Eser, 27 Mayıs 1960 Darbesi’ne giden süreci ve o günün atmosferini anlatır. Romanın kurgusu, 1950’lerin sonundan başlar ve darbe sabahıyla sona eriyor.
Roman, DP iktidarının son yıllarındaki baskıcı ortamı, üniversite gençliğinin kısıtlamalara karşı artan tepkisini arka plana koyar. İstanbul’daki öğrenci yürüyüşleri gibi gerçek tarihsel olaylara ve bu eylemlerin sokaktaki yansımasına geniş yer veriliyor.
Romanın başkarakteri Kenan, düzene uyum sağlamaya çalışmış biridir ve kitabın ilerleyen kısımlarında bununla baş edemediğini aslında uyum sağlayamadığını anlayacağız. 27 Mayıs'a giden süreçte yaşanan toplumsal hareketlilik, Kenan'ın kendi içindeki korkaklığı ve geçmişindeki ideallerini sorgulamasına neden olur. Kitabın adı, aslında Kenan’ın kalabalıklar ve fikirler içinde bile ne kadar "tek başına" olduğunun bir özeti gibi.
1960 darbesi öncesinin gergin atmosferinde geçen roman, evli ve düzenin bir parçası haline gelmiş Kenan ile devrimci, genç ve idealist Günsel arasındaki imkansız gibi görünen aşkı merkezine alıyor. Ancak bu aşk, arka plandaki toplumsal çalkantılarla birleşince hikaye çok daha katmanlı bir hâl alıyor.
Kitabın finali, 27 Mayıs sabahı radyodan okunan bildiri ve tank sesleriyle yapılır. Türkali, darbeyi sadece siyasi bir olay olarak değil, karakterlerin hayatlarını kökten değiştiren veya değiştiremeyen sarsıcı bir eşik olarak betimler.
Eseri okurken Kenan karakterine hem çok sinirlendim hem de bir o kadar çaresizliğine, yalnızlığına, kendi içerisinde düştüğü bunalıma üzüldüm. Yazarın Kayıp Romanlar eserinide sevmiştim ve bu eseride oldukça akıcı ve güzeldi.