Öncelikle benim için, Livaneli ne yazsa okunur tabi ki ama sanırım zirve ile başlayınca bu serüvene ne okusak aynı tadı vermiyor. Zirve tabi ki Serenad...
Balıkçı ve oğlu, romandan ziyade uzun bir öykü gibi ayrıca hikaye ya da kurgu şaşırtıcı değil. Karakterler sizi çok fazla içine almıyor. Belki de verilmek istenen mesajın, anlatılmaya çalışılan sorunların toplumsal kaygının gölgesinde kalıyor hikaye. Ama bütün bunları anlatırken trajedi yaratmıyor bu da en beğendiğim tarafı. O kadar fazla mesajı aynı anda vermeye çalışıyor ki okuyucu daha başka nelere değinecek acaba diye düşünürken buluyor kendini. İnsanoğlu bu dünyanın başına gelen en kötü şey tezini de fena halde destekliyor. Umarım gerçekten kazanan biz oluruz. Dünyamız, kendimiz, çocuklarımız ve geleceğimiz için...
Sonuç olarak bence okunası ancak bir Livaneli klasiği olan bir kitap değil gibi. Ama yine de Livaneli ne yazsa okunur tabi ki...