Kahve, hayran olunası bir coşku verir insana! Bir kadın gibi beyne işler. Saldırısıyla düş gücü dizginsizce koşmaya başlar, çırçıplak soyunur, eğilip bükülür, bilicilerden yoktur farkı, bu esin kaynağı dorukta bir ozanın yetenekleri yüz kat artar ama bu düşüncenin esrimesidir.
Karmaşık işlerde çalışma becerisi kazanmak için, kişiliğimizi pek çok yönden geliştirmemiz gerekir. Binalar inşa etmek, bir okulu idare etmek, bir şişe imalathanesini yönetmek, borsada başarıyla yatırım yapmak, bir seçim kampanyasını yürütmek... Bütün bunlar doğuştan gelen kusurlarımızı gidermeyi gerektirir. Bunların arasında hayalperestliği, tehlikeyle yüzleşmekte ya da hatalardan ders çıkarmakta isteksizliği, hoşumuza gitmeyen yerlerden geldiğinde öğütleri kulak arkası etme eğilimini sayabiliriz. Ayrıca başarı birçok olumlu niteliğin geliştirilmesini gerektirir; düşüncelerimizi bizimle aynı fikirde olmayan insanlara açıklama yeteneği; insanları düş kırıklığına uğratma pahasına bildiği yoldan şaşmama gücü; daha az önemli menfaatlerden bütünün yararına feragat etme dirayeti. İnsana olgunluk katan bu çok farklı yetilerin zamanla birleştirilip tatbik edilmesi gerekir. Sanatçının gelişmesi, olgunlaşma süreci için temel bir model oluşturur.
Bazı insanlar yaşam boyu karşılaştıkları düş kırıklıkları sonucu, beklentilerini bir sınır içinde tutma eğilimi geliştirirler.
Gerçekleşmesini çok istedikleri bir olaya çok yakınlaştıklarında bile umutlarını frenler, zamansız bir kutlamaya girmekten çekinirler. Bu insanlar duygusal dünyalarının üstünü sanki bir kapakla örterler. Sorunlarından söz ederken de başka bir insana ait olayları anlatıyormuşçasına davranır,yaşadıkları durumlara ilişkin herhangi bir duygusal tepki vermezler.