Nedim Artık

Nedim Artık
~Ars longa, vita brevis~ ''Bence kitap okumak, aşık olmaktan veya seyahat etmekten aşağı kalan bir deneyim değildir.'' Borges
"Dopamin sistemimizi öyle bir hack lediler ki etrafımızda peşinden koşulması gereken tonlarca uydurma ihtiyaç var. O nedenle sürekli koşuyoruz. Hatta bu duruma o kadar alıştırıldık ki artık amaç bir yere ulaşmak değil sadece koşmak olmuş. Kaç yaşında olursanız olun bu kadar yorgun hissetmenizin temel nedeni koşmak. Bu kadar koşup da varış noktasına ulaşamamak gerçekten insanı fazlasıyla tüketen bir durumdur. O nedenle modern toplumun içinde tükenen bir insana dönüşmek istemiyorsanız cidden yavaşlamanız, durmanız hatta bazen geri geri gitmeniz lazım, İşte bunu başarabilmeniz için de dopaminin fizyolojik çalışma mantığını çok iyi anlamanız gerek. İyi öğrenin ki yabancı parmaklar sisteminizi hack leyemesin.
Reklam
Okuduklarınız muhtemelen size abartı gelecektir ama inanın durum tam da böyle. Şu an binlerce insan, yatağında gözünü açar açmaz ilk iş olarak telefonu eline alıp sosyal medyayla güne başlıyor. Uyuyana kadar tonlarca içeriğe maruz kalıyoruz. Görünen o ki şu sıralar sadece uykularımızda özgürüz ama kim bilir belki oraya da müdahale edecekleri bir teknoloji yakında geliştirilir. Sonuçta gün dediğiniz zaten 24 saat ve 8 saat boyunca düğmenize basamamaları onları yeterince mutsuz ediyor. O nedenle gece yatağa sizinle birlikte girip sizi olabildiğince geç uyutmak için her şeyi deniyorlar. Özetle o düğmenin peşindeler. Tahmin edeceğiniz üzere bu düğme biyolojik anlamda sizin ödül merkezinize karşılık gelmektedir. Yabancı parmaklar da sizin üzerinizden beslenen sektörler. Reklamlar, sosyal medya, dizi ve filmler. Hepsinin amacı aynı. Beyninizdeki düğmeye basmak.
"Her şeyin içinde kendini yok etme potansiyeli olduğu tartışılır. Göz iltihabı gözü tahrip ederek görmeyi imkânsız hale getirir ve pas demiri çürütüp tamamen parçalar diye örnek vererek açıklanıyor da. Bunlarla benzerlik gösteren insan ruhu neden bu tür ahmakça ve kötü özellikleri sebebiyle helak olmuyor?"
Sayfa 90·Kitabı okudu
“Bir şeyi reddetmek sizde suçluluk duygusu yaratırken, rıza göstermek ardında bir kırgınlık bırakacaksa, suçluluğu tercih edin. Kırgınlık ruhun intiharıdır.”
Herhangi bir psikolojik durum, bilincin ön planında tutulursa, aynı türden zihinsel ya da duygusal durumlar, diğerinden daha az gizemli olmayan bir çekimle, yavaş yavaş gelip onun etrafında toplanırlar. Eğer bu durum uzun süre devam ederse, onun etrafında kayda değer güçte bir grup organize olabilir, bunlar bilinç üzerinde, nihai bir biçimde, neredeyse mutlak bir egemenlik kurabilir ve kendilerinden olmayan her şeyi susturabilirler. Eğer bu "kristalleşme" yavaş bir biçimde, hiç duraksamadan, hiç kesintiye uğramadan gerçekleşmişse, dikkat çekici katılıkta bir karaktere bürünür. Bu şekilde organize olmuş grubun güçlü, sakin, nihai bir tarafı vardır. Ve şunun altını çizmemiz gerekiyor ki, eğer biz istersek içimizde böyle dikkat çekici bir fikirler "klanı" oluşturamayacak bir fikir yoktur. Dini fikirler, annelik duygusu, hatta para düşkünlüğü gibi sefil, utanç verici hisler bizde bütün kontrolü ele geçirebilirler.
Reklam