Saygının ölçüsü, banka hesabınızın büyüklüğü. Para, sevgi ölçüsü olduğu için de biriktirdiklerinizi kaybetme korkusuyla yaşıyorsunuz. Duygusal ilişkileriniz için de aynı şey geçerli. Bütün hayallerinizi maddi şeyler üzerine kuruyorsunuz: ev, araba, mal, mülk. Büyüklerinizin tecrübelerinden bir şeyler öğrenmeyi, çocuklarınıza güven aşılamayı, arkadaşlarınızla birbirinizi kıyaslamadan paylaşmayı bilmiyorsunuz! Bütün değerler sisteminiz mal varlığınız üzerine kurulu. Karşılık beklemeden vermeyi bilmiyorsunuz. Daha da kötüsü, hayat şartlarınızla kişiliğinizi birbirine karıştırıyorsunuz! Kendinizi unvanınızla, oturduğunuz mahalleyle, sahip olduğunuz mallarla, kökeninizle, isminizle, işinizle, ilişkilerinizle bir tutuyor ve yalnız onlar aracılığıyla var oluyorsunuz. Kimsenin sizi olduğunuz gibi, sadece bir insan olarak sevebileceğini bilmiyorsunuz bile.
Bilişim uzmanları içinde sır saklanan bilgisayarları “izole eder”, yani o cihaz internete ve herhangi bir ağa asla bağlanmaz. Ama bu yöntem bile kusursuz değil. 2010 yılında İran’ın nükleer programını sekteye uğratan Stuxnet virüsü, enfekte olmuş bir USB flash bellekten bulaşmıştı. Siber güvenlik uzmanı Dragos Ruiu, artık bu zorunluluğun ortadan kalktığını düşünüyor. Ruiu, “BadBIOS” adlı bir kötü amaçlı yazılım keşfettiğini öne sürdü. BadBIOS, ultra yüksek hoparlör frekanslarının bilgisayar mikrofonuyla algılanması sayesinde bulaşıyor.
"Boşu boşuna ümit ediyorsunuz. Aşk tarafından talihiniz kapalı. Sizi sevmiyor. Ama üzülme, aşk tarafından olmazsa başka yerden yüzün gülecek, bir yerden eline külliyetli para geçecek..."
“Balzac’a göre Parisli iki temel arayış içindedir: altın ve zevk, başka bir değişle para ve aşk.”
Günümüz insan toplumun çoğu gibi…
Aslında epey sefil ve asla memnun olunmayacak bir amaç…
(Bu benim yorumum tabi)