Minimini kafalarımızı ukalaca kitaplar, birbirinden çürük bilgiler, neticesi olmayan hesaplar ve Allah kahretsin, karmakarışık menfaat düşünceleri dolduruyor... Söyle, hangi ilim, hangi şiir, hangi aşk, hangi devlet bu manzaradan daha güzel, daha muhteşemdir? Buna rağmen burnumuzu kaldırmadan bozuk kaldırımlarda yürüyüp gitmekte devam ediyoruz.
Dünyada şimdi onunla yan yana bulunmamamız kadar mantıksız ve lüzumsuz ne vardır acaba? Hayat bir tesadüfler silsilesi imiş, ala! Fakat tesadüfün de kendine göre bir mantığı olmalı değil mi ya?
'Kendini savunmak zorundasın, evet ya da hayır de, yoksa bu insanların hiçbiri gerçeği bilmeyecek. Dediğimi yapacağına söz ver ve korkarım ki birçok neden yüzünden sana daha fazla yardım edemem.'
Ve Karl ateşçinin elini öperken ağladı ve o çatlamış ve neredeyse cansız eli alıp vazgeçmek zorunda olduğu bir hazine gibi yanağına bastırdı.