bekleyemedin,
oysa ölürüm demiştin.
ölümü bekleyemedin,
beklemeliydin oysa
yoldaydım,
ölümü köşeye çekmiş,
hizaya getiriyordum
ve sana açmıştım kollarımı
ama sen ölemedin.
Yunus Emre KarakayaGeç Kalanlar
Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Doğmadı bahtum yıldızı şâm-ı bî-pâyân mıdur
Bu belâ-yı aşk aceb bir dert midür dermân mıdur
Gözlerim yollarda gönlüm vîrân-ı kübrâ gibi
İnleyen her bir nefes bir âh-ı bî-emân mıdur
Ateş-i fürkatle yandım kalmadı sabra mecâl
Bu gönül yanmak diler pervaneye hüsrân mıdur
Zülfünün dâmına düştüm kurtuluş ümîdi yok
Bağlayan zencîr-i aşkın lutf mu ihsân mıdur
Mâhî’yem kıldım fedâ cân u cihânı yâr içün
Aşk yolunda cân virmek kula bir fermân mıdur
———————————————————————
Bahtımın yıldızı bir türlü doğmadı, acaba bu sonu gelmez bir gece midir? Bu aşk belası acaba bir dert midir yoksa derman mıdır?
Gözlerim yollarda kaldı, gönlüm ise büyük bir yıkıntı gibidir. İnleyerek aldığım her nefes acaba amansız bir feryat mıdır?
Ayrılık ateşiyle yandım, sabredecek gücüm kalmadı. Bu gönül yanıp yok olmak ister, bu durum pervaneye bir hüsran mıdır?
Senin saçlarının tuzağına düştüm, artık kurtuluş ümidim yok. Beni bağlayan bu aşk zinciri acaba bir lütuf mu yoksa bağış mıdır?
Ben Mâhî’yim, sevgili uğruna canımı da dünyayı da feda ettim. Aşk yolunda can vermek, aşık olan kula bir ferman mıdır?
Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Bezm-i cihânda nezâket o da bir zamân imiş
Ehl-i mürüvvet u izzet o da bir zamân imiş
Nerde o sâdık u mümtâz olan yâr-ı vefâ
Dosttan gelen bir inâyet o da bir zamân imiş
Sîm ü zer oldu cihânda bugün her gönle emel
Candan mahabbet u hürmet o da bir zamân imiş
Söyleme sırrını bu nâ-ehl olan câhillere
Sözde fesâhat belâgat o da bir zamân imiş
Mâhî bakılmaz bugün ne şu nazma ne şâire
Şi’r ü inşâda zarâfet o da bir zamân imiş
———————————————————————
Dünya meclisinde nezaket meğer bir zamanlarmış. Gönül ehli insanların o karşılıksız iyiliği meğer bir zamanlarmış.
O sadık ve seçkin vefalı dostlar şimdi neredeler?
Bir dostun elinden gelen içten yardım meğer bir zamanlarmış.
Artık dünyada her gönlün tek amacı para ve pul olmuş. Yürekten gelen dostluk ve sırra duyulan saygı meğer bir zamanlarmış.
Sırrını sakın o ehil olmayan cahil kişilere söyleme. Sözdeki derin anlam ve etkileyici konuşmalar meğer bir zamanlarmış. Şimdikilere boşuna laf anlatma.
Ey Mâhî, bugün artık ne şiire bakıyorlar ne de şairi önemsiyorlar. Şiirde ve yazıdaki o eski zarafet meğer bir zamanlarmış.
Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
N’eylesün bülbül ki gül-zârun cefâsından kaçar
Dil-ber-i nâ-misl olan hep âşnâsından kaçar
Tîr-i müjgânun deler bu cân-ı mehcûrum benüm
Derd-i bî-dermân olanlar hep devâsından kaçar
Hecr-i yâr ile yanar her dem bu dâğ-ı sîneler
Zâhid-i hod-bîn olan aşkın safâsından kaçar
Kâmetün şevkiyle Mecnûn eyledün dildârı bak
Mest-i la'lün olmayan mey kîmyâsından kaçar
Mâhî’yem deryâ-yı aşkun katre-i eşkinde mahv
Ol perî-rûy-i sitem-ger hep gedâsından kaçar
———————————————————————
Bülbül ne yapsın? Gül bahçesinin (gülün dikeninin) eziyetinden kaçar. Emsalsiz olan o sevgili ise nedense hiç dostuna (âşığına) bakmaz, ondan kaçar.
Senin kirpiklerinin oku, benim bu terk edilmiş canımı delip geçer. Öyle bir derde düştüm ki dermanı olmayanlar bile bu derdin devasından kaçar.
Sevgilinin ayrılığı ile bu yaralı sineler her an yanar. Sadece kendini düşünen zahid aşkın o çileli ama saf neşesinden kaçar.
Boyunun posunun arzusuyla şu aşığını Mecnun'a çevirdin, hele bir bak! Senin dudağının şarabıyla sarhoş olmayan kişi, şarabın o dönüştürücü iksirinden kaçar.
Ben Mahi'yim; senin aşk denizinde, bir gözyaşı damlasının içinde yok olmuşum. O sitemkâr ve peri yüzlü sevgili, kapısındaki bu dilenciden kaçar.