derya

derya
@dozdarfarasin
İntihar, umutsuzluk ile cesaretin kesiştiği yerde gerçekleşir!
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsandan ve bütün canlılardan iğreniyorum. Kendimdense nefret etmekten yoruldum ve bu konuda hiçbir şey hissetmiyorum. Oksijenle alışverişi olan her yaratık midemi bulandırıyor. Gözkapaklarımı derime kaynak makinesiyle yapıştırmak istiyorum. Bir canlı daha görmemek için! Ellerimden, ayaklarımdan korkuyorum. Kalabalıklardan korkuyorum. Tek isteğim bütün düşündüklerimi içinde barındıran beynimi bedenimden yırtıp uzay boşluğuna fırlatmak. Bedenim olmadan, sadece ve sadece var olduğumu bana hatırlatacak olan zihnimin uçmasını istiyorum. Buna ruh diyenler de var. İlgilenmiyorum isimlerle. Sadece hiçliğin içinde bedensiz bir zihin olmak istiyorum. Sadece bir düşünce olarak var olmak! Tek aklıma gelen bu, yaşama acımdan kurtulmak için. Sonsuz hiçlikte yüzen bir düşünce. O kadar! Ölmek mi gerek bunun için? Belki evet. Belki hayır. Ölünce tamamen yok olma ihtimali de var. Düşüncenin de, zihnin de gömülüp çürüme ihtimali. Onun için ben hâlâ nefes alıp verebiliyorken gerçekleştireceğim zihnimi yok etmeyi. Bedenim yokmuş ve üzerinde durduğum dünya sonsuz bir hiçlikmiş gibi var olacağım... Sadece bir zihin. Çevresinde de yiyen, yediklerini boşaltan, uyuyan bir et!
bir saate yakın aynı şekilde duruyor kendimi ve hayatı düşünüyordum. yoğunlaşma bazı sorularla başlıyordu. yaratılışımı, geleceğimi, çevremi, insanların farklılığını, duygularımın çeşitliliğini sorguluyordum. kendimi dinlemeyi öğrenmekti bu yaptığım. çünkü duyabilecek kadar yüksek bir ses vardı içimde. bunu fark edince dünya üzerindeki bütün insanlar birden yok olsalar dahi yalnız kalmayacağım anladım. çünkü ağzımdan çıkan başkalarının duyabileceği bir sesin yanında içimde yaradılan ve kimsenin varligindan bile haberdar olmayacağı başka bir ses daha vardı. demek ki kendimle diyalog kurabilir, aynı konu hakkında yüksek sesle bir söz söylerken içimden de bambaşka bir cümle kurabilirdim. dünyayla aramdaki köprüyü ve kendime açılan kapıyı böylece keşfettim.
İnsan metafizik bir hayvandır ve o evrenin yalnızca kendi için varolmasını ister, ama o evren insanı bilmez, farkında değildir ve insan bu tanımazdan gelmeye teselli bulmak için uzamı tanrılarla, kendi imgesinden yarattığı tanrılarla doldurur. Böylece, içi boş gerekçelere tutunarak yaşamayı başarırız, ama bu gayet hoş ve teselli edici gerekçeler, bizler gözlerimizi kuşatması ve tehdidi altında yaşadığımız ölüme ve kaosa açtığımızda hiçliğe düşerler. İman, boş şeylerden biridir ve bu dünyanın doğası üzerine insanı aldatma sanatıdır.
Sefaletin tek çaresi sefil durumda olanların kısırlaştırılmasıdır, ama ölüm düzeni, tacirlerin ve papazların düzeni bu lafı ağzımıza almamıza bile izin vermiyor. Tacirler ve papazlar zenginleşmek ve tahakküm kurmak isterler, maddi kar ve manevi itibar isterler, bunların bizim salaklığımız sayesinde elde ediyorlar, çünkü bizim gözümüzün açılması onların ve sefaletin sonu olacaktır.