Güzel Tespit
Gençliğinin öykü ve hayallerinin önlerine nasıl harikalar serdiğini bilen çok fazla insan yoktur. Çünkü çocukken dinler ve düş kurarız, düşünür ama tam bir fikir oluşturamayız. Yetişkin bir insan olduğumuzda o düşleri, hayalleri anımsamaya çalışırız, ama hayatın zehriyle körleşmiş, yavan biri olup çıkmışızdır artık. Bazılarımız ise büyülü tepeler ve bahçeler, güneşte çağlayan çeşmeler, mırıldayan denizlere yükseklerden bakan altın rengi uçurumlar, bronzdan ve taştan uykulu kentlere doğru uzanan ovalar, sık ağaçlı ormanların kıyısında haşeyle örtülmüş beyaz atlara binen kahramanlardan oluşan gölge gibi insanların tuhaf hayalleriyle gecenin ortasında uyanıveririz. O zaman, akıllı ve mutsuz olmamızdan önce bizim olan harikalar dünyasının fildişi kapısından geriye göz atmış olduğumuzu anlarız.
Sayfa 166 - Alfa Yayıncılık·Kitabı okudu
sanmış
düş gücünün aşırılığından mı, ilk gençliğinde çok ve art arda düş kırıklıkları yaşama­sından mı bilinmez, yaşamı ve yazgısı değişir değişmez ken­dini yeryüzüne özel görevle gelmiş bir varlık, hatta neredeyse alnına kutsal yağ sürülmüş gibi görmeye başladı; büyüleyici bir dili, üstün bir dil yetisi olduğunu sandı.
Alıntı
Reklam
Geçen yıllar düş gibi geliyor şimdi... Uyumaya, düş görmeye devam etsek... ama uyanıyor ve görüyoruz ki... ama neyse! Belki de, ömür boyu hayallerle yaşayan bir budala olarak kalmaktansa uyanmak daha iyidir, acı çekecek olsak bile.
Sayfa 188·Kitabı okudu
Madde ve Ruh
Düş yaşamında madde ve ruhun, dünyada bilindiği gibi mutlak surette sabit olmadığını; zaman ve mekanın uyanıkken anladığımız anlamda var olmadığını kestirebiliriz. Bazen daha az maddi olan bu yaşamın bizim asli yaşamımız olduğuna ve yeryüzü küresi üzerindeki değersiz varoluşumuzun ikincil ya da sadece varlığı dolaylı kanıtlardan çıkarılan bir olgu olduğuna inanıyorum.
Sayfa 58 - Alfa Yayıncılık·Kitabı okudu
Yaşlandıkça giderek daha az anlıyorum bu dünyayı. Oğlumu çok seviyorum. Benim her şeyim o. Fakat nedense onu düş kırıklığına uğrattığımı hissetmekten alamıyorum kendimi. Onu muğlak bakış açımın değersiz kırıntılarıyla kurtların arasına atıyormuşum gibi geliyor.
Erkeklerin benimle ilgili uydurdukları masallardan genellikle hoşnutumdur, gerçeklikle bağlantılarını araştırmak gibi çetin ve düş kırıklığı içeren bir işe kalkışmam bile. Nasıl olsa onlar beni değil, kendi yarattıkları bir imgeyi sevecekler, yargılayacaklar, aşağılayacaklar, terk edecekler, ona hem aşık olup hem de savaş açacaklar. Gel gelelim, kaçınılmaz biçimde bu imgeler bana ge­ri yansıyor ve ben de bu yansırnalara dönüşrnek için olanca gü­cümle çırpınıyorum. İşin tuhafı , çoğu zaman bunu başarıyo­rum.
Sayfa 29·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam