Açıkçası kitabı okumak çok zamanımı aldı. Ben ilerlettiğim diğer kitapların yanına olay örgüsü yoğun bir kitap olduğunu düşündüğüm için eklemiştim. Kitabı sahaf tavsiyesiyle aldım. Kitaptaki karakterlerin neyi ve kimleri temsil ettiğini araştırınca ilgimi daha çok çekti. Kısaca bahsedeyim: Cebelavi yaratıcıyı, Edhem Adem'i, İdris İblis'i, Hümam ve Kadri Habil ve Kabil'i, Umayma Havva'yı, Cebel Musa'yı, Rıfat İsa'yı, Kasım Muhammed'i, Arif'te bilimi temsil ediyormuş. Kitabı genel olarak düşündüğümde sevdiğimi söyleyebilirim ve karakterlerin temsil ettiği kişileri öğrendiğimde okumam daha anlamlı ve akıcı bir hale geldi. İnsanlık tarihinde peygamberlerin savaşlarını, kurdukları düzeni ve sonrasında bu düzenin bozuluşunun sürekli tekrarlanışı, yeni bir zorbanın hep doğuşu ve yükselişini bunlara rağmen sokak halkının hep derin bir unutma hastalığına sahip olduğu anlatılıyordu. Çağımızın da yeni düzenini oluşturmanın geçmişe duyduğumuz saygının yanında geçmişe takılı kalmadan kendi aklımızı ve imkanlarımızı kullanarak pozitif bilimlerle durmaksızın yeni ve faydalı şeyler üretmekten geçtiğini söylüyor. Geçmiş anlatılarını, kahramanlıklarını içselleştirmeden sadece hikaye dinler gibi günümüzle ilişkilendirmeyip herhangi bir çıkarım yapmadığımız eleştiriliyor yani özetle geçmişi kendi haline bırak ve gelecekte anlatılacak geçmişi oluştur diyor. Ama dediğim gibi verdiği mesajı kitaba genel bir açıdan baktığın zaman algılayabiliyorsun. Kitap belki bu kadar uzatılmayabilirdi. Daha ilgi çekici ve akılda kalıcı olurdu. Kitap bittiğinde Breaking Bad'i bitirdiğimdeki gibi hissettim bu yüzden, verilen ders etkileyici ama süreci yorucu ve anlamını zedeliyor gibi geldi. Son olarak kitabın sonundan bir cümle ile incelememi bitireyim: Gecenin ardından gün nasıl doğuyorsa adaletsizlik de