Buse Durkaya

Buse Durkaya
@durkaya_buse
Sakarya üniversitesi
Sakarya
Giresun, 8 Nisan 2002
45 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
10/10
·355 syf.··
2024 3. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2024 00:16
·
BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK/HARPER LEE "Bülbülü öldürmek günahtır. Çünkü bülbül yaratılışından ötürü bülbüldür, kendisi bülbül olarak seçemez. Onun ızdırari kaderinde zaten bülbül olmak vardır ve bundan dolayı da suçlu olarak gösterilmemelidir." Amerika’nın güneyinde Maycomb adlı küçük bir mahallede damgalanan, ırkı yüzünden ayrımcılığa uğrayan insanları küçük bir kız çocuğu olan Scout’un ağzından anlatılan kitap; Scout’un abisi Jem, yakın arkadaşı Dill, avukat babaları Atticus etrafında oluşan bir roman… 2 bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Scout ve Jem’in, Dill’le tanışıp yaz tatili sürecini ve okulun başlama dönemini anlatıyor. İkinci bölümde ise Atticus’un haksız yere tecavüzle suçlanan “siyahi” biri olan Tom Robisun’un avukatlığını yapmasını anlatıyor. Toplumda bir hiyerarşi vardır ve bu hiyerarşinin en alt basamağında zenciler yer almaktadır. Hiyerarşik bir toplumda da adaletten söz edemeyiz tıpkı kitaptaki gibi çünkü “bizim mahkemelerimizde, beyaz adamın dünyasıyla siyah adamın dünyası karşı karşıya geldiğinde, her zaman beyaz adam kazanır.” Çocukların gözünden olaylar hep daha farklı değil midir? Onların gözünde adalet, eşitlik, özgürlük, ayrımcılık başka anlamlara gelmez mi? Çünkü çocuklar birbirlerini ötekileştirmiyorlar. Siyah insan-beyaz insan, Kuzeyde yaşayan-Güneyde yaşayan, ateist insan-deist insan onlar için tüm bu ayrımların ortak noktası insan olmaktır. “Sıfatları çıkarırsak geriye sadece gerçekler kalır.” Bu gerçek de tek bir tür insan olduğu ve hepsinin aynı olmasıdır. İnsanları renk, dil ve din gibi özellikleri ile ayırmak kadar boş bir çaba yoktur.
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Sel Yayınları · 201488,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·430 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2023 21:19
BİN MUHTEŞEM GÜNEŞ/KHALED HOSSEINI '' Coğrafya kaderdir.'' sözünün vücut bulmuş hali olan Bin Muhteşem Güneş. Afganistan'ın önce Sovyetlerle, sonra kendi içlerinde kendi kanlarından olan iktidar için savaşanlarla ve en son da Talibanla var olmuş bir savaş... Savaşın içinde kaybolan yaşamlar. Katı bir İslami rejimin dayattığı kurallar. Kurallar karşısında hayata tutulmaya çalışan kadınlar ve çoçuklar. Afganistan da o savaş anlarında kadın, erkek, çocuk herhnagi bir canlı olarak kalabilmeyi başarmanın ne denli zor olabileceğini romanı okurken iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Her ne koşulda olursak olalım insan kalmayı becerebilmeyiz. Vücudumuzun her bir hücresine işleyen sadece savaş değil, alt üst olan yaşamlar ve bu yaşamlar sonucunda yolları kesişen iki kadın; Meryem ve Leyla. Bir de hayatlarını zindana çeviren Raşit. Hayatta hepimizin hikayesi birbirinden farklıdır. Tıpkı Meryem ve Leyla gibi. Meryem; harami olarak doğduğu için bir sıfır geride başlıyor hayata. Sırtında taşıdığı onca yüklere rağmen öyle büyük fedakarlıklar yapıyor ki... Okurken düşünmeden edemiyorsunuz ben olsam Meryem gibi davranırmıydım? Ve Meryem'e güç veren Leyla. Meryem'e göre daha şanslıydı, içi umut dolu olan, hayallerinden vazgeçmeyen leyla. Bir de ayakkabıcı Raşit. İlk başta Raşit'i sevmiştim fakat sayfaları çevirdikçe nefret ettim. Bir insan nasıl bu kadar acımasız, vefasız olabilir ki? Asla memnun olmayan her koşulda kadını suçlayan... "Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima, bir kadını gösterir." Ama sonunda bir yandan içimde kelebekler uçuçurken bir yandan yüreğime saplanan ince bir sızı. Dünyanın her bir yerinde haksızlığa uğrayan kadınların ağzından çıkan ahlar bir yağmur damlası olup gökyüzünden yağıyordu Afganistan'da. Sonrada tüm bu
Edebiyat
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,5bin okunma
9/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2021 19:04
CENGİZ AYTMATOV- DENİZ KIYISINDA KOŞAN ALA KÖPEK Cengiz Aytmatov'un kaleminden yine muhteşem bir hikaye. Daha önce de birkaç romanını okumuştum. Okuduğum romanlarda olaylar daha çok bozkırda geçerken bu romanda olay denizin ortasında geçiyor. Hikâyenin içeriğine gelecek olursak hikaye ilk girişte yaratılış efsanesinden, karaların nasıl oluştuğundan bahseder. Daha sonra küçük bir çocuğun Kiriks’in avcılığı öğrenmesi için babası Emrayin, amcası Mılgın ve Orhan Ata ile birlikte denize açılırlar. Bir süre sonra etrafta sis meydana gelir, günlerce kaybolmaz. Bu durumda Aguguk Kuşunu göremezler ve yollarını kaybederler. Tabi ki bu süre zarfı içinde suları da azalmıştır. Birisinin yaşaması için fedakarlık yapmaları gerekir. İlk önce Orhan Ata kendini denize bırakır. Sonra Mılgın amca ve son olarak babası Emrayin kendini feda eder. Kiriks tek başına kalmıştır. Eğer Kiriks'in kurtulup kurtulmayacağını merak ediyorsanız hikayeyi okuyabilirsiniz. Hikaye içinde inceleyebileceğimiz o kadar kavram var ki. Bunlardan bazıları: yaratılış, fedakârlık, susuzluk... Bu hikayeye ölüm ile kalım arasındaki mücadele ya da heyecan ile başlayıp korkuyla biten bir hikaye de diyebiliriz. Okurken hep düşündüm, ben olsaydım ne yapardım? Kendimi de bir roman kahramanı olarak hissettim. Tek başına kaldıklarında ve Aguguk Kuşunu göremediklerinde o kadar çok korktum ki... Orada olup hepsini kurtarmak istedim. Ve düşündüğüm diğer bir husus da küçük bir çocuk için bu fedakarlığı başka kim yapabilir? Siz yapar mısınız? Burada Orhan Ata'nın fedakarlığını kimse inkar edemez. Kirisk'in yaşaması için bir umut oluyor ve aynı zamanda hayallerine kavuşuyor, hayalleri onun ile birlikte sonsuzluğa ulaşıyor. “ Hayaller, insanla beraber öbür dünyaya gelemezler miydi? Yüzyıllarca, sonsuza kadar onunla birlikte
Deniz Kıyısında Koşan Ala KöpekCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20185,8bin okunma
9/10
·375 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2020 11:27
UÇURTMA AVCISI- KHALED HOSSEİNİ "Mutlu son diye bir şey var mı? Her şey bir yana hayat bir Hint filmi değil. Afganların en sık yinelediği deyiştir: Zendagi migzara. Hayat devam ediyor."🕊 Afganistan Kabil doğumlu Amerika'da ikamet eden Khaled Hosseini'nin romanıdır. Kitap adını Afganistan'da her yıl düzenlenen uçurtma şenliğinden alır.  Kitabın ilk başları belki karışık veya sıkıcı gelebilir ama sayfaları çevirdikçe yazarın ne demek istediğini daha iyi anlıyoruz. Roman başkahramanları Emir, Hasan (Aynı zamanda ... Merak edin) ve Babadır. İhanetin ve sadakatin bedellerini, babalarının oğullarıyla ilişkilerini ve babaların çocuklar üzerindeki etkilerini sanki bir film izliyormuşsun gibi anlatıyor. Sevgi, dostluk, yalan, ırkçılık ve fedakarlıklarla dolu... Aynı zamanda Afganistan topraklarının yok oluşunu gözler önüne seren savaşın izlerini görüyoruz. Gözlerimiz çoğu yerde doluyor. Sohrab'ın yaşadıkları, babanın Emir'e karşı davranışları, Hasan her zaman Emir'in yanında olup onu koruması ama Emir'in bunu yapmaması. "...Ve ansızın, Hasan kulağıma fısıldadı: Senin için, bin tane olsa yakalarım. -Hasan, tavşandudaklı uçurtma avcısı." Ve babanın yaşadıkları.. Belki de içinde fırtınalar kopuyordu ama bir şey anlatamıyordu."...Sonra babam eşikte göründü; yüzünde bir şey vardı. Hemen tanıyamadığım, çünkü daha önce hiç görmediğim bir şey: korku." Zaman da sular gibi akıp gidiyordu. Yaşanılan olaylar karşısında bazen elin kolun bağlı oturuyoruz sadece izliyoruz. Telafi edemiyoruz geçmişte yaptığımız hataları. İşte baba da edemiyordu sadece geçmişe göre iyi biri olabiliyordu. Yeniden iyi biri olmak mümkün mü ? Yaptığımız hatayı anlarsak ve tekrar yapmazsak bence mümkün. "Gel. Yeniden iyi biri olmak mümkündür, demişti Rahim Han tam telefonu kapatırken. Öylesine söyleyivermişti;
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,3bin okunma
10/10
·407 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2021 13:37
SUYU ARAYA ADAM/ ŞEVKET SÜREYYA AYDEMİR "Her gövdenin içinde ayrı bir kalp çarptığı gibi, her kafanın içinde ayrı şahsiyetler yaşıyordu. Kimisinin ruhu, kendini yenen hayat karşısında tam bir teslimiyete çökmüştü. Kimisini, ümitler, sevgiler, yahut kin ve intikam duyguları hayata bağlıyordu." İlk başlarda hiç dikkatimi çekmemişti. Okul da Alim Hoca bahsetmiş, İlber Ortaylı'nın tavsiyesi ve 100 Temel Eser arasında yer alınca okumak istedim. Bana ilk başlarda biraz karışık geldi fakat sonlara doğru olayları daha iyi anladım. Aynı zamanda kitap otobiyografik bir eserdir. Aydemir savaşta abisini kaybedince kendisi de savaşa katılmıştır. Osmanlı İmparatorluğun son dönemleri, Cumhuriyet'in ilk yılları ve Rusya İhtilalini ülkemize ve dünyamıza etkilerini anlatan bir eser. İlkokul öğretmeni olarak yetişmek üzereyken Birinci Dünya Savaşı'na katılan, hayallerinde daima bir özlem ve heyecan uyandıran Turan düşüncesiyle İstanbul'dan Batum'a bir vapur yolculuğu ile başlayan ve dört yıl sonra tekrar yurduna dönen bir hayat hikâyesi. Bütün bunlar olurken sizin de düşünceleriniz ve çevreniz değişiyor. Türk toprağı "Turan"ı görmek için cepheden cepheye savrulmak,yaralanmak, hayal kırıklıklarının ortasında at sürmek...Yollarda yaşanan aşklar, kasabalardan geçen açlık kafileleri... Ülkem için yapılacak daha o kadar çok şey varken bir yandan da sıkıştıran bir zaman var. Günümüzde devam eden bazı sorunlar geçmişte de gözler önüne seriliyor. Artık daha da geç kalmadan bazı şeyleri değiştirmemiz lazım. "Sen bir köylüsün, derdi, evet bir köylü.... Yani toplumun tortusu... Bir mülkiyet budalası. Köylü sınıfı zaten nedir ki? Bir ortaçağ artığı. Toprağa yapışmış, donmuş, statik bir varlık. Bütün inkilaplarda fren. Bir ayakbağı.... Siz köylülerin görüş ufkunuz, yalnız kendi tarlanızın
Suyu Arayan AdamŞevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitapevi · 20215,1bin okunma