İnanmak Görmektir
9/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 10:59
Bilim ilerledikçe cevapların çoğalacağını düşünürüz. Oysa bazen yeni keşifler, cevaplardan çok daha fazla soru getirir. İnanmak Görmektir tam da bu noktada duruyor. Fizikçi Michael Guillen, yıllarını bilime adamış bir araştırmacı olarak evrenin derinliklerine baktığında yalnızca formüller, teoriler ve deneyler değil; aynı zamanda insanın anlam arayışıyla beraber dinin kapılarını da aralayan gerçekler görüyor. Kitap; kuantum fiziğinden kozmolojiye, matematiğin şaşırtıcı gücünden insan bilincinin gizemine kadar uzanan geniş bir yolculuk sunuyor. Guillen, modern bilimin ortaya çıkardığı büyük soruların peşine düşerken okuyucuyu da alışılmış düşünce kalıplarını sorgulamaya davet ediyor. En etkileyici yanı ise bilimi ve inancı karşı karşıya koymak yerine, ikisinin kesiştiği noktaları araştırması. Evrenin neden anlaşılabilir olduğu, görünmeyen şeylerin nasıl gerçek kabul edildiği ve insanın yalnızca gördükleriyle mi yoksa inandıklarıyla mı (belki de her ikisi) yol aldığı gibi sorular kitabın merkezinde yer alıyor. Bilim, felsefe ve insanın varoluş serüvenine ilgi duyanlar için dikkat çekici bir okuma deneyimi sunan "İnanmak Görmektir", IQ (mantığa dayalı zekâ) ve SQ (ruhsal zekâ) kavramları üzerinde temellenen bir ortaklık anlayışını hayatınızda aktif etmeniz gerektiğini söylüyor. İnanmak Görmektir
1000Kitap
İnanmak GörmektirMichael Guillen · The Kitap · 202528 okunma
7/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 20:31
Pieter Bruegelin ünlü “körler” tablosuna atfedilerek hikayeleştirilmiş bir kitap. Altı kör dilenci bir sabah kendilerini resmedecek bir ressamın onları çağırdığı haberini alır. Karın tokluğuna onların resimlerini yapmak istemektedir. Bu körler TANRI (kitapta da hep böyle büyük harfler ile yazılmış) tarafından karanlık bir çukura atılmış olduklarını yinelerler bizlere. Ondan yardım dilenirler. Ancak insanlar bile onlara yardım etmekten imtina eder. Kimisi doğuştan kimisi sonradan kör olan bu körler defalarca Bruegel için poz verirler. Onları tam düşerken resmetmek istemektedir. Tabloyu incelediğinizde tam düşerken yüzleri dehşet içinde olduklarını görürsünüz. En nihayetinde Bruegel meşhur olur körler ise rezil. Tabii bu tablodan hikayeleştirilmiş bir metin. Yazar tablonun önünü ve arkasını da resmetmek istemiş bize. Ve bu fikir bana oldukça orjinal geldi. Çünkü böyle bir şey okumamıştım. Bir edebi eseri çeşitlendirmek için bulunmuş iyi bir fikir.
Edebiyat
Körler KıssasıGert Hofmann · Jaguar Kitap · 2022338 okunma
Reklam
9/10
·299 syf.··
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 09:24
Merhaba kitapseverler. Tarık Tufan imzalı nefis bir kitapla günü karşılayalım mı? Jülide ve İshak... Birbirinden çok farklı ancak bir o kadar yakın hayatlar... Jülide ressam, İshak sıhhi su tesisatçısı. Jülide varlıklı, eğitimli bir ailenin kızı. İshak ise küçükken parçalanmış, yapbozun parçaları gibi bambaşka hayatlara sürüklenmiş bir ailenin çocuğu. İshak, evli ve 2 çocuklu. Jülide ise haksızlığa uğradığı bir aşkın mağduru. Her ikisi de ailesi tarafından öyle ya da böyle ihmale uğramış yetişkin insanlar. Onları ortak paydada buluşturan ise yaşadıkları hayattan ve o anda oldukları kişiden koşar adım kaçmak istemeleri. Onlar işbirliği yapıp kaçmaya çalışırken kendilerini bir anda köhne geçmişlerinin tam ortasına düşmüş buluyorlar. Travmalarıyla yüzleşmek zorunda bırakıyor kader onları. Hepimiz kendimizi hayatın bir köşesinde bir dönem kendi geçmişimizin üzerimizde bıraktığı izleri tahlil ederken buluruz. Düşeriz derin bir kuyunun içine. Nefessiz kalırız belki de. Ordan çıkmanın yollarını kah ağlayarak kah çırpınarak kah gülerek ararız. Bakalım Jülide ve İshak için geçmişin dehlizlerinden çıkış nasıl olacak? Keyifle okumanız dileğiyle.
DüşerkenTarık Tufan · Profil Kitap Yayınları · 20188,5bin okunma
Sırça Fanus
Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
Sırça Fanus: Esther'in Adım Adım Delirme Hikâyesi... Sırça Fanus aslında tamamen Sylvia Plath'ın gençlik yıllarında yaşadığı ruhsal çöküşün romanlaştırılmış hali. Yazar, Esther karakternin arkasına saklanarak kendi karanlığını anlatıyor. Hikâye, Esther'in okul başarısı sayesinde New York'ta prestijli bir moda dergisinde staj kazanmasıyla başlıyor. Dışarıdan bakıldığında her şey kusursuz görünse de, o şaşalı dünya Esther'i içten içe tüketmeye başlıyor. Katıldığı lüks davette tüm kızların sözde gıda zehirlenmesi yaşaması, o parlak hayatın altındaki çürümüşlüğün ilk işareti. Ardından dergi patronunun "Seni diğerlerinden ayıracak hiçbir şeyin yok" demesi, yıllarca başarılarıyla kurduğu özgüvenini derinden sarsıyor. New York'ta yaşadığı hayal kırıklıkları giderek büyüyor ve son gecesinde Marco adında bir adamın te*vüzüne uğraması ve sonra pahalı kıyafetlerini otelin çatısından aşağı fırlatması,ona dayatılan hayatı reddedişinin sembolü oluyor. Staj bitip eve döndüğünde Esther için asıl karanlık başlıyor. Yazma yeteneğini, okuma hevesini ve yaşama sevincini kaybediyor. Romanın vurucu incir ağacı metaforunda, önünde evlilik, annelik ve kariyer gibi sayısız seçenek görüyor; fakat birini seçerse diğerlerini kaybedeceği korkusuyla hiçbirine uzanamıyor. Daldaki incirler kuruyup yere düşerken Esther de zihinsel olarak felç oluyor. Yaşadığı ağır depresyonu, dünyaya kirli bir camın ardından bakıyormuş gibi hissettiği boğucu bir fanus olarak tanımlıyor. Sonunda intihar girişiminde bulunuyor ve kurtarıldıktan sonra uzun bir tedavi sürecine giriyor.Burada tanıştığı Joan'ın intiharı, Esther'in içinde ölmek isteyen parçanın da onunla birlikte toprağa verildiği hissini yaratıyor. Roman umutlu bir şekilde sona eriyor; Esther yeniden hayata dönüyor. Ancak gerçek hayatta Sylvia Plath aynı
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,1bin okunma
10/10
·288 syf.··
2026 13. kitabı
" Güzel güzelliğini bir noktada toplarken, güzellik her noktadan temaşa etmekti" demiş yazar. Nakkaş'ın fırçasından çıkan renklerin seyrine durduk. Güzelden yola çıkarak güzelliğin sırrına ermek dileğiyle. Kendimi mavinin tüm izlerinden arındırarak oturdum bir sohbetin halkasına. Okudukça renklerin duraklarında kimi zaman nefes aldık kimi zaman pişmanlık rüzgarıyla savrulduk. "Ben" ve "ama" larla dolu kendi masivamızın girdabında renkten renge halden halde bulandık. Kâh idrak ettik kâh idrak denizinde boğulup bir gönül erinin yardımıyla sekinet kıyısına vardık. Enelerimizin elinde birer oyuncak olmanın hezimetiyle yorgun düşerken gönüllerimiz bir Allah dostunun aynasında güç buldu. Nakkaşı okudukça kendi hikayemizin satırları dizildi karşımıza. Öylesine bizden öylesine biz. İnsan nisyandı. Önce nimeti vereni unuttu sonra nimeti ve sonunda kendi hakikatine olan sadakatinin nisyanliğiyla kulluğun hakikatinden oldu. Gönlüme renk renk nakış olup işlendi, belki de satırlara sahiplik edenin hürmetine böylesine sirayet etti. Şah nakşibendi hazretlerinin hayretleri artıran gönüllere nakşedilen hayatından nasiptar olmak dinleyenlere tavsiyemizdir.
NakkaşSadiye Erol Aykaç · Nesil Yayınları · 2022456 okunma
Puan vermedi
Bilincin tekinsiz sınırlarında gezinen bir “benlik” manifestosu; yazar, kelimeleri birer neşter gibi kullanarak derin, sıra dışı ve özgün bir zihin felsefesi kuruyor. İçeride bir sorun var: “Ben” dediğimiz o bütünlük, bir şarap şişesinin içine hapsolmuş, bozulmaya yüz tutmuş kirli bir kırmızının içinde eriyor. Yazar; kokmuş yatakların, hastane tavanlarının ve yabancılaşmış bedenlerin ortasında, zihnin bedenden ayrılıp kendi enkazını izlediği o radikal kopuşu anlatıyor. Sayılar silinirken, sevişmeler hafızanın pıhtılaşmış boşluğuna düşerken; özne olmanın o sahte konforu yerle bir ediliyor. Süreyya ŞAHİN Otoriter süperegoya (üstben'e) karşı özgürlükçü bir öznelliğin anlamlı isyancı itirazları yankılanmıştı zihnimde. Evet, bu kitap özgür yaşamamız üzerine yazılmıştı, arzu akışlarımızın engellenmemesi üzerine yazılmıştı. İyi ki yazılmış, gerçekten iyi ki… Özgür zihnine sağlık Zeynep… M. Ali ERSÖZLÜ
Sensin DeliZeynep Handan Ateş · İkinci Adam Yayınları · 20260 okunma
Reklam
Reklam