İle... Hem bir bağlaç, hem de bir hayatın özeti.
Puan vermedi·232 syf.·
2026 40. kitabı
Aruoba, bildiğimiz, alışık olduğumuz dilden sıyrılıp, kelimelerin köklerine inerek bizi düşünmeye zorluyor. "İle" bağlacının o basit gibi görünen yapısının altında, hayatın en karmaşık meselelerini—varlığı, yokluğu, birlikteliği ve ayrılığı—öyle ince bir zekayla işliyor ki, kitabı bitirdiğinizde elinizde kalan şey sadece okunan satırlar değil, zihninizde açılan yeni kapılar oluyor. Onun felsefesi, hayatın telaşından yorulup bir an durup kendine bakmak isteyenler için adeta bir sığınak. Kitap boyunca yazarın o duru, sessiz ama bir o kadar da sarsıcı sesi size eşlik ediyor. Bazı cümleleri bir kez okuyup geçemiyorsunuz; dönüp dönüp tekrar bakma, üzerinde biraz daha düşünme ihtiyacı duyuyorsunuz. Hayata dair, ilişkilere dair, insan olmaya dair söylenmiş, tam da yerini bulan cümleler arıyorsanız, bu kitap tam size göre. “...bir de sen, kendin; kendi kendine, kendinle, kendinden...” Sizin için ile kitabında altını çizdiğiniz, “işte bu!” dediğiniz o cümle hangisiydi?
1000Kitap
İleOruç Aruoba · Metis Yayınları · 20184,435 okunma
7/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 156. kitabı
𝐁𝐢𝐫 𝐃𝐞𝐦𝐞𝐭 𝐒𝐞𝐯𝐠𝐢 Herkese Selamlar... Sizlere çok sevdiğim kalemden yepyeni bir kitap ile geldim. Öcelikle kapağına bayıldım. Bu soft renkler ve bu tasarım gerçekten şahane olmuş. Yazarın kalemine aşinayım o duruluk, o anlatım ve o akış gerçekten her zaman beni mutlu ediyor. Ama diğer kitaplarına nazaran bu kitapta duyguları ne yazık ki alamadım. Hızlı ilerleyen bir akış vardı ve karakterler başladıkları gibi değildi. Olaylar çok çabuk gelişti ve nasıl olduğunu anlayamadan sonlandı. Diğer yandan alt tema olarak harikaydı. Hayallerinden vazgeçmeyen bir kadın, sadece doğurmak ile anne okunmayacağını gösteren bir kadın vardı. Nahif ve içimize bir iz bırakacak duru bir hikayeydi. Demet ve Ömer Demet annesi öldükten sonra okulu bırakıp babasına bakmak zorunda kalır. Babası ise eşinin vefatından sonra kendini alkole verip kızına eziyet eder (nedense o baba sonradan bir değişti. Sanki onu zorla çalıştırıp parasını alkole yatıran o değil, arkadaşlarını eve çağırıp kızını tedirgin eden o değil, abisinin oğlu ile evlendirmek isteyen o değil gibi) Demet iş yerinde rahatsizlaninca işten çıkarılır. O akşam babası ile amcasının oğlu ile evelenmesi üstüne yaptığı tartışma ile komşusuna kaçar. Allah'ın hikmeti nasibi ayağına gelir. Komşunun abisinin oğlu evlenmek ister sizi tanıştırayım der. Demet ise kabul eder ve ertesi akşam için karar verirler. Ömer eşi tarafından aldatılan bir askerdir. Beş yaşındaki oğluna eziyet eden ve acımadan sokaklarda bekletilirken o vatanı koruma görevindedir. Bir görev dönüşü ise acı gerçek ile yüzleşir. Annesi bu acıdan felç geçirir (ona da bir ayar oldum başta nasıldı sonra kızı istemede nasıl, kitap biterken nasıldı neyse insanlar değişir diyorum) Oğlu ile yepyeni bir hayat kurmak ister. O gece evde olan amca oğlundan kaçan Demet nasıl olduğunu
Bir Demet SevgiMelek Kaş · Efsus Yayınları · 2024130 okunma
Reklam
Puan vermedi
“Yeryüzünde ne kadar insan varsa o kadar da aşk şekli vardır.” Cengiz Aytmatov’un “dünyanın en güzel aşk hikayesi” olarak anılan zamansız eseri Cemile… Savaşın gölgesinde, bozkırın ortasında yeşeren; kurallara, kalıplara ve dayatılan kadere başkaldıran bir aşkın anlatısı. Kitap o kadar duru, o kadar samimi ki her satırında bozkırın rüzgarını yüzünüzde hissediyorsunuz. Eğer hala okumadıysanız, kalbinize dokunacak bu kısa ama dev esere mutlaka bir şans verin.
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,5bin okunma
Selda Uygur: Babalar ve Kızları
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2023 9. kitabı
“Denizleri çok severim… Rüyalarım… Taşların rengi de gökyüzü gibi kasvetlidir… Bu her gece böyle olur…” Bu şiirsel sözler, Babalar ve Kızları’nın açılış sahnesinde yer alıyor. Türk Edebiyatı yepyeni bir kalemin doğuşuna tanıklık ediyor bir süredir. Selda Uygur, Fazlı Necip’in Ah, Anne romanını günümüz Türkçesine aktaran ve Türk Edebiyatından Örneklerle “Edebiyat ve Kıskançlık” adlı çalışmalarıyla tanınan akademisyen bir yazar. Romanında pek çoğumuzun ama özlemle ama kasvetle dalıp gittiği o ölgün deniz manzaralarını işlemiş sevgili Selda. Denizin verdiği huzuru ve aldığı canları okudum bu eserde ve babaannesini… O mistik heyecanları bilirsiniz elbette, ölülerle konuşmaktan bahsediyorum. Ölümün kokusunu bilmeyeniniz kaldı mı? Ah bazılarınız anlayacaktır beni; insan olmak, düşünebilmek ve farkında olmak ne zordur bilirsiniz -ölümün kıyısında yaşarken. Rüyalardan bahsediyorum, kaçmayın; bitmek bilmeyen döngülerden, büyük ve kederli nefeslerden ve gecenin en zor saatlerinde yaşanan o ani irkilişlerden, uyanışlardan… Şanslıysanız, gecenin bu saatinde, yanı başınızda birisi vardır ve o kişi size ne olduğunu sormuştur. Ya kimse yoksa? Ya kimse size bir şey sormamışsa? Ya kimsecikler sizi sarıp sarmalamamışsa? İşte o zaman üzülmekte haklısınız derim. Yazık. Çok Yazık. İşte sevgili Selda, rüyalarından uyanırken adeta denizde boğulur gibi oluyor, tasvir ediyor ve yaşıyor o anı. Peki, ama neden? Ölülerle dans ediyor çünkü ve ekliyor -unutmadan: “Ölülerle dans edebilen birini kimse üzemez.” Kelimeler akmaya devam ediyor. İstanbul’un o eski yokluklar içindeki halini okuyoruz. Ancak yine de bir umut var o yıllarda. Kavganın, hasretin, kaosun, sanatın, edebiyatın ve kalabalığın şehri İstanbul’da yaşanıyor Babalar ve Kızları’na dair ne varsa. Kıskançlığın kitabını yazmış olan
Babalar ve KızlarıSelda Uygur · Bilgi Yayınevi · 202255 okunma
Puan vermedi
Herkese merhaba! kitap dostlarım! Bugün sizlere okurken beni sayfalar arasında sürükleyip götüren, gizemi ve mistik atmosferiyle merak duygumu sürekli canlı tutan Andromedalı kitabından bahsetmek istiyorum. Her şey Duru’nun gördüğü sıradan gibi görünen bir rüya ile başlıyor. Ancak bu rüya tekrar etmeye başladıkça işin içinde çok daha büyük bir sır olduğunu anlıyoruz. Rüyalarında sürekli aynı kadını gören Duru, bunun bir tesadüf olmadığına inanıyor ve gerçeğin peşine düşüyor. İşte tam da bu noktadan sonra hikâye bambaşka bir boyuta taşınıyor. Kitap boyunca üç farklı zaman diliminde dolaşıyor, Duru, Süreyya ve Amunet’in hayatlarına konuk oluyoruz. İlk başlarda birbirinden bağımsız gibi görünen olayların zamanla nasıl birleştiğini görmek oldukça etkileyiciydi. Her bölümde yeni bir ipucu ortaya çıkarken merak duygusu giderek artıyor ve kitabı elinizden bırakmak istemiyorsunuz. Astral seyahat, spiritüalizm ve Mısır mitolojisinin iç içe geçtiği bu hikâye benim için oldukça farklı bir okuma deneyimi sundu. Özellikle mistik olayların ve geçmişle gelecek arasındaki bağların işlenişini çok başarılı buldum. Yazarın sade ve akıcı anlatımı sayesinde karmaşık gibi görünen konular bile rahatlıkla takip edilebiliyor. Gizemli hikayeleri, kadim sırları ve mistik unsurları seviyorsanız Andromedalı tam size göre bir kitap olabilir. Ben okurken hem şaşırdım hem de her sayfada yeni bir gerçeğin ortaya çıkmasını heyecanla bekledim.
AndromedalıNora Gülüm Erdinç · Aya Yayınevi · 202368 okunma
Bugünü Dokumak, Geleceği Yaşamak: Hayatın Hakkını Vermek
10/10
·344 syf.··
2026 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 18:34
HAYATIN HAKKINI VERMEK | ACAR BALTAŞ Bu kitap bana hayatıma yepyeni bir dünya açan, bakış açımı çok güzel noktalara taşıyan değerli birinden hediye geldi. Kendisine bana bu kıymetli eseri kazandırdığı için kalpten teşekkür ederim. Eser; Uzun yaşam, Mutluluk, Başarı, İyilik Hali" gibi hayatın tam merkezindeki konulardan oluşuyor. Acar Baltaş'ın keskin iddalardan uzak, içinde bulunulan koşullara göre esneyebilen ve açık kapı bırakan yapıcı yaklaşımını okumak çok büyük bir keyifti. Bilimsel araştırmaları kendi duru yorumuyla harmanlaması kitaba harika bir akıcılık katmış. Hayat yolculuğumda bana rehberlik edecek, kitaptan kalbime dokunan birkaç özel alıntı: Gelecekte ne olacağını merak edenlerin bugün yaptıklarına bakmalarında yarar vardır. Çünkü gelecekte ne olacağı, bugünün nasıl değerlendirildiğine bağlıdır. Alışkanlıklar ince ipliklerle örülmüş halatlardır. Satın almanın ve tüketmenin öne çıktığı bu çağda, "şimdi ve burada" anlayışı yaşamlara yön veriyor.
Hayatın Hakkını VermekAcar Baltaş · Doğan Kitap Yayınları · 2020585 okunma
Reklam
Reklam