Hayal Gücü Ve Ters Köşe
8/10
·172 syf.··
2026 9. kitabı
Düş Gezgini Esila, aslında ilginç bir kitap. Hayal gücü ve garip konularla birleşip ortaya çıkmış gibi. Ben 4 kez okumak istedim ama bıraktım. Sonra yeniden başladım ve bitirdim. İlk başları sıkıcı ama ortaları ve sonu su gibi akıyor. Özellikle ters köşe yapan konusu çok ilginç olmuş. Her zaman seçtiğiniz taraf iyi olmayabilir ya da kötü dediğiniz taraf iyi olabilir. Kitap bunu çok iyi yapmış. Ancak eleştirim şu: Kitabın sonu yok. Evet, kitap sonuçsuz kalmış. Belki yazar devam kitabı yazarım diye bırakmış ancak kitap çıkalı 12 yıl oldu ve devam kitabı yok. Aslında kitap iyi sonuçlanabilirdi ancak bunu yapmamışlar. Kötü olmuş açıkçası, bir sonuca bağlanabilirdi. Evet, bir diğer eleştirim kitabın başlarının sıkıcı olması o yüzden ben 4 kez bıraktım. Biraz daha akıcı hale getirilebilirdi başları ama ortaları çok iyi. Düş Gezgini Esila, mükemmel bir kitap değil ancak ters köşe yapan konusu ve karakterlerin iyi anlatılması çok iyi olmuş. Hayal gücü ve garip konulu kitap arıyorsanız bu kitabı okuyabilirsiniz.
Düş Gezgini EsilaAhmed Burak · Doğan ve Egmont Yayıncılık · 20147 okunma
8/10
·494 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Klassik Türk ədəbiyyatında iz qoymuş realist yazar Orxan Kamalın Yad Qızı romanını oxuyub bitirdim. Əsər Nazan adlı sadəlövh bir gənc xanımın acınacaqlı həyat hekayəsindən bəhs olunur. Yazar öz əsərində reallığın ən acı yönlərini, həyatın zəif xislətlilərə qarşı tətbiq etdiyi əzici gücü və mühitin onlar üzərindəki böyük təsirini olduqca aydın şəkildə nümunələndirir. Müəllif öz əsərində vurğulamağa çalışır ki, insan hər cür çətinliklərə və hər növ mühitə düşə bilər, ancaq yaşananların və ətraf-mühitin onun üzərindəki təsirində isə, həmin insanın öz xarakteri böyük rol oynayır. İnsan, ona yönələn zərbələr qarşısında zəiflik göstərdikcə, hər keçən gün bu zərbələrin həcmi də böyümüş olur. Odur ki həyat, qaynanası Həcər tərəfindən ailəsi dağıdılan fağır Nazanı, ağlına belə gətirmədiyi saysız çirkinliklərin içərisinə yuvarlayır. Halbuki Nazan, güclü bir iradə sərgiləyərək həyatını tamam fərqli bir yöndə də inşa edə bilərdi.((( Nazan xarakteri məni həm üzdü həm çox əsəbləşdirdi. Bir qadın necə key, sadəlöv olar.? öz həyatında heç bir söz haqqı olmayan qadının başına gələn hər şey öz sakitliyi və hər şeyə "hə" deməsinə görə olur. Bir növ qarşısına qoyulan hər şeylə razılaşan Nazan ona biçilən həyatı yaşayır.Taleyi ilə barışır və bütün olanlara alın yazısı kimi baxır. SPOİLER: Nazan təhsilsiz, evinə, yoldaşına, oğluna və ən əsası zamanın qayda-qanunlarına, ədalətsiz cəmiyyətin qanunlarına tabe bir insandır. Vəkil yoldaşı Məzhəri çox sevsə də, qayınanasının qorxusu ucbatından sevgisini göstərməkdən çəkinir. Gün ərzində yalnız qulluqçu kimi ev işlərini Nazan zamanla ərinin özündən uzaqlaşmasına səbəb olur. Məzhər, yoldaşının bu halını görür və klub qadını olan Jaləyə könül verir. Jalə yüngül əxlaqlı qadın olsa da, Nazanın halına acıyır və onun evdən qovulmasına səbəb olan
Yad QızıOrhan Kemal · Qanun Nəşriyyatı · 200915,3bin okunma
Reklam
Zengin Baba Yoksul Baba /İnceleme/
Puan vermedi·400 syf.·
2026 110. kitabı
Eğer finans dünyasının o sıkıcı, bol grafikli ve terimlere boğulmuş kitaplarından sıkıldıysan, Zengin Baba Yoksul Baba tam anlamıyla bir soğuk duş etkisi yaratıyor. Robert Kiyosaki, aslında hepimizin içten içe hissettiği ama bir türlü adını koyamadığı o acı gerçeği yüzümüze vuruyor: "Okulda yıllarca dirsek çürütüyoruz ama bize parayı nasıl yöneteceğimizi tek bir gün bile öğretmiyorlar." Kitap, akademisyen olan öz babasının (yoksul baba) "garanti iş, maaşlı hayat" mottosuyla, arkadaşının girişimci babasının (zengin baba) "riski yönet, parayı kölen yap" felsefesini kapıştırıyor. Kiyosaki’nin "Aldığınız o lüks araba ya da oturduğunuz ev aslında bir varlık değil, cebinizden sürekli para emen birer yükümlülüktür" iddiası, insanın ezberini öyle bir bozuyor ki kitabı okurken durup mal varlığınızı (!) sorgulamaya başlıyorsunuz. Tabii ki yazarın her dediği kusursuz bir formül değil; bazı bölümlerde fazla Amerikan rüyası kokan, fazlasıyla basite indirgenmiş tavsiyeler yok değil. Ancak kitabın asıl gücü sunduğu teknik analizlerde değil, kafamızın içindeki o "maaş kölesi" yazılımını silip yerine bir "yatırımcı" işletim sistemi kurmasında saklı. Finansal özgürlük fikrini bir hayal olmaktan çıkarıp somut bir hedef haline getiren, bittikten sonra bile insanı kendi harcama alışkanlıklarıyla hesaplaşmaya zorlayan, tam anlamıyla zihin açıcı bir başucu eseri.
1000Kitap
Zengin Baba Yoksul BabaRobert T. Kiyosaki · Alfa Yayınları · 20259,2bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2026 19. kitabı
"Başka hayatlar, başka karanlıklar, başka gerçeklikler…" Karakambur benim için tam da böyle bir okuma deneyimiydi. Dili kullanışına hayran kaldığım Ömer İzgeç’ten okuduğum ikinci kitap oldu ve yine aynı düşünceyi hissettirdi: Edebiyat gerçekten de böyle bir şey. Fantastik esintilerin yoğun olduğu bu öykülerde tekinsizlik, folklor, masalsı karanlık ve insan ruhunun kuytu tarafları iç içe geçiyor. Yazarın atmosfer kurma biçimi öyle güçlü ki, bazen bir köy sessizliği, bazen karanlık bir orman, bazen de açıklanamayan bir his bütün öykünün ağırlığını taşıyor. En çok da kitabın o özgün tınısını sevdim. Her öykü sanki tanıdık ama aynı zamanda tamamen yabancı bir düş gibi ilerliyor. Açıklamaktan çok sezdiren anlatımı ve şiirsel dili sayesinde okurken yalnızca hikâye okumuyorsunuz; kitabın içine çekiliyorsunuz. Velhasıl Karakambur, modern masalla esrarengiz ezgiler arasında dolaşan, edebi gücü çok yüksek, unutulması zor olacak bir kitap oldu benim için. Edebiyat budur demek için yazarın kalemini siz de mutlaka tanıyın derim.
KarakamburÖmer İzgeç · İthaki Yayınlar · 202134 okunma
Puan vermedi·680 syf.··
2026 60. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 15:58
Bazı kitaplar okunup bitmez; insanın içinde bir oda tutar, perdelerini kapatır ve yıllarca orada oturur. Huzursuzluğun Kitabı benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Pessoa’yı okurken bir yazarla değil, kendi iç sesimin benden sakladığı daha eski, daha yorgun, daha karanlık bir haliyle karşılaştım. Bu yüzden kitabı bitirdiğimde “okudum” diyemedim. Daha çok, içimden biri uzun zamandır kilitli duran bir kapıyı açtı ve hiçbir şeyi eski yerine koymadan çıktı gitti. Bu kitap hakkında konuşmak zor; çünkü Huzursuzluğun Kitabı bir olay anlatmaz, bir insanın içindeki olayları anlatır. Bir roman gibi ilerlemez, çünkü hayat da çoğu zaman roman gibi ilerlemez. Bir yere varmaz, çünkü Soares zaten varılacak yerlerden değil, varılamayan iç bölgelerden söz eder. Bu yüzden onu okurken sayfalar arasında değil, kendi bilincimin dar koridorlarında dolaşıyormuşum gibi hissettim. Bazı cümleler bir düşünce değil, doğrudan yara gibiydi. Bazı cümlelerse o kadar kapalı, o kadar ağır, o kadar kendi içine gömülmüştü ki, Pessoa’nın dehasıyla sabrımı aynı anda sınadı. Soares’in en büyük meselesi bence mutsuzluk değil; mutsuzluğun farkında oluşu. Çünkü mutsuz insan ağlar, susar, dağılır, sonra bir şekilde yaşamaya devam eder. Ama Soares mutsuzluğunu düşünür, tartar, inceler, ona biçim verir, onu neredeyse estetik bir alana taşır. İşte kitap burada hem büyüleyici hem de tehlikeli hale geliyor. Çünkü insan bazen acısını anlamlandırınca onu aşacağını sanır; oysa bazı acılar anlaşıldıkça daha da derinleşir. “Hepimiz kendi dışımızdaki koşulların tutsağıyız” fikri kitap boyunca gölge gibi dolaşıyor. Ama Pessoa’nın sertliği burada: O yalnızca dış koşullardan söz etmiyor. İnsan kendi mizacının, kendi bilincinin, kendi hatıralarının, kendi algı sınırlarının da tutsağıdır. Yani insan sadece fakirlikten,
1000Kitap
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 201714,5bin okunma
don kişot
Puan vermedi·624 syf.··
2026 154. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 17:37
Don Kişot, dünya romanının en etkili eserlerinden biridir, bilen bilir. İlk bakışta yaşlı bir şövalyenin hayal dünyasına kapılışını anlatan mizahi bir macera romanı gibi görünse de, aslında insanın gerçeklik ile hayal arasındaki çatışmasını derin bir şekilde işler. Kişilerin gerçekliği ile dünyanın gerçekliği dahası gerçeklik algısının kişiden kişiye değişimi ve nihayet izafiyet teorisi.. Zorlasak olacak gibi, Anştayn'ın kulaklarını çınlatacağız. Cervantes tarafından 17. yüzyılda yazılan eser, modern romanın başlangıcı sayılmaktadır. Öncesi yok mu var tabi. İşte Cervantes öncesi Amadis de Gaula gibi şövalyelik hikayeleri veya 11. yy. da kaleme alınmış Genji'nin Hikayesi gibi bir çok ürün var Don Kişot'tan daha önce ama bir Şekilde Don Kişot modern romanın başlangıcı sayılır ( 17. yy.). Romanın başkahramanı Don Kişot, şövalyelik hikayeleri okuyarak gerçek dünyadan kopmuş bir adamdır. Kendini gezgin şövalye ilan eder ve paslı zırhıyla adalet dağıtmaya çalışır. Ancak onun kahramanlık sandığı olaylar çoğu zaman trajikomik durumlara dönüşür. Yel değirmenlerini dev sanarak saldırması, romanın en bilinen sahnesidir ve insanın kendi hayalleri uğruna gerçeği nasıl değiştirebildiğini simgeler. Don Kişot'un “koyun sürüsüne saldırma” sı, romanın en önemli bölümlerinden biridir çünkü Don Kişot’un gerçeklik algısını ve Cervantes’in toplum eleştirisini açık biçimde ortaya koyar. Sahnede Don Kişot, uzaktan yaklaşan iki koyun sürüsünü büyük ordular olarak görür. Ona göre bu sürüler, birbirine saldırmak üzere olan düşman askerleridir. Hatta orduların komutanlarını, savaş düzenlerini ve kahramanlık hikayelerini ayrıntılarıyla anlatır. Oysa yanında bulunan Sanço Panza gerçeği görmektedir: Ortada yalnızca koyunlar vardır. Sanço ne kadar uyarsa da Don Kişot kendi hayal dünyasına
Don Kîşot - Cilt 2Miguel de Cervantes · Doz Yayınları · 2011347 okunma
Reklam
Reklam