Beyaz Geceler Üzerine: Aşk, İdealizasyon ve Bağlanma
Puan vermedi·218 syf.··
2022 1. kitabı
·
85 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2022 00:31
Beyaz geceler Fyodor Dostoyevski tarafından 1848 yılında yazılmış ve aynı yıl içerisinde yayımlanmış, romantizm ile gerçeklik arasında bir geçiş niteliği taşıyan değerli bir uzun öyküdür. Eserimizin kahramanı Bay Hayalperest, olanca yalnızlığı içinde yaşama ait hissetmek, yaşamın bir parçası olabilmek, arayışını anlamlı ve amaçlı kılabilmek için gerçeklikten kopararak, bir gün gerçek bir yaşama nüfuz edebileceği ümidiyle zihninde kurmaca bir dünya yaratarak adeta bir hayatta kalma mekanizması geliştirmiştir. Hayal, aşk ve gerçeklik teması ekseninde oluşturulmuş olan bu eserde isimsiz bir anlatıcının dört gece boyunca yaşadığı duygusal deneyim aktarılmaya çalışılır. Kahramanımız Bay Hayalperest, bir gün gerçek anlamda, gerçekliğe nüfuz edebilecek ve onu derinden anlayıp sevebilecek bir bağlanma nesnesi arayışındadır. İşte tam bu sırada karşımıza Nastenka çıkar. Hayalperest ilk defa bir şey tarafından görüldüğünü hisseder ve Nastenka’yı henüz doğru dürüst tanımamasına rağmen ona karşı derin bir sevgi ve bağlılık hisseder, hatta daha da ileri gidip ona aşık olduğunu bile ifade eder. Eserin trajedisi de işte tam burada başlar. Aslında Nastenka’nın hikâyesi, Hayalperest’in hikâyesiyle fikir olarak neredeyse aynıdır. Nastenka da yalnızdır ve yaşamı onu kaygılandırır ve huzursuz eder. Fakat Nastenka’nın yalnızlığının farkına varması ilk kez kiracının yaşamına dahil olmasıyla gerçekleşir. Zannımca Nastenka, kiracı sayesinde bir başka ihtimalin de olduğunu bütün çıplaklığıyla kavrar, sıkıştırılmış hisseder ve özgürlüğü arzu eder. Nastenka’ya bir kapı aralanır kiracı sayesinde; Nastenka kapıyı itmek, sonuna kadar açmak ve dışarı çıkmak ister. Dışarı ihtimali onu heyecanlandırır. Kitaptaki sevgi kavramı üzerinde durulması gereken bir kavramdır. Çünkü baktığında Nastenka
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,2bin okunma
Arâf'ta Bir Çocuk
Puan vermedi·136 syf.··
2026 23. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 20:15
Zülfü Livaneli'nin Arafat’ta Bir Çocuk kitabını yeni bitirdim. Kitapta toplam 8 tane hikâye var. Hikâyeler toplumsal travmaların, çıkışsızlığın ve aidiyet sancılarının edebi bir sığınağı bence. Kitabın sonundaki "Zülfü Livaneli'ye Arafat'ta Bir Çocuk İçin Sorular" kısmında, neden "öykü" yerine "hikâye"kelimesini tercih ettiğini şu samimi açıklamalarla ifade ediyor: Ben aslında "öykü" yerine "hikâye" demeyi yeğliyorum. Çünkü öykü, "öykünmek" kokuyor, yeteri kadar sıcak ve yerli değil. Hikâye ise "Dinle neyden kim hikâyet etmede" dizesinde görüldüğü gibi şiirsel ve köklü, bize ait. Bu yüzden izninizle "hikâye" diyeceğim. Bu tercihiyle Livaneli, biz okurları daha en baştan kendi kültürel ve tarihsel hafızasına davet ediyor. Kitabın ismiyle ilgili de ilginç bir detay var. Bizim Arafat’ta Bir Çocuk diye okuduğumuz ismin asıl mimarı Yaşar Kemal Livaneli "Arâf olması gerekmiyor mu? diye sorduğunda Yaşar Kemal o meşhur samimiyetiyle şöyle demiş. "Halk 'Kaldım arafatta' der. Yalnış bile olsa güzeli budur." demiş :) Hikâyeler, ağırlıklı olarak 1971 darbesi sonrası dönemi anlatıyor.Hikâyelerdeki karakterler, iki dünya arasında, bir çıkışsızlık döngüsünde sıkışıp kalmışlardır. Gurbet, mültecilik, hayal kırıklığı ve derin bir yalnızlık... Livaneli'nin dili o kadar akıcı ki bir çırpıda bitiriyorsunuz hikâyeleri. 1978 yılında yayımlanan bu eser, aslında sadece bizim coğrafyamızın değil, dünyanın da ortak acılarını dile getirmiş. Zaten Almanca ve Farsça gibi birçok dile çevrilmesi de bunun bir kanıtı. Zülfü Livaneli'nin o halkın içinden gelen samimiyetini, sanatçı duyarlılığını seviyorum ben. Eğer biraz hüzünlü ama bir o kadar da sahici bir şeyler okumak isterseniz, tavsiye ederim. #İyiGeceler #1000Kitap
Arafat’ta Bir ÇocukZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202110,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·176 syf.··
2026 67. kitabı
Zeytindağı kitabı Cemal Paşa’nın emir subayı olarak görev yapan Falih Rıfkı Atay’ın hatırlarını kaleme aldığı eseridir. Osmanlı’nın son dönemlerinde durumun ne kadar içler acısı olduğunu gözler önüne seren bu eser, ders verir niteliktedir. Toplumsal ve yönetsel anlamda zorlukların gözler önüne serildiği, ver olmaya çalışan bir devletin parçalarını birleştirmenin imkansızlığını hissettirdi. Özellikle mevzu bahis Suriye-Filistin ve Kanal cephesinde askerlerimizin bilinmezlik içinde ölüme sürüklenmesi, milli bağımsızlık olgusundan tamamen bağımsız, Alman, İngiliz… seviciliği. Kitapta yer aldığı şekliyle” Şeria boyunda, Aden etrafında, çorak Medine içinde, taş ve kum çöllerini geçip Şam’dan Medine’ye giden Hicaz hattı üzerinde binlerce kahraman bu yazın usanç veren günlerini de ateşe, ısınmış demire karşı ve kızgın toprak üstünde geçirecekler” bölümü aslında bizlere anlatıyor durumun vahametini. 1. Dünya savaşında olmak ve kaybetmek zorunluluğu aslında kaçınılmazdı. Cumhuriyetin ve bağımsızlığın kıymetini bilmek gerek…
1000Kitap
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 202414,8bin okunma
Ged'in Gölgesi!
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:00
Yerdeniz Büyücüsü, Ursula K. Le Guin'in 1968 yılında yayımlanan fantastik romanıdır. Bu eser, yazarın Yerdeniz serisinin ilk kitabıdır. Bu, Le Guin'den okuduğum üçüncü kitap oldu. Daha önce Anlatış ve Mülksüzler'i büyük bir beğeniyle okumuştum. Yazarın bilimkurgu türündeki bu iki romanından sonra, Yerdeniz serisine de hiç düşünmeden başlama kararı aldım. İyi ki de başlamışım. Çünkü Yerdeniz Büyücüsü, büyümeyi, bilgeliği ve büyü dünyasını anlatan, farklı ve etkileyici bir eser olarak bende kalan etkisi yoğun oldu. Roman, yazarın kurguladığı Yerdeniz adlı adalar dünyasında geçiyor. Dikkatimi çeken noktalardan biri de Yerdeniz haritasının bizzat Ursula K. Le Guin tarafından hazırlanmış olmasıydı. Böyle bir harita oluşturmak bile başlı başına emek, sabır ve hayal gücü gerektiren bir uğraş. Bu harita sayesinde yazarın yarattığı dünyayı ne kadar önemsediğini ve ona gerçeklik duygusu kazandırmak için gösterdiği çabayı hissetmek mümkün. Dikkatimi çeken bir başka konu ise Yerdeniz serisinin, daha sonra yazılan bazı ünlü fantastik eserlere ilham verdiğiydi. Özellikle Harry Potter serisine yapılan benzerliklerden okuduğum ve dinlediğim pek çok yazıda da söz ediliyordu. Harry Potter dünya çapında çok tanınan ve sevilen bir seri olmasına rağmen, Yerdeniz Büyücüsü'nün aynı ölçüde bilinmemesi doğrusu beni biraz üzdü. Çünkü okudukça, bu eserin fantastik edebiyatın önemli yapıtlarından biri olduğunu hissettim. Ancak Yerdeniz Büyücüsü'nü benim için özel kılan şey, büyülerden çok insanın kendi yarattığı gölgesiyle yüzleşme olayını anlatması oldu. Romanın kahramanı Ged, olağanüstü yeteneğe sahip genç bir büyücü adayıdır. Güçlüdür, zekidir ve öğrenmeye son derece heveslidir. İlk büyücülük derslerini kendisini büyüten teyzesinden alır. Gont Adası'nda yaşayan Duny, henüz bir yaşındayken
İnceleme
Yerdeniz BüyücüsüUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20249,5bin okunma
5/10
·224 syf.··
2026 26. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 16:01
Genelde hemen hemen her kitabın az yada çok bize bir şeyler kattığını düşünürüm ve bir şekilde yazarın anlatmaya çalıştığı dünya bir yerlerinden beni yakalar ama bu kitap anlatımıyla olay kurgusuyla son derece tavan ve eksik hissettirdi bana..Günlük hayatta aklımızdan geçen düşünceleri o düşüncelerin düzensizliği ve akışıyla bir bütünlük oluşturmadan yazılmış başı ve sonu olmayan garip bir kitaptı..Çok satanlarda olmasına hiç anlam veremediğim ve kimseye tavsiye edemeyeceğim bir kitaptı.Muhtemelen daha uzun olsa bitirmezdim
Nakano Eskici DükkanıHiromi Kawakami · Domingo Yayınevi · 20242,294 okunma
Hiçbirimiz masum değiliz!
Puan vermedi
Rus Aleksandr Herzen'in Suçlu Kim? eseri, yalnız bir aşk hikâyesi ya da aile dramı değildir. Eser, dönemin Rus toplumunu, eğitim anlayışını, sınıf farklılıklarını ve bireyin toplum içindeki yalnızlığını eleştiren güçlü bir toplumsal romandır. Rusya özelinde yaşadığımız dünyayı da anlatıyor! Merkez de emekli General Alexsey Abramoviç'in ailesi yer alır. Generalin köylü bir kadın olan Dünya'dan evlilik dışı bir çocuğu olur. Daha sonra Glafira Lvovna ile evlenir ve eşinin isteğiyle çocuğunu yanına alır. Ancak çocuk aile içerisinde hiçbir zaman gerçek bir sevgi ve aidiyet duygusu göremez. Bu durum, eserin temel eleştirilerinden biri olan sevgisiz eğitim ve yanlış aile anlayışını ortaya koymaktadır. Ailenin çocuklarına ders vermesi için getirilen Dmitri Yakovleviç, yoksul bir doktorun oğludur. Eğitimli, dürüst ve idealist bir gençtir. Ancak hayatı boyunca sınıfsal engellerle mücadele etmek zorunda kalır. Roman boyunca Herzen, insanın karakterini belirleyen şeyin doğuştan gelen özelliklerinden çok aldığı eğitim ve içinde yaşadığı toplumsal koşullar olduğunu göstermektedir. En dikkat çekici karakterlerden biri de Vladimir Beltov'dur. İyi eğitim almış, dünyayı gezmiş, zengin ve kültürlü bir insan olmasına rağmen hayatında bir amaç bulamaz. Bürokrasiye dayanamaz, görevini bırakır ve sürekli bir arayış içinde yaşar. Dmitri'nin eşine aşık olması ise yalnızca bir aşk meselesi değil, aynı zamanda dönemin aydın insanının yaşadığı kimlik ve amaç bunalımının sembolüdür. Onun gelişiyle bir aile parçalanır; kadın hastalanır, koca içkiye yönelir ve çocuk sahipsiz kalır. Romanın ismindeki soru burada anlam kazanır: Suçlu kimdir? Herzen'in cevabı tek bir kişiyi işaret etmez. Ne yalnızca Beltov suçludur ne Dmitri ne de kadın. Asıl suçlu; bireyleri mutsuz eden, onları sevgisiz
Suçlu Kim?Aleksandr Herzen · Yordam Edebiyat · 2020356 okunma