Çağdaş insan nasıl yaşamaktadır? Gerçekte ona, yaşar gibi yapıyor demek daha doğru olur kanımca. Yaşama bir kenarından ilişmiş / iliştirilmiş bir görüntü veriyor. Çalışıyor, ama içinde kendisi yok. Konuşuyor, ama bir yanıt beklemiyor. Dinliyor gibi görünüyor ve başını sallıyor. Okumuyor, okur gibi yapıyor. Sabahtan akşama televizyon seyrediyor, belleğinde bir iz kalmıyor. "Oyalanma -diyor Octavio Paz- bizim her zamanki halimizdir. (...) Hep kendinden dışarda, günlük çalkantı içinde yitmiş, tatsız ve anlamsız demek olan oyalanma. Binlerce şey dikkatimize çarpar, ama hiçbirini yakalayamayız; yaşam böylece parmaklarımız arasından kayan kum, beynimizi kaplayan duman olur. Eğer edimlerimizi ve düşüncelerimizi yoklamak cesaretini gösterebilseydik, suçlu olduğumuzu; ama ödenmemiş suçlardan dolayı değil, küçücük dönekliklerin, gerek kendimize gerek başkalarına karşı ufak ihanetlerin izlediği, sayısız ve anlık istek ve kıskançlıklardan dolayı suçlu olduğumuzu itiraf etmemiz gerekirdi. Ama dün yaptıklarımızı bile anımsayabiliyor muyuz? Günahımız dağınıklık ise cezamız unutmadır."
Lakin akıl tek başına yetmez o manayı anlamaya. Akıl bilmek için, gönül bulmak içindir.
Bilmek istersen düşün, lakin bulmak istersen hisset. Zira aradığın da, bulacağın da zaten içindedir.
Kimi dışarıdan bakınca mutlu mesut gibi görünse de bence her hikayenin gözünde yaş vardır. Her gülen keyfinden gülmez yani bu dünyada hatta pek çok insan gözyaşını gülüşüyle gizler…