
Sayfa 214 - Can Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap
Türkiye' de geçmiş geçmiyor, gelecek gelmiyor dostum.
Sayfa 201·Kitabı okudu
Reklam
Reklam