Nasıl bir cüretti ki, yeni Milli Eğitim Bakanı Şemsettin Sirer, Tonguç’a, "Sen bunları (köylüleri) okutuyorsun da ama sonra başımıza iş çıkarmasınlar," diyebiliyordu? ​Nasıl bir zihniyetin
Sayfa 366·Kitabı okuyor
Köy Enstitüleri
Köy Enstitülerinin Kapatılması ve Sonrası...
46 sonrası değişmeye başlayan süreç, 50'ye geldiğimizde tahammül edilemez hal aldı. Üstüne DP'nin tek parti olarak iktidara gelmesiyle acı son yaşandı, enstitülerin fişi çekildi.
Sayfa 360·Kitabı okuyor
Köy Enstitüleri
Siyasetin iç yüzü ...
Bilinenin aksine ,"laik cumhuriyetten ödün" konusunda bile iki partinin birbirlerinden pek farkı yoktu ... DP, ezanın Arapça okunma yasağını kaldırdı. Radyoda dini program yayınlanmasına izin verdi. Bu kararlar, kamuoyunda yerleşik bir kanıya yol açtı. Güya, DP, "dinin siyasete araç edilme dönemini" başlatmıştı. Hâlbuki okullarda din eğitimi verilmesini CHP 1948'de yürürlüğe soktu. İmam Hatip kurslarına izin veren, ilahiyat fakülteleri açan da CHP'ydi. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ait yasayı yürürlükten kaldıran da CHP hükümetiydi !
Alıntı
Demiştim, Değişmeyen bazı şeyler ...
Menderes hükümeti 2 Haziran 1950'de Meclis'ten güvenoyu alarak göreve başladı. Yaptığı ilk icraat ne oldu dersiniz: devlet giderlerini azaltmak için, Başbakanlık, Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanlığı'na ait bazı otomobillerin satılması oldu ! Yani, Türkiye'de her yeni hükümetin yaptığı popülist ilk icraatı DP hükümeti de yaptı. Ve her iktidar döneminde aynı sonuç gerçekleşti: lüks otomobil alımları ve giderleri her geçen yıl katlanarak büyüdü...
Sayfa 450·Kitabı okuyor
Hayata Dair
DP’nin sonunu getiren Tahkikat Komisyonu.
DP, muhalefetin birlikte hareket etme kararına Vatan Cephesi hamlesiyle karşılık verdi. DP’nin amacı tabanını genişletmek ve halk desteğini artırmaktı. Ancak muhalefeti toptan bastırma amacı güden asıl tedbir Tahkikat Komisyonlarının kurulmasıydı. Soruşturma, yargılama, kapatma gibi adli ve siyasi geniş yetkilerle donatılan komisyon, muhalefetin tüm faaliyetlerini soruşturacak ve vardığı sonuçları üç ay içinde rapor edecekti. Bu süre zarfında meclis dışındaki bütün siyasal faaliyetler yasaklanacaktı (Zürcher, 2005: 349). Tahkikat komisyonları bulgularını açıklamadan 27 Mayıs 1960 sabahı, bir grup subay tarafından yönetime el konuldu.
Alıntı
1957 Seçimi:
Üst üste yaşanan iki seçim yenilgisinin ardından yükselişe geçen oylar, CHP’de canlanma meydana getirmişti. DP ise psikolojik üstünlüğü ve toplumsal hegemonyayı kaybediyordu. Dinsel söyleminin seçmen üzerindeki etkisi ve yönlendiriciliği de azalıyordu. Seçim kampanyası boyunca iktidar, tek partili dönemin baskıcı politikalarını hatırlatarak CHP’nin uyguladığı laikliğin halkı dinden uzaklaştırdığını ve ahlâkı zayıflattığını söylüyordu. Yedi yıllık dönemde 15 bin cami yaptırdıklarını vurgulayıp din adamı yetiştirmek için daha çok okul açacaklarını ve İstanbul’u ikinci Hac merkezi yapacaklarını vaat ediyorlardı. Her fabrikanın yanında bir de cami minaresi yükseleceği sözü veriliyordu. Hatta Menderes, Adana ve Konya’da yaptığı seçim mitinglerinde Kur’an’dan Arapça ayetler okuyarak halka, dinsel özgürlüklerini korumak istiyorlarsa dinsiz CHP’ye oy vermemeleri gerektiğini bile söylemişti. CHP ise din özgürlüğünün önünü açtıklarını ve ilk dinî eğitim kurumunu kendilerinin faaliyete geçirdiğini hatırlatarak kendini savunuyordu. Gazeteler, İnönü’nün evinde her gün Kuran okunduğunu, her yolculuk öncesi annesinin elini öperek hayır duasını aldığını haberleştiriyor, dine ve geleneklere önem verdiklerini göstermeye çalışıyorlardı. Fakat olanca yoğunluğuna rağmen dinî vaatler seçim sonuçlarına gözle görülür bir etki yapmamıştı. DP, dinin etkili olduğu doğu bölgelerinde oy kaybetmiş, Konya ve Adana gibi muhafazakâr illeri CHP’ye kaptırmıştı. CHP’nin nispi başarısı dine hoşgörülü olduğu iddiasından değil, iktidarın ekonomi politikalarının başarısızlığından kaynaklanıyordu.
Alıntı