Bana çevirdiği gözlerine dikkatli bakınca, orada ışıklardan bazılarının yanmadığını görüyorum. Sevilmeyen insanların gözlerinin ışığı hep biraz sönüktür. Bunu görmek her zaman hüzünlendirir beni. Aç kalmak, susuz kalmak gibi bir şeydir bu.
Okuduğumuz her şey, içimizde yaşamaya devam eder. Biz onlar üzerinde düşündükçe canlanırlar. Dirilirler. Bizi de diriltirler. Kapağını kapatıp rafa kaldırdığımız kitaplar, izleyip sinema salonunu terk ettiğimiz filmler, yayın macerasını tamamlamış görünen dergiler, orada kalmazlar. Dünyayı dolaştıkça,okudukça, düşündükçe, onları da taşırız içimizde. Gittiğimiz yerlere onları da götürür, ilişki kurduğumuz yeni şeylerle onları da karşı karşıya getiririz.