Amerikan Efsanesi: Roger Garaudy'nin Kanlı Bir Kılıcı, Yalanların Çürüyen Tahtı
Roger Garaudy'yi hayal edin: Bir filozofun cesedi gibi, mezarından kalkmış, elinde paslı bir kalemle Amerika'nın gökdelenlerini devirmeye koşan bir hayalet. Amerikan Efsanesi (The American Myth), onun en zehirli zehri, en yakıcı ateşi.
Bu kitap, ABD'nin parıltılı bayrağını bir paçavra gibi yere seriyor; altında, emperyalizmin çamurlu bataklığını, masum kanlarıyla sulanmış çölünü açığa vuruyor. Okurken boğazınız düğümlenir, damarlarınızda kin kaynar – çünkü Garaudy, sizi Teksas'tan Beyaz Saray'a, oradan Hiroşima'nın küllerine bir geziye çıkarıyor. Orada, "özgürlük" diye yutturulan zincirler, "demokrasi" diye pazarlanan toplu mezarlar yatıyor.
Garaudy, Amerika'yı bir "efsane" olarak teşhir ediyor – ama bu efsane, bir peri masalı değil; bir canavarın kuyruğu. Kurucularının "hayatta kalma" felsefesiyle yoğrulmuş bu ulus, dünyayı bir av sahası görüyor: Kızılderililerin kemiklerinden Wall Street yükseliyor, Afrikalı kölelerin teriyle Silikon Vadisi parlıyor. Batı'nın en vahşi çocuğu olarak, ABD, "Amerikan rüyası"nı ihraç ediyor – ama bu rüya, kabus dolu:
Vietnam'ın ormanlarını napalm'la yakan, Irak'ı uranyum'la zehirleyen, Latin Amerika'yı diktatörlerle boğan o rüya.
Garaudy'nin kalemiyle: "Amerika, zaferden önce ekonomik kârı koklar; himayesi altındaki uluslara 'üçüncü halka'yı dayatır – sömürü, tüketim, itaat." Lanet olsun sana, ey Amerikan terörü! Senin "küresel liderlik"in, Filistin'de bebekleri ezen tanklar; Afganistan'da drone'larla gökten yağan ölüm. Senin "insan hakları" masken, Guantanamo'nun işkence hücrelerinde eriyor; "barış" vaadin, Yemen'in açlık çığlıklarında boğuluyor. Bu terör, ruhsuz bir makine: Kapitalizmin aç kurtları, Pentagon'un kanlı pençeleriyle, dünyayı "pazar" diye