Babam, bana İsveçli müzik topluluğu Abba grubunun “i have a dream” şarkısını aç, derdi. Ben de onun gençliğine yolculuk yaptıran bu şarkıyı severek açardım. Sonra İlhan İrem, Barış Manço, Cem Karaca, Ali Ekber Çiçek dinlerdik. İlhan İrem sevgisi çocukluğumdan aşılanmıştı bana.
Lisede aldığım ilk kaset “Best of Tanju Okan Bir Zamanlar” albümü olmuştu. Üniversite yıllarımda sevdanın derinliğinde, bir ayrılık akşamında en çok İlhan İrem ve Fikret Kızılok şarkılarında teselli bulurdum.
Sarıyer’e atandığımda uzaklardan dinlediğim İlhan İrem’in konserlerinin olduğunu öğrenince nostalji apartmanının sakini olmamdan heyecanlandım. İki defa Harbiye’de, bir defa Zorlu Center’da arkadaşlarımla konserine gittik, onu dinlemenin farkındalığını yaşadık. Konser esnasında verdiği anlam dolu toplumsal iletiler, onun duruşunu ve özgünlüğünü, özel bir sanatçı olduğunu bizlere derinden hissettiriyordu.
Harbiye konserinin birinde bir İlhan İrem sevdalısı, benim için “bezgin” diye bağırır mısın dedi, ben de bağırdım tüm gücümle ve o an “Bezgin” şarkısını söyledi İlhan İrem. Dinleyicilerin çoğu, kızları ile bu özel konsere gelen annelerden oluşuyordu, İlhan İrem sevgisinin kuşaklar arası olduğunu anlıyordum çünkü aşkın en güzel yaşandığı zamanlardan, şarkılardan geliyordular şimdiki zamana…
Her yıl bir konser veriyordu. Bir sonraki konserinin Bursa Kültür Park’ta olduğunu öğrendim. Görele ilçesinde Nihat Gürel Anadolu Öğretmen Lisesinden ilk öğrencilerimden İngilizce öğretmeni Ümit Demet’in Bursa’da okuduğunu hatırlayıp onu aradım. Ümit, sevgilin var mı? Evet, hocam. O zaman daha iyi. Sana biletleri alman için yolluyorum. İlhan İrem konseri var…Hocam sen Bursa’da değilsin ki… Sorun değil kardeşim, yarın oradayım…
Kabataş açıklarında bir saate yakın sağanak yağmur altında tarihi çeşmenin