Puan vermedi·225 syf.··
2026 41. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
I. 1845'ten Önce Yayımlanmış Şiirler II. Kuzgun ve Diğer Şiirler, 1845 III. Gençlik Şiirleri IV. E. A. POE'nun Geç Dönem Çalışmaları Akşam Yıldızı (Evening Star) Rüyalar (Dreams) Timurlenk (Tamerlane) Şarkı (Song) Annabel Lee Helen'e (To Helen) Annie İçin (For Annie) Bir Düşün İçinde Bir Düş (A Dream Within A Dream)
Bütün ŞiirleriEdgar Allan Poe · İthaki Yayınları · 20181,587 okunma
Bir adam düşün geçmişindeki kadını,yanında olan kadınla yaşıyor
9/10
·116 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Evli olup aynı evde iki yabancı olanların hikayesi Bir adam düşün geçmişteki yarasının üzerine yuva kurup her anını bugün yanındaki kadınla geçmişini yaşayan ve bu adamın ölümünden sonra bile geçmişinde takılı kaldığını öğrenen kadını düşün ben seni severken sen geçmişini seviyordun hoşçakal yanımda geçmişiyle yaşayan yabancı hoşgeldin her halime aşık olan o adam Bir kadın düşün her haliyle aşık olduğu yanındaki adamın bi başkasına olan aşkını kendine olan aşkı sanıp yıllarca sahte mutluluklarla yaşıyor ve eşinin ölümünden sonra bile sevdiği adamın yasını tutarken karşılaştığı acı gerçeklerle bambaşka birine dönüşüp gerçek aşkı bulma hikayesi kadın kıymetli ellerde çiçek açar kıymetsiz ellerde solar gide kıymetinizi bilin ve bilenlerin yanında olun sevdikleriniz yanınızdayken ve henüz vaktiniz varken...
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,7bin okunma
Reklam
Puan vermedi·420 syf.··
2026 13. kitabı
·
740 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 19:41
Jung’un Anılar Düşler Düşünceler’i ile ilgili düşünceler Jung un en kolay anlaşılan kitabı :) ki bu kitap bile çok fazla hermetik Jungyen gönderme içeriyor. Jung a peygamber demişler takipçileri o bunu kabul etmemiş peygamber arketipinin altında ezilmemek için yoksa kapasitesi olmadığından değil. Jung bir peygamber olsaydı bunu sadece sezi gücü ve aktif imgelem gücü ile değil bilgi ve birikimi ile hakederdi. Birisi çıkıp da akışın dışında bir şey söylerse Nietzsche gibi Rand gibi Jung gibi hemen bir kült haline getiriyoruz. Sonra da peygamberler niye Ortadoğu’dan çıktı ? Bir kişinin kafa yapısı çok değişikse farklı bakıyorsa ve onun düşün dünyası altında eziliyorsan insan olamaz benden iyi benden farklı benden cesur olması mümkün değil mutlaka bir olağanüstülük var. Tanrı mı yapalım Peygamber mi ? Jung’un Sovyetler Birliği ve bolşevizm ile ilgili sözleri onun peygamber olmadığını göstermek için yeterli.
Anılar, Düşler, DüşüncelerCarl Gustav Jung · Can Yayınları · 20231,471 okunma
9/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 09:21
Çağrışım yüklü enfes bir kitap okudum. Toz, toprak, kömür, çimento, briket, cüruf… Kuru bir yaşam. Depreşme, bellek, hasar, deneyim, açlık. Açlık insanı ele geçirir, ete hükmeder, zihni boyun eğdirir. Açlık yorulmaz. Açlık, yemek sözcüklerini lezzetlendirir, zihne yemeği düşündürür, kendini perçinler. Leo, onu bir melek olarak görerek başa çıkıyor; onunla konuşarak, varlığını kabullenerek. Kamp dönüşünde bile onunla yaşamaya devam edecektir. Çünkü kamp insanı cansız bir şeye dönüştürür; o artık değiştirilmiş bir varlıktır. Yaşamak; rayından çıkmış, toza, kara ve sıcağa bulanmış, altüst edilmiş bir şey. Kahramanımız Leo Auberg, genç yaşta Sovyet çalışma kamplarında geçirdiği günleri anlatıyor. Tek vazifesi yaşamda kalmak; bunun için çok şeye katlanması gerekir. Çünkü büyükannesi ona, “Döneceğini biliyorum,” demiştir. Oysa büyükannesi orada değildir. Orası, bilinen her şeyin başka bir şeye dönüştüğü yer: kamp. Devam edebilmek için sinmek ve nefes almakta inat etmek gerekiyor. “Ben kimim?”den “Ben neyim?”e sürüklenen bir gerçekliğin hikâyesi bu. Soyutta müthiş bir başarıya ulaşan, somuttan imgeye geçişte düşün dünyasında leziz bir tat bırakan bir kitap. Gökyüzü katlanıyor, madde dönüşüyor, nesneler büzüşüyor ve bütün bunlar sözcüklerle yapılıyor. Zaman sessiz ve düz; bir günden diğerine yaşananlar neredeyse hep aynı hüznü barındırıyor. Okuması zor ve emek isteyen bir kitap olduğunu söyleyerek bitireyim. Okurken hızlı olmayı tercih edenler muhtemelen sevmeyecektir…
Toplama Kampı
Soluk SalıncağıHerta Müller · Siren Yayınları · 202573 okunma
Bir Kadının Değil, Bir Sistemin İdamı
Puan vermedi·112 syf.·
2026 85. kitabı
Bu kitap bir hikâye değil. Bu, bir insanın sistematik şekilde parçalanışının kaydı. Sıfır Noktasındaki Kadın bana şunu net gösterdi: Bazı hayatlar “yaşanmış” bile denmeyecek kadar ağır. Çünkü yaşamak dediğin şey burada sadece nefes almak değil; sürekli aşağılanmak, sürekli itilmek, sürekli birilerinin elinde şekil almak. Ve en rahatsız edici kısmı şu: Kimse buna “anormal” demiyor. Kitapta Firdevs’in başına gelenler tek tek anlatılmıyor aslında; bir düzenin rutini gibi aktarılıyor. Ve bu rutin insanın sinirini bozan şey tam olarak bu. Çünkü şiddet bile sıradanlaştırılmış. Şu cümleyi okuyunca zaten her şey kopuyor: “Çalmanın günah olduğu besbelli değil miydi; ya adam öldürmek, bir kadının namusunu kirletmek, adaletsiz davranmak, bir insanoğlunu dövmek suç değil miydi?” Bak burası önemli: Kitap sana “kötü insanlar” hikâyesi anlatmıyor. Direkt şunu soruyor: Siz neyi suç sayıyorsunuz? Ve cevap çok net: Güçlü olanın yaptığı şey suç değil. Firdevs’in hayatı boyunca yaşadığı şey tam olarak bu çarpıklık. Bir kadın düşün: Doğduğu andan itibaren kimse ona “sen varsın” demiyor. Hep “sen birisin ama birine göre” diye yaşatılıyor. Ve sonra o kadın büyüyor. Ve sistem diyor ki: “Sorun sende.” Yok böyle bir şey. En sinir bozucu kısım şu: “Özgüvenim sarsılmaya başlamıştı; zor günler yaşıyordum… Onun yanında ben, yerlerde sürünen milyonlarca böcekten biriydim.” Bu sadece Firdevs’i anlatmıyor. Bu, bir insanın nasıl sistematik şekilde küçültüldüğünün özeti. Ve en korkunç tarafı şu: Bunu yapan tek bir kişi değil, bir toplum. Sonra şunu okuyorsun: “Her dakika önümden binlerce göz geçiyordu; fakat ben onlar için yoktum.” Bu artık bireysel acı değil. Bu direkt görünmezlik. Yaşıyorsun ama yoksun. Nefes alıyorsun ama kimse seni insan saymıyor.
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,3bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 87. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 23:19
Serendipçe (bu kelimeyi seviyorum) bulduğum bir kitap daha. Bulduğum diyorum çünkü ne yazar ne kitap hakkında hiçbir fikrimin olmadığı rastlantılar benim için bir buluş niteliğinde. Bu bir avazlık kitap, bir yolculuk hikâyesi…. Hem gerçek hem metaforik olarak. Neredeyse tamamının erkek olduğu bir gruptaki baş karakter kadının bu yolculukta uğradığı cinsel saldırıdan sonra yaşadığı içsel yolculuğu okuyoruz. Bu noktada yazacağım her kelime kitabın güzergâhını açık eden spoiler olur ki okuyucunun hakkına girmek istemem. Lâkin şunları söyleyebilirim. Karşılaşmalar, önyargılar, kibir, anlayışsızlıklar, paylaşılanlar, an’lar, anılar, benlik, hakikat çerçevesinde anlatısı cılız, üslubu şiirsel bir buluş ve kayboluş hikâyesi. Tahammülfersa sıcaklığa karışan envai türlü baharat, tütsü ve yasemin kokusuyla buhurdanlıklar, cembiyeler, rengahenk kumaşlara sarılmış masalsı bir doku… Düşün içinde bir düş… Anafikri : “İşittiğimiz her şey bir görüştür, gerçek değil. Gördüğümüz her şey bir perspektiftir, hakikat değil.” / Marcus Aurelius Ana fikrin baba fikri : Hiç kimse tesadüfen hayatımıza girmez. Kimi ders olmak için gelir, öğretir ve sessizce gider. Kimi ayna olur en derin yaraları, görülmeyen güzellikleri gösterir. Kimi ezâ kimi şifâdır. Kimi tebessüm olur kimi gözyaşı Kimi de kırar ki kırıldığın yerden çiçek de açabil diye Adenli Adam Clara Janés
Adenli AdamClara Janés · Everest Yayınları · 202324 okunma
Reklam
Reklam