Nedim Artık

Özerk olamayan insan, ifade edemediği kızgınlıklarını sürekli bastırdığından, bunun yarattığı ikiyüzlülüğü kendinden utanma olarak yaşar. Yargılanmaktan korkar, korktukça başkalarını yargılar. Yargıladıklarının çoğu, aslında, kendinde kabul edemediği yönleridir. Küçük düşme ya da rezil olma kaygıları, bunlarla ilgili ipuçları aranmasına neden olur.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir uzman doktor belirli bir bölümü kurmak üzere görevlendiriliyor, bir süre sonra yeni bulunan bir başkası onun tepesine bölüm başkanı olarak atanıyordu. Bu, önceki doktora gerekçesiz olarak artık seni istemiyoruz demek anlamına geldiği için, çok değerli bazı genç hekimler Amerika, İsviçre ya da İngiltere gibi geldikleri ülkelere döndüler. Öyle bir hava yaratılmıştı ki sanki ülke dışında eğitim görmüş doktorların çalışabileceği tek yer ancak orası olabilirdi. Genç hekimler de başka seçenekleri araştırmadan küskün bir halde geldikleri yere dönüyorlardı. Bu nedenle güçlü bağım olan bir sınıf arkadaşım ve eşi Amerika'ya döndüler. Yeri boşaldığında doldurulamayan ender arkadaşlıklardan. Dönüşünü hatırladığımda içim acır. Bu değerli insanların harcanmasında kullanılan ölçütün biat olduğu zaman içinde anlaşıldı. Günümüzün provasının yapılmakta olduğunu o zaman bilemezdik.
Terapötik uygulamalarda yüz yıl önceki ilke ve tekniklerin hâlâ önemli ölçüde geçerli olması, soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Çünkü dünya o günlerden bu yana büyük değişimlerden geçti. İnsanların dünyayla ilişkileri de öyle. İnsanların teknikler içinde değerlendirilmesi yerine, insana göre teknikler yaratma zamanı artık.
Günün birinde Manhattan gökdelenlerinden birinde yangın çıkmış. Herkes taşınabilir değerli eşyalarını alıp merdivenlerden aşağı iniyormuş. Bir ara otuz birinci katta oturan adam otuzuncu katta oturan komşusuyla karşılaşmış. Adam elinde üzeri örtülü bir nesne taşıyormuş. Üst kat komşusu 'Herkes yükte hafif pahada ağır bir şeyler kaçırırken elindeki o şey ne?' diye sormuş merakla. 'Örtünün altında kafes, içinde de horoz var' cevabını alınca düşüp bayılmış. Merdivendeki komşular başına üşüşüp onu ayıltmaya çalışmışlar. Adam nihayet kendine gelmeye başladığında 'Binada yangın varken bayılmanın sırası mıydı?' diye çıkışmışlar. 'Nasıl bayılmam,' demiş adam, 'New York'un otuz birinci katında horoz sesi duyuyorum diye yıllardır psikiyatriste gidiyorum."