Amerikan EfsanesiRoger Garaudy

·
Okunma
·
Beğeni
·
259
Gösterim
Adı:
Amerikan Efsanesi
Baskı tarihi:
Mart 2007
Sayfa sayısı:
160
ISBN:
9757594512
Kitabın türü:
Çeviri:
Cemal Aydın
Yayınevi:
TÜRK EDEBİYATI VAKFI
"Dikkat! Amerika kudurmuştur. Bizi Amerika'ya bağlayan bütün bağları derhal koparmalıyız. Yoksa, biz de ısırılacak ve biz de kuduracağız" diye yazıyordu Jean-Paul Sartre 1953'te, Liberation gazetesine yazdığı "Hasta hayvanlar ve kuduz" başlıklı makalesinde.
Bu eser, o ünlü filozofun teşhisindeki isabeti gözler önüne seriyor. Yalnız Avrupa'nın değil, ABD'nin etki alanına giren bütün ülkelere Amerikancılık hastalığının ne derece bulaşıp bulaşmadığını sorguluyor.
Bu kitap, sadece ülkesini de değil, bütün dünya insanlığının kaderini ve geleceğini düşünenlere sesleniyor.
küreselleşmenin dünya üzerinde etkilerini tahlil ederken her gücün beslendiği bir kaynagın olduğunu bunun amerikaya yansımasının ise Allahın dünyayı yönetmeleri için amerikalıları seçtiği'' inancından kaynaklandığını anlatıyor. bu inancın onları cesaretlendirdiğini ve buna kendilerini inandırarak istikamet ve eylem belirlediklerini söylüyor. amerikanın yaptıgı herşey ''Altın Haç'' için diyor. bunun önüne geçilebilmesinin yolunun ise borsası batan bir amerikanın yeniden belini dogrultamıyacagını bunun içinse dünyada 1 yada iki milyar civarında ABD menşeyli şirketlerin müşteri kaybetmesinin yeterli olacağını savunuyor. her bitmez denilen biter her gitmez denilen gider her düşmez denilen düşer diyor. dünyayı ve dengeleri anlamak açısından okunabilecek eserlerden.
Amerikan emperyalizminin ülkeleri nasıl sömürdüğünü; IMF gibi kuruluşların bunun için nasıl kullanıldığını; ülkelerin bağımsızlığının nasıl sembolik hale getirildiğini öğrenmek istiyorsanız bu kitabı tez zamanda okumalısınız.
Kendimi üniversitedeki siyaset bilimi dersindeymisim gibi hissediyorum bu kitabi okurken. Amerikan siyasi ve ekonomik ve hatta milletleri nasil soykirima tabi tuttuğunu yazar adım adim anlatıyor. Daha onceden bilmediğim sebepler ve kaynaklar gösteriyor. Simdilik kitap gayet güzel ve bilgi verici. :)
Biraz açıklar mısınız size göre nedir Siyonizm?

Siyonizm dinî bir hareket değildir. Onu kuran Theodore Herzl (1860-1904) bunu açıkça söyler. Milliyetçi ve sömürgeci bir ideolojidir. Dinle ve bambaşka bir şey olan Yahudilik'le hiçbir alâkası yoktur.

İşte tipik bir örnek:

Hitler 1933'te iktidara geldiğinde, Almanya'da örgütlü her 100 Yahudi'den 95'i dinî bir örgütün üyesiydi. Yahudilerin sadece yüzde 5'i Siyonist idi. Ne yaptı Hitler? Diğerlerini katletmek için bu yüzde 5 ile ittifak yaptı. Dikkat edin, bu ittifak savaşın başından 1944 yılına kadar ekonomik anlaşmalarla birlikte sürdü gitti. Alman ordusunun tamamiyle bozguna uğradığı sırada Hitler hâlâ, sadece Rus cephesinde kullanılmak şartıyla 10 bin kamyona karşılık l milyon Yahudi esiri vermeyi teklif ediyordu. Bunun anlamı şudur: Hitler Yahudileri geneli itibariyle katliâma tabi tutmamıştı, bu bir; ikincisi de, Sovyetler Birliği'nden farklı olarak İngiliz ve Amerikalılarla ayrı bir barış yapmak istiyordu. Zaten bu anlaşma da Golda Meir ve Ben Gourion tarafından önerilmişti.
'Butun Amerikalilarin kendi dinlerine inanip inanmadıklarıni bilmiyorum,fakat onlarin cumhuriyet kurumlarının ayakta kalmasi icin dinin zorunlu olduğuna inandiklarindan eminim.'
' Ben Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kadar az düşünme ve tartışma hürriyeti olan baska bir ulke tanımıyorum.' Alexis de Tocqueville
Ama ne var ki, halklarımızın ezici çoğunluğu, gündelik hayatının her yanıyla Amerikancılığın istilâsı altındadır. Nitekim kalabalık bir kitle Levi's kotları ve bazı markaların veya hatta bazı Amerikan üniversitelerinin hem ön hem de arkasında reklâmı bulunan tişörtleri giyiyorlar; gençlerimizin büyük bir kısmı Coca Cola'yı bütün diğer meşrubata tercih ediyor ve Marlboro içiyorlar; çocuklar ise Mac Do'da yemek yemeyi çoğu zaman bir mükâfatlandırma olarak görüyorlar; şiddet ve korku filmleri (ve video kasetler ve bunlardan kopyalanan disketler, CD'ler) pazarın yüzde 80'ini elinde tutuyor; çocuklarımıza dehşet ve terör zevkini aşılayan bilgisayar oyunları, Taî-peh'den Sao-Paulo'ya, Paris'ten Dakar'a kadar her yerde hüküm süren Hollyvwood yapımıyla evlerimizin içine taşınıyor.

Ve bilhassa da Pentagon'a yedek askerler ve silâh uşakları temin eden hükümetler, büyük Amerikan firmalarından milyarlarca dolarlık savaş uçakları ve diğer başka teçhizat satın alıyorlar. Amerikan hukukinin büyük işletmelere hediyeleri böylece tamamlanıyor. Nitekim Amerikan hükümetinin bütçesi. ekonomiye dönem dönem rahat bir sıçrama sağlayan, Alain Peyrefitte'in tabiriyle, "mutlu savaşın aralıklarında araştırma ve gelişme yükümlügünü de sırtlanmaktadır.

İmdi bütün bunlar, sadece ve sadece bizlerin korkak kabullerimizle mümkün olmaktadır.
Pazar tektanriciligi esasına dayanan sistem, şiddeti ve cinayeti, kaçmayı ve uyusturucuyu ve ( 130 desibellik Rocklardan tutun, bir genci her çeşit tenkit zihniyetinden boşaltıp sersemlestirmeye ve hayvanlaştirmaya kadar götüren) bütün beyin yıkama şekillerini doğurmaktadır. Bu sistem, her türlü kültürun yikicisi ve yok edicisidir.
Franklin, Kızılderililerin bir yandan ellerinden topraklarını alırken, bir yandan da yok oluşlarını çabuklaştırmak için onların alkolik olmaya teşvik edilmesini tavsiye ediyordu: "Onların topraklarının bir kısmını, yani bizim yerleşimimize daha elverişli kısımlarını terketmeye zorlamak gerektiği kanaatindeyim. "

Bu dinî ve ırkçı efsaneler adına, Amerika Birleşik Devletleri bir "Kızılderili avı" ile tarihin en büyük "etnik temizlik" teşebbüsünü başlattı. Kızılderili direnişi Wounded Knee'deki Siyuların (Sioux) katliâmı ile ancak 1890'da askerî yönden kırılıp sona erdirilecektir. Aynı sömürgeci ve ırkçı kafayla başkasını reddediş, daha sonra, köle ticaretinin hızla artmasıyla Siyahları hedef alır.
"Her değerin ticarî meta" olduğu bir sistemin neticesi işte budur. Televizyon ile seyircisini, tirajıyla gazete ve reklâmını söylemeye bile hacet yok, film, tablo ve şarkı bu sistemde diğer emtia gibi birer ticaret malı olarak görülür. Üstelik de bunlar, Bourdieu'nün yazdığı gibi, ticarî reklâmlarla ve "para ve medya" destekli güçle yönlendirilmiş ve "küreselleşmiş" bir halkı kendilerine cezbedip köklerinden koparabildikleri ölçüde gelir getiricidirler.

Bütün bunlardan sonra artık geriye, milletlerin bağımsızlıklarından ayakta kalan her şeyi yıkıp yok etmek için atılacak adımlar kalır. Her şeyden önce, asırlardan beri millî egemenliğin temel ölçüsü olagelen para basma hakkı elinden alınır. Nitekim 20. yüzyılın kapanıp 21. yüzyılın açılacağı tek para birimi projesi olan Euro bu maksatla hayata geçirilmiştir.

Kala kala büyük küreselleşme teşebbüsünün, yani Amerikan imparatorluğunun ve onun pazar tek-tanrıcılığının küreselleşmesi yararına bütün halkların ekonomilerinin ve kültürlerinin kesin imhasının tamamlanması kalıyordu.
Amerikanın gücü ve güvenliği, esas itibariyle pazarlara ve dünyanın, bilhassa da sıkıca kontrol edilmesi gereken üçüncü dünyanın hammaddelerine ulaşmaya bağlıdır.
Richard Immerman - Eisenhower’in düşüncelerinden bahsederken (Diplomasi Tarihi)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Amerikan Efsanesi
Baskı tarihi:
Mart 2007
Sayfa sayısı:
160
ISBN:
9757594512
Kitabın türü:
Çeviri:
Cemal Aydın
Yayınevi:
TÜRK EDEBİYATI VAKFI
"Dikkat! Amerika kudurmuştur. Bizi Amerika'ya bağlayan bütün bağları derhal koparmalıyız. Yoksa, biz de ısırılacak ve biz de kuduracağız" diye yazıyordu Jean-Paul Sartre 1953'te, Liberation gazetesine yazdığı "Hasta hayvanlar ve kuduz" başlıklı makalesinde.
Bu eser, o ünlü filozofun teşhisindeki isabeti gözler önüne seriyor. Yalnız Avrupa'nın değil, ABD'nin etki alanına giren bütün ülkelere Amerikancılık hastalığının ne derece bulaşıp bulaşmadığını sorguluyor.
Bu kitap, sadece ülkesini de değil, bütün dünya insanlığının kaderini ve geleceğini düşünenlere sesleniyor.

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Hasan Şevki Bilgin
  • Yazar Baran
  • Haşim
  • Sevgi Meydan
  • İsa Can
  • Lord Of The Sea
  • Şeyda

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%100 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0