"İnsan , düşleri öldüğü gün ölür. Daha güzel düşlerim olsun istedim, normal yaşantıma dönmek istedim. Abraskalar yokmuş gibi bir hayat istedim."
Herkese Merhaba
Korku, gerilim ve fantastik öğelerle harmanlanmış bir kitapla sizlerleyim. İlk sayfadan itibaren kurgunun içindeymiş gibi bir anlatıma sahipti. Son sayfaya kadar neler olacak diye düşünürken kitap en merak uyandıran yerde bitti. Bir an önce devamının gelmesini bekliyorum.
Lahan kentinde insanların gece olunca dışarı çıkması çok tehlikeliydi. Abraska denen yaratıklar kenti sarmıştı. Dışı olanlar erkek, erkek olanlar ise kadın kurbanlar seçiyordu. Polis teşkilatı ise olayları üstünkörü bir açıklama ile kapatmaya çalışıyordu .
Haber muhabirliği yapan Priscilla bir gece Abraska görür ve saldırıya ugramaz. Onlar hakkında bilginin az olduğunu düşünerek haber yayınlar . Yapılan haber polis teşkilatının ve gazetenin tepkisini çeker. Gündemi değiştirmek icin ona ulaşılamayan elbise şirketi sahibi Easley ile röportaj yapması istenir.
Priscilla röportaj için hazırlıklar yapsa da Abraskaların dikkatini çekmiştir ve zihnine gelen sesler duymaya başlar . Çocukluktan arkadaşı Miria ve gazeteci dostu Paul'u korumak için kendinden uzak tutsa da başarılı olamaz.
Her cinayet öncesi vücudu tepkilerle uyarılır ve kötü Abraskalardan iyi olan Abraskalar kurtarır. Üstelik geçen zamanda öğrendiği bir şey vardır . Abraskalar arasında Airakde türü var ki onlarin gücü çok daha fazla ve her birinin farklı bir yeteneği var.
Priscilla, haberi araştırken sevdiklerini koruyabilecek mi ?
Kimler Abraska'ya dönüşecek ?
Ya hiçbir şey göründüğü gibi değilse ?
soruların cevabı ve daha fazlası kitapta yer alıyor.
"Düşümde düşüme girdin dün gece..."
Az önce rüyamda Âkif hoca bana mesaj atmış, Seren hanım bu kez vize notlarını görerek not giriyorum diye. Ama ben uyudum, o zaman bu rüya diyerek uyandım. Çünkü nöbeti devredip uyudum. Bugün girerim dediyse girer dedim ben size. Çünkü Âkif king. O kadar.
Can özümden besmeleyi çekende ; böyle iki yıl. Dosta Doğru şiirler. Hadi başlayalım.
R.Ç:
Hocalarım
Kuran notu girilmiş
O.Y:
Hadi bakalım nöbetçiler istirahat vakti
R.Ç:
Beni nöbete bırakmıştı Seren hoca
O.Y:
Tahmin ettim hocam
R.Ç:
Şimdi saati önemsemeden çaldırsak mı kendisini hocam
O.Y:
Neden demez
Peşimden dönen muhabbetler bu, rüyamda rüyama girecek şey max budur benim de zaten. Elhamdülillah. Çok şükür bugün de Âkif hoca beni yanıltmadı. O kadar kıymetli ki şu. En küçük şey de bile o yapmaz demek. O bunu yaparım dediyse yapar demek.
Sonuç; 100'de ısrar etme 90 da oluuuuuur:)
İnsan dediğin; noksan da olur.
Dosta DoğruAbdurrahim Karakoç · Alperen Yayınları · 20061,320 okunma
Kışın kartopudur adını anmak döner döner yüreğimde dağ olur yazın güneş yanığıdır düşlerim sonbaharda ruhumu bekleyen oba...Söyle bana hindiba sen neden bu kadar güzelsin...
Kıbrıs’ta İngiliz sömürgesi döneminde, küçük yaşta Filistin ve Ürdün’e gelin olarak satılan yaklaşık dokuz bin kızın hikâyesine ışık tutan etkileyici bir roman. Kitap, bu kızların sesi olan Hatice’nin yaşamı üzerinden dönemin acı gerçeklerini anlatıyor.
Hatice’nin yalnızca kendi mücadelesine değil, diğer kızlara destek oluşuna, onların “nenanne”si haline gelişine ve yaşananlara dayanabilmek için anlattığı masallara da tanıklık ediyoruz. Okurken onun direncini, umudunu ve dayanma gücünü derinden hissetmemek mümkün değil.
“Neyse ki düşlerim hâlâ benimle. Onları vurmamışlar!”
Tarihin gölgede kalmış bir yarasına dokunan, sarsıcı ve unutulmayacak bir okuma deneyimi.
eğri çizgiler dalgın
iki kaşım üzerinde
iki kaşım üzerinde bir ağrı
gözlerim yanıyor günlerdir -yıllardır-
gözlerimde bir yangın.
bir yanım gündelik şeyler
evdir ekmektir
yaşadığım kaskatı;
bir yanım olmadık türküler söyler
yoldur özlemdir
be’nim en güzel düşlerim
içimde kaldı.
bir yerlerim eksiliyor günlerdir -senelerdir-
bir yerlerim eriyor
günlerdir -senelerdir- başımda bir esrik bulut
be’n süt mavilerde umarken günü
aykırı sularda akşam oluyor
[şükrü erbaş: bir özlemin izdüşümü]
İngiliz sömürgesi olan Kıbrıs’ta 9000 kızın Filistin’li Araplara satılan çocuk gelinlerden biri Hatice. Hatice 13 yaşlarında evinden koparılan bir kız.
Hatice dört eşli bir adama kuma olarak gidiyor.Gittigi evde eş olarak kalmıyor dayak işkence ve kumaların eziyetiyle artıyor yükleri.
Nefes aldığı tek yer çeşme oluyor orda suların sultanı oluyor Hatice.
“Kadın en çok suskunluğunu bölüşür derdi ,neneannem.”
”Neyse ki düşlerim hala benimle.Onları vurmamışlar.”
”Kızlar çekingen gerçi oğularınıda kucaklamıyorlar ama onlara şeker veriyor, leblebi getiriyor.Ona bakarken anlıyorum ki eline bir silgi geçse kadınların bölgesini siler.
”İki kadın gözleri birbirinden kaçırıyorsa ikisinin de dağları devrilmiştir.”
Yazğımı sevmesem de tutunmayı öğrendim…