10/10
·520 syf.··
2026 106. kitabı
Bir çok kişi Thomas Edward Lawrence (Arabistanlı Lawrence) ismini duymuştur peki ya Gertrude Bell (Çöl Kraliçesi) ismini hiç duydunuz mu? Bayan Bell Britanya İmparatorluğunda doğup lüks yaşamı bırakıp ülkesine hizmet etmek için Ortadoğu'nun zorlu coğrafyasında yaşamayı seçmiştir. Bayan Bell babası gibi kararlı ve güçlü bir kişiliğe sahipti arkeoloji merakı, maceracı ruhu ve zorluklar karşısında pes etmeyen biriydi ayrıca birkaç aşk macerasını saymazsak yapayalnızdı. Bayan Bell Birinci Dünya Savaşında etkin bir görev alarak hem Arapların bağımsızlığını kazanmasına rehber oldu hem de Britanyanın çıkarlarını gözetip korudu ve günümüz ortadoğu'sunun biçimlenmesinde rolü vardı. Bayan Bell, belki ülkesine hizmet etmek için belki arkeolojiye duyduğu ilgiden belki de maceracı ruhundan ya da yapayalnız olduğu için lüks hayatı geride bırakıp Arap çöllerinde yaşamayı seçmişti nedeni her ne olursa olsun hiç şüphesiz bayan Bell yaşadığı dönemde İngiltere'nin en güçlü kadınıydı.
Çöl KraliçesiJanet Wallach · Can Yayınları · 2019202 okunma
7/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
60 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 06:49
Birinci Dünya Savaşı'na giden yolu ve yaşanan krizi ayrıntısına anlatan güzel bir kitaptı. Satranç tahtasındaki hamleleri ve ince hesapları çeşitli kaynakları inceleyerek önümüze sermiş yazar. Konuyla ilgili 'Saraybosna 1914' filmini ve '37 gün' mini diziyi seyretmek faydalı olacaktır.
Temmuz 1914Sean McMeekin · Yapı Kredi Yayınları · 06 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·472 syf.·
2026 151. kitabı
Gönülleri Fetheden Adam EDDAİ Necati İlmen Necati İlmen’in kaleme aldığı "Gönülleri Fetheden Adam: EDDAİ", salt bir biyografi kitabı olmanın çok ötesine geçen, arkasına aldığı güçlü tarihî rüzgârla okuyucuyu derin bir yolculuğa çıkaran muazzam bir dönem romanıdır. Eser, 472 sayfa gibi oldukça hacimli ve kalın bir yapıya sahip olmasına rağmen, yazarın üslubundaki akıcılık sayesinde sayfaların nasıl aktığını fark ettirmiyor ve okuyucuya son derece keyifli bir anlatım sunuyor. Romanın temel odağında, Üstad Bediüzzaman Said Nursî hazretlerinin hayatı ve onun ilmek ilmek dokuduğu ölümsüz eseri Risale-i Nur külliyatı yer alıyor. Kitap, onun ömrünü adadığı imân davasını ve bu uğurda çektiği çileleri merkezine alırken, bu mübarek hayatı en ince ayrıntısına kadar, son derece detaylı ve kapsamlı bir anlatımla okuyucuya aktarıyor. Eseri biyografik muadillerinden ayıran en ilginç ve hoş düşünülmüş özelliklerinden biri kurgu tekniğidir. Roman, biyografik bir çizgide ilerlese de aslında otobiyografik ve kurgusal bir döngüye sahip. Hikâye, bir sahaf dükkanında Risale-i Nur’un bizzat konuşmaya başlaması ve oradaki diğer kitaplara Bediüzzaman Said Nursi hazretlerini anlatmasıyla açılıyor. Romanın sonunda ise hikâye yine aynı sahaf sahnesine geri dönüyor ve Risale-i Nur konuşmasını bitirip susuyor. Bu metaforik anlatım, kitaba harika bir derinlik katmış. Ayrıca romanda mekanların ortaklığı üzerinden yapılan zaman geçişleri de çok başarılı bir şekilde kurgulanmış. Mekan aynı kalırken, zamanın bazen geçmişe bazen de Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin son dönemlerine kayması, iki farklı devrin aynı dekor içinde iç içe işlenmesini sağlıyor ki bu da anlatıyı sıradanlıktan tamamen uzaklaştırıyor. "EDDAİ", içinde buram buram tarih barındıran, olayların kronolojik ve şeffaf bir şekilde ele alınmasıyla öne çıkan bir romandır. Roman
Edebiyat
Gönülleri Fetheden Adam EDDAİNecati İlmen · Sueda Yayınları · 201955 okunma
Çarkların dişleri arasında bir yaşamla nasıl mücadele edilir?
7/10
·328 syf.·
2026 13. kitabı
Rachel Kushner, 1968 doğumlu Amerikalı bir yazar. California Üniversitesi’nde Siyasal İktisat okuduktan sonra Columbia Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık eğitimi almış. Genellikle siyasi gelişmeleri, toplumsal sorunları ve farklı alt kültürleri eserlerinde ele almayı tercih ediyor. İlk romanı "Küba’dan Teleks (2008)" ile dikkat çeken yazar, 70'lerin sanat ve siyaset dünyasını işlediği "Alev Püskürtenler (2013)" ve ABD hapishane sistemini anlattığı "Salon Mars (2018)" kitaplarıyla tanınıyor. Son olarak "Creation Lake (2024)" adlı romanı yayımlanan yazar, kariyeri boyunca Booker, Ulusal Kitap Ödülü, Fransa'nın saygın Prix Médicis gibi prestijli edebiyat ödüllerinde finale kalmış. Gerçekçi gözlemleri ve toplumsal konulara yaklaşımıyla günümüz edebiyatının dikkat çeken isimleri arasında yerini bulmuş. Ayrıca, Kushner’ın yalnızca bir romancı değil, aynı zamanda çok güçlü bir deneme yazarı olduğunu da belirtmek isterim. Yazarın "The Hard Crowd: Essays 2000–2020 (2021)" adlı yirmi yıllık siyaset, sanat, müzik, adalet sistemi ve kişisel anılarını içeren ödüllü deneme derlemesi ve "The Strange Case of Rachel K (2015)" adında yayımlanmış bir kısa öykü derlemesi de bulunuyor. Kushner ile ilgili bir diğer önemli ve dikkatimi çeken detay ise kitap yazarken adeta bir gazeteci gibi derin araştırmalar yapması oldu. Çünkü "Salon Mars" romanını yazabilmek için yıllarca Kaliforniya'daki kadın hapishanelerini ziyaret etmiş, mahkumlarla ve gardiyanlarla görüşmeler yapmış. Yeni romanı "Creation Lake" için ise Fransa'nın kırsalındaki aktivist komünleri ve mağara tarihini yerinde incelemiş. Bu bakımdan araştırmacı yönünü takdir ettim. "Salon Mars", Amerika’daki kadın cezaevi sistemini, yoksulluğu ve hukuk sisteminin açıklarını birçok karakterin kesişen hayatları üzerinden anlatmaya çalışan bir
Edebiyat
Salon MarsRachel Kushner · Siren Yayınları · 2024193 okunma
10/10
·80 syf.··
2026 24. kitabı
Korku, yüzeyde bir suçluluk ve kaçış hikâyesi gibi görünse de aslında insan ruhunun kendi kendini yargılama biçimini anlatan incelikli bir psikolojik çözümlemedir. Stefan Zweig, büyük olayların değil, küçük bir vicdan kıpırtısının insanın iç dünyasında nasıl devasa bir fırtınaya dönüşebileceğinin peşine düşer. Bu yüzden kitapta asıl korkutucu olan dışarıdaki tehdit değil; insanın kendi zihninde büyüttüğü ihtimaller, kendi kendine kurduğu mahkemedir. Irene’nin yaşadığı korku, yalnızca yakalanma endişesi değildir. Zweig burada korkuyu fiziksel bir tehlike olmaktan çıkarıp varoluşsal bir hâle dönüştürür. Bir insanın sakladığı sırrın, zamanla ondan daha büyük bir gerçekliğe dönüşmesini anlatır. Irene’nin dünyası dışarıdan bakıldığında güvenli ve düzenlidir; fakat içindeki çatlak büyüdükçe o düzen bir hapishaneye dönüşür. Zweig’in ustalığı da burada ortaya çıkar: karakteri bir anda yıkmaz, onu kendi düşüncelerinin içinde yavaşça boğar. Kitabın en güçlü taraflarından biri, suç ile masumiyet arasındaki bulanık çizgidir. Zweig, okura kesin hükümler sunmaz; çünkü insan ruhunun ahlaki meselelerde ne kadar karmaşık olduğunu bilir. Irene ne tamamen suçlu ne de tamamen masumdur. Onu asıl ezen şey yaptığı şeyden çok, kendisiyle yüzleşmek zorunda kalmasıdır. Çünkü insan bazen başkalarının vereceği cezadan değil, kendi vicdanının sessizliğinden korkar. Zweig’in dili de bu psikolojik derinliği destekler. Büyük trajedileri yüksek sesle anlatmak yerine küçük ayrıntılara saklar. Bir bakış, bir suskunluk, bir bekleyiş; bütün bunlar karakterin içindeki fırtınayı açığa çıkarır. Kitapta dış dünya giderek önemini kaybeder, geriye yalnızca insanın kendi zihnindeki karanlık kalır. Bu açıdan kitap gerilim oluşturmaktan çok insanın kendinden kaçamayacağını anlatır. Zweig’in bütün
KorkuStefan Zweig · Kızıl Panda · 2021124,9bin okunma
Dördüncü Togan..
9/10
·389 syf.··
2026 8. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:59
Fantastik edebiyat tarzında ülkemizde çok fazla yazar çıkmıyor ne yazık ki..Bu tarz, okuma oranı zaten çok düşük olan ülkemizde satılan kitap sayısına oranla yayıncılık anlamında da bir takım riskleri beraberinde getiriyor.Hal böyle olunca ülkemizden bir yerli yazarin bu tarzda bir kitabı yazıp yayinciya begendirmesi ve kitabın basılması bana göre edebiyatımızda önem verilmesi gereken bir konu..Kendi adıma;anadilimde bir fantastik hikaye okumak ve hikayenin gayet iyi yazıldığını deneyimlemek müthiş bir serüven oldu benim için..kaldı ki hikaye ve anlatıcı iyiyse söz konusu kitabın tarzinida çok fazla önemsemiyorum..Bu konuda yazarımız Batuhan Tuncdemire ellerine sağlık diyor başarılarının ve eserlerinin daim olmasını diliyorum.. Hikayeye gelirsek;tanrıların ve toganlarin olduğu, bozkır ve elekios halklarının aynı diyarı paylaştığı çeşitli halkların ve inanışların hüküm sürdüğü bir dünyada hikayenin arka planına ustaca yedirilmis mitolojik bir hikaye okuyoruz.. Hikaye de farklı ırklara sahip bir çok karakter var ve bu karakterlerin birbirinden farklı motivasyonu çok yalın sade ve akıcı bir dille anlatılmış..Okumaya kolaylık sağlayan bu yazım dili akıcılığı ve tempoyu düşürmeden finale kadar götürüyor bizi.. Özellikle bozkır halkının yaşam tarzı ve konuşma dili çok etkiledi beni..Belli ki üzerine çalışma yapılmış.. Yaratılan ırklar ise son derece tatmin edici bir şekilde anlatılıyor.. Tamarru kam,ejderha benzeri bir yaratık olan dehsezar,hikayenin her iki tarafında aktif rol oynayan dev ve yaridevler,annuk kavminden yamyam savaşçılar ve nihayetinde yaratılan özgün büyü sisteminde Hündarlar ve nida etme sanatları son derece iyi yazılıp iyi anlatılmış. Karakter gelişimlerinin ve finalin biraz daha uzun olması gerektiğini düşünsem de bunu yazının başında anlattığım
Dördüncü ToganBatuhan Tunçdemir · Kırmızı Kalem Edebiyat Yayınları · 20266 okunma