Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Evrenin tek bir varlığa indirgenmesi, tek bir varlığın Tanrı’ya ulaşacak denli büyümesi, işte aşk budur.
Gelecek, zihinlerden ziyade yüreklere aittir. Sevmek, ebediyeti işgal edip doldurabilecek yegane şeydir. Sonsuzlukta insana tükenmeyen şey gerekir....
Şu dünyada aşık bir insan kalmasa, güneş bile sönerdi.”
“Biliyor musunuz, bir dakikada, hatta bir saniyede verilen veya verilmeyen bir karar, bir tereddüt anı, insanın hayatı üzerinde ne uçsuz bucaksız neticeler doğurabiliyor.”
“Zaman; bazen kuş gibi uçar, bazen de solucan gibi sürüne sürüne gider. Ama insanın en çok hoşuna giden, zamanın çabuk mu yavaş mı, nasıl gittiği fark edilmeden geçip gitmesidir.”
“Bazarov:’İnsan tuhaf bir yaratıktır, Burada babalarımızın sürdürdükleri renksiz yaşama şöyle yandan ve uzaktan bir bakarsın, daha iyisi can sağlığı dersin. Yersin, içersin, en doğru, en akıllı biçimde davrandığını bilirsin. Ama öyle değil..Can sıkıntısı huzurunu kaçırır. İnsanlarla uğraşmak istiyorum. Onlara küfretmek gerekse bile, onlarla uğraşmak istiyorum.”
“Bizim yüksek memurlar, emirlerindeki çalışanları şaşkına çevirmeyi pek severler. Bu amaca ulaşmak için başvurdukları yöntemler oldukça çeşitlidir. Bu arada İngilizlerin ‘a quite a favorite’ dedikleri şu yöntem çok kullanılır: Yüksek memur birden en basit sözleri anlamamaya başlar, sağırmış gibi davranır. Örneğin; ‘Bugün günlerden ne?’ diye sorar. Kendisine en saygılı tavırla ‘Bugün günlerden cuma beyfendi’ diye tekmil verirler. ‘Nasıl? Ne? Ne demek? Siz ne diyorsunuz?’ diye sinirli bir şekilde tekrarlayıp durur yüksek memur. ‘ Bugün günlerden cuma beyfendi’, ‘Nasıl? Ne? Ne demek cuma? Hangi cuma?’, ‘Cuma beyfendi, haftanın bir günü.’, ‘ Ya, bana anlatmaya kalkıyorsun demek.’ Matvey İlyiç, liberal sayılsa bile yine de yüksek memurdu.” (Benim notum: 19.yüzyılda bile varmış bu tipler :))