İnsan, "Ben yaptım, ben bildim, ben inşa ettim" dediği an dikey bir kibre kapılır. Oysa doğrusu, "Bana lütfedildi, ben sadece bir aracıyım" diyerek yatay, mütevazı ve fıtrata uygun bir duruş sergilemektir
1000Kitap
Bir şeyleri değiştirmeye çabalayan, hatasını görebilen ve kendine yakışanı yapmaya gayret eden insanlara çok saygı duyuyorum. Karakteri hatasız olmak belirlemez; yapılan hatadan sonraki duruş belirler.
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kendi Hakikatinin Telif Hakkını Başkasına Vermek
Kendi Otoriteni (Animus’u) Kurban Etme Onay Bağımlılığı Jung psikolojisinde, bir kadının kendi düşüncelerinin arkasında sarsılmaz bir netlikle durabilmesi, kendi doğrularını savunabilmesi ve hayatına rasyonel sınırlar çizebilmesi onun içindeki Animus (içsel eril güç, mantık, otorite, sarsılmaz duruş) kalitesiyle ilgilidir.
Eksik İnsanların Masası: Haklılıktan Sorumluluğa, Sığınaktan Dikkat Etiğine Bir Yolculuk İnsanlık düşüncesi, çoğu zaman büyük bir mimari inşa faaliyeti gibi işlemiştir. Filozoflar, kuramcılar ve sistem kurucular, insanı dünyadaki ağırlığından kurtaracak, ona bir "haklılık" zemini verecek veya varoluşun sancısını dindirecek görkemli kuleler inşa etmişlerdir. Ancak, bir insanın kendi zihniyle, vicdanıyla ve sorumluluklarıyla kurduğu ilişki üzerine yapılan bir sorgulama, bu kulelerin aslında birer sığınak olduğunu fısıldar. Adalet teorilerinden, devrim anlatılarına; geleneksel erdemlerden, modern aydınlanma vaatlerine kadar her büyük düşünsel yapı, insanın "yükünü" devretmesi için bir mekanizma sunar. Oysa gerçek bir düşünsel olgunluk, sığınak inşa etmekte değil, sığınakları birer birer sökmekte yatar. Sığınakların Çöküşü ve "Muafiyet" Mekanizması İnsan zihni, tarih boyunca eylemleriyle vicdanı arasındaki mesafeyi korumak için sürekli bir "muafiyet" arayışında olmuştur. Kimi zaman tarih, kimi zaman ulus, kimi zaman Tanrı, kimi zaman da mağduriyet veya bilim; sorumluluktan kaçışın meşru gerekçeleri haline getirilmiştir. "Ben üstüme düşeni yaptım, gerisi artık benim sorumluluğum değil," fısıltısı, her ideolojinin arka planında çalışan sessiz bir motordur. Bu yürüyüşün ilk aşaması, bu muafiyet mekanizmasını teşhir etmekti. İnsan, kendi haklılığının arkasına saklanarak başkasının acısını görmezden gelebilir; ya da kusurluluğunu bir mazeret olarak kullanıp eylemsizliği seçebilir. Oysa gerçek bir etik duruş, ne haklılığın arkasına saklanmayı ne de hatanın arkasına gizlenmeyi kabul eder. Ahlak, bir "aklanma sertifikası" değil, omza düşen payın devredilemez hamallığıdır. Bekçilikten Bahçıvanlığa, Atölyeden Masaya Düşünce, bu süreçte statik rollerden dinamik süreçlere
Felsefe
"Firavuna karşı olmak yetmez; Musa'nın yanında olmak gerekir." Zulme sadece uzaktan ses çıkarmak ya da zalime öfke duymak, adaletin tesisi için tek başına yeterli değildir. Gerçek duruş; mazlumun safında yer tutmayı, hakkı ve hakikati cesaretle omuzlamayı gerektirir.
Filistin
Vuslat Kapısı: Emaneti Sahibine İmanla Teslim Etmek Bu dünyaya bir kez geldik ve bu dünyadan bir kez gideceğiz. Madem ki dönüşümüz yalnızca O Ebedî Sevgili'yedir, o hâlde bu gidiş neden ruhun en güzel hicreti olmasın? O nihai kapıyı çalışımız, neden ebedî aşkın sahibine, Allah ﷻ için olmasın? Madem ki son nefes bir kereliğine verilecek, o nefes her zerresiyle O’nun rızası uğruna feda edilsin. Madem ki bu beden, bu ruh bize mukaddes bir emanet; o hâlde bu can, emanetin hakiki sahibine lekesiz, günahtan arınmış ve en temiz hâliyle teslim edilsin. Ölüm, karanlık bir son ya da korkulacak bir ayrılık değil; Maşuk’a, ebedî Sevgili’ye açılan bir vuslat kapısı olsun. Ölüm.. Öyle bir gidiş olsun ki bu; her günü sabırla dokunan bir hazırlık, her anı gözyaşıyla süslenen bir dua ve nihayetinde özlemle beklenen mukaddes bir kavuşma olsun. Ardımızda bıraktığımız heybede hesabı verilebilir bir ömür, huzura vardığımızda ise yüzü ak bir duruş kalsın. Zira biliriz ki, tohum neyse hasat da odur. Güzel yaşamış olalım ki, güzel ölelim. Güzel ölelim ki, en güzel günün sabahında, O'nun nuruyla güzel dirilelim. ___ /Güven Taşdemir
1000Kitap