7/10
·472 syf.··
2026 18. kitabı
Cahide, sanat tutkusunun peşinden giderek tiyatro dünyasına adım atar ve kısa sürede dönemin en tanınan oyuncularından biri hâline gelir. Sahnedeki başarısı, güzelliği ve azmi sayesinde büyük bir ün kazanır; Türk sinemasının öncü isimleri arasında yer alır. Ancak şöhretin beraberinde getirdiği zorluklar, yanlış kararlar ve alkol bağımlılığı zamanla hayatını altüst eder. Bir zamanlar zirvede olan Cahide, kariyerini, servetini ve çevresindeki insanları kaybeder. Kızıl Çengi, Cahide Sonku’nun başarıdan yalnızlığa uzanan dramatik yaşam öyküsünü anlatırken, aynı zamanda Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki sanat ve toplum yaşamına da ayna tutar.
Kızıl ÇengiOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20231,115 okunma
Puan vermedi·157 syf.·
2026 27. kitabı
Bir yazarın ilk eseri çoğu zaman ya çıraklığının itirafı ya da olacaklarının habercisidir. İnsancıklar her ikisidir. Dostoyevski bu romanı 1846'da, yirmi dört yaşında yazdı. Belinski onu "yeni bir Gogol" diye ilan etti, Petersburg salonları genç adamı omuzlarına aldı, sonra bir yıl içinde yere bıraktı. Yirmi yıl boyunca Dostoyevski o ilk anın gölgesinde yaşadı; Suç ve Ceza gelene kadar adı bu kitapla birlikte anıldı. Şimdi geriye dönüp baktığımızda, gençliğin coşkusu sönmüş, gerçek görünür: *İnsancıklar* iyi bir roman değildir; ama büyük bir romandır. İkisi aynı şey değildir. Hikâye basit: orta yaşlı, yoksul, alkol problemi olan bir devlet katibi Makar Devuşkin ile uzak akrabası olduğu öksüz genç kadın Varvara Dobroselova mektuplaşır. Aynı sokakta, karşı pencerelerden birbirlerini görebilecek mesafede yaşarlar. Makar maaşının önemli bir kısmını gizlice Varvara'ya gönderir; bunun karşılığında bir teşekkür, bir mendil, bir kitap, bir umut alır. Roman bu mektupların birikiminden ibarettir. Sonunda Bikov adlı zengin bir adam çıkagelir, Varvara'yı eski bir hesabı kapatmak için satın alır, taşradaki çiftliğine götürür. Makar yapayalnız kalır. Hikâye burada biter; ama hikâyenin yıkıcılığı tam burada başlar. Dostoyevski'nin bu kitapta yaptığı şey Rus edebiyatına bir arketip kazandırmaktı: "küçük adam." Devlet katibinin paltosunu Gogol önce kendisi giydirmişti, ama o paltonun içine bir ruh yerleştiren Dostoyevski oldu. Gogol'ün Akaki Akakiyeviç'i acınası bir karikatürdü; Dostoyevski'nin Makar'ı acınası bir insandır. Aradaki fark devasadır. Çünkü Makar yoksuldur, ama gururludur. Yoksulluğunun farkındadır, üstelik gizlemeye çalışacak kadar gururludur, daha da kötüsü, bu çabasının boşunalığını bildiği için iki kat acı çeker. Romandaki en derin satırlar bu utancın etrafında
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 200776,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi·104 syf.··
2026 215. kitabı
Molière, para hırsının ve açgözlülüğün bir insanı nasıl gülünç, zavallı ve paronayak bir canavara dönüştürebileceğini Harpagon karakteri üzerinden mükemmel bir şekilde hicvediyor. Kendi çocuklarının mutluluğunu bile altın dolu çıkınından aziz göremeyen bir babanın dramatik cimriliğini anlatırken, dönemin burjuva toplumunun ahlaki çöküşünü ve paraya tapma çılgınlığını zamansız bir komediyle yüzümüze vuruyor. Gözünü para bürümüş insanın, aslında en çok kendinden ve insanlığından çaldığını gösteren klasik bir başyapıt.
CimriMolière · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202227,9bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 30. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 22:56
Vanya Dayı , Rus yazar Anton Çehov tarafından 1890'ların sonunda yazılmış, modern tiyatronun en önemli eserlerinden biri kabul edilen bir oyundur. İlk bakışta sakin bir taşra yaşamını anlatıyor gibi görünse de, derinlerinde boşa harcanmış hayatlar, gerçekleşmeyen hayaller ve insanın kendi varoluşuyla hesaplaşması yer alır. Oyun, kırsaldaki bir çiftlikte geçer. Vanya, yıllardır eniştesi olan Profesör Serebryakov'un mülkünü yönetmektedir. Ancak profesörün genç ve güzel eşi Yelena ile çiftliğe dönüşü, evdeki dengeleri bozar. Vanya, Yelena'ya âşık olur; doktor Astrov da aynı duyguları paylaşmaktadır. Bu sırada Vanya, hayatının en verimli yıllarını profesör için harcadığını fark ederek büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Oyunun merkezindeki tema budur. Vanya, yıllarca çalışmış olmasına rağmen yaşamının anlamını sorgular. Çehov, insanların çoğu zaman hayallerini ertelediğini ve sonunda pişmanlık duyduğunu gösterir. Karakterlerin hemen hepsi ulaşamadıkları hedefler veya karşılıksız aşklarla mücadele eder. Bu durum esere melankolik bir atmosfer kazandırır. Doktor Astrov'un ormanların yok edilmesine dair görüşleri, dönemi için oldukça ileri fikirlerdir. Çehov, çevre sorunlarına dikkat çekerek insanın doğaya karşı sorumluluğunu vurgular. Oyundaki aşk ilişkileri çoğunlukla karşılıksızdır. Karakterler birbirlerine yaklaşmaya çalışsalar da gerçek bir mutluluk yakalayamazlar. Karakter Analizi Vanya: Hayatını başkaları için harcadığını düşünen, öfkeli ve kırgın bir karakterdir. Yelena: Güzelliğiyle dikkat çeker ancak kendi yaşamından da memnun değildir. Astrov: İdealist, zeki ve çevreye duyarlı bir doktordur. Oyunun en ileri görüşlü karakterlerinden biridir. Sonya: Sabırlı, fedakâr ve çalışkan bir genç kadındır. Oyunun sonunda söylediği sözlerle umut temasını temsil eder. Çehov'un en
Vanya DayıAnton Çehov · Kitap Zamanı Yayınları · 201111,4bin okunma
2/10
·168 syf.··
2026 63. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 21:01
Normalde kitaplara bu kadar düşük puanları, genelde beni rahatsız eden söylemler olduğunda veririm. Beğenmediklerime vermem. Sonuçta emek verilmiş yazılmış falan filan diye düşünürüm ama o kadar sıkıcı bi kitaptı ki yazarın kitaplığımda Miras adında okunmayı bekleyen bi kitabı var ve şuan keşke önce onu okusaydım diyorum. Geldim gittim yaptım ettim dili o kadar basit ki kitabın tamam bende çok edebiyat arayan, ağır kitaplardan başka okumam triplerinde değilim ama valla benim ergenliğimde yazdığım günlüğüm daha sürükleyicidir öyle söyleyeyim :) Kapak 10 numara ki bende kapağını beğendiğim için almıştım :( ama hikayeyi okurken canınızdan can gidiyor o kadar sıkıcı. Farkındaysanız kitabı anlatmıyorum bile öyle sıkıcı :) Almayın aldırmayın yazık edersiniz :) Milletin yaptığı gibi çok derinlikli, bilgili bi okuyucu imajı bırakmak için ayrıca size buraya yapay zekaya yazdırdığım incelemeyi de bırakayım da waoww ne kadar birikime sahip bi okuyucu deyin bana "Vigdis Hjorth'un Postane Günlükleri, ilk bakışta yalnız bir kadının gündelik hayatını anlatan sade bir roman gibi görünse de, aslında modern insanın yabancılaşmasını, tükenmişliğini ve anlam arayışını merkezine alan güçlü bir varoluş hikâyesidir. Romanın başkahramanı Ellinor, hayatın rutinleri arasında sıkışmış, yaptığı işten ve hatta kullandığı kelimelerden bile uzaklaşmış bir kadındır. Onun iç dünyasını takip ederken okur da kendi yaşamındaki tekrarları ve sorgulamaları düşünmeye başlar. (Bu kitabı neden aldığımı sorgulamaktan başka bişey yapmadım halbuki) Hjorth'un en dikkat çekici yönü, büyük olaylar oluşturmadan insan ruhunun çatlaklarını göstermesidir. Roman boyunca dramatik bir olay örgüsünden çok, karakterin zihinsel ve duygusal dönüşümü ön plandadır. Bu nedenle kitap aksiyon arayan okurlara yavaş
1000Kitap
Postane GünlükleriVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20231,041 okunma
8/10
·600 syf.··
2026 48. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 23:01
Türk kadın hareketinin öncülerinden olan şair ve yazar Şükûfe Nihal’in dramatik hayat hikâyesini okurken dönemin edebiyat yüzleri ile de oturup çay içiyorsunuz. Okuyucuyu satırların arasında dolaştıran yazarın kitaplarını hep keyifle okumuşumdur.
Sustum AnneDemet Altınyeleklioğlu · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2019171 okunma
Reklam
Reklam