Puan vermedi·296 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 22:29
Jack Holland'ın Mizojini: Dünyanın En Eski Önyargısı adlı kitabı, kadın düşmanlığının yalnızca bireysel önyargılardan ya da belirli dönemlere özgü toplumsal sorunlardan ibaret olmadığını; insanlık tarihinin büyük bölümüne yayılmış, kültürel, dinî ve siyasal yapılarla iç içe geçmiş köklü bir düşünce biçimi olduğunu ortaya koyuyor. Holland, Antik Yunan'dan Hristiyanlık geleneğine, Orta Çağ'dan modern dünyaya kadar uzanan geniş bir tarihsel çizgide kadınların nasıl sistematik biçimde "öteki" olarak konumlandırıldığını gösteriyor. Kitabın en çarpıcı yönlerinden biri, mizojininin yalnızca kadınlara yönelik nefret ya da ayrımcılık olarak değil, toplumsal düzeni kuran ve sürdüren temel mekanizmalardan biri olarak ele alınmasıdır. Kadın bedeni, kadın cinselliği ve kadınların toplumsal rolleri üzerine kurulan korkuların, tarih boyunca dinî öğretilerden hukuk sistemlerine kadar pek çok alana nasıl nüfuz ettiği etkileyici örneklerle anlatılıyor. Özellikle cadı avları bölümü, kitabın en düşündürücü kısımlarından biri olarak öne çıkıyor. Ancak bu noktada tarihçi Walter Stephens'ın yaklaşımı önemli bir katkı sunuyor. Stephens, cadı avlarını yalnızca kadın düşmanlığıyla açıklamanın yetersiz olduğunu savunur. Ona göre Avrupa'yı sarsan düşünsel, toplumsal ve dinî dönüşümler, insanların geleneksel inanç sistemlerine duydukları güveni zedelemişti. Cadı avları bu nedenle kör bir inancın değil, derin bir kuşkunun ürünüydü. İnsanlar eski ilahi düzenin hâlâ geçerli olduğunu kanıtlamak istiyorlardı. Şeytanın varlığını ispat etmek, aynı zamanda Tanrı'nın ve kutsal düzenin varlığını da doğrulamak anlamına geliyordu. Dönemin düşünürlerinin şeytanın bedensel yapısından insanlarla nasıl ilişki kurduğuna kadar uzanan ayrıntılı açıklamalar üretmek zorunda kalmaları da aslında inançlarının yoğun bir
Mizojini - Dünyanın En Eski ÖnyargısıJack Holland · İmge Yayınları · 2019389 okunma
Edebiyatın İyileştirici Gücü'ne Dair
6/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 22:30
Bitti. İçerisinde yazının iyileştirdiği kişiler/iyileştireceğini düşünen kişilerin eserleri hakkında ayrı ayrı açıklamalar ve bilgiler vardı. Peki bu eser sizi iyileştirir mi? Kitaba göre evet, kendi dünyanızdan çıkıp metne daldığınız için, kendi düşüncelerinizi o anlarda unuttuğunuz için(ki bu son cümle benim kitap okuma nedenimdir) sizi iyileştirir. Peki bu eser beni iyileştirdi mi? Kısmen evet, içerisindeki yazılar ya da anlatılanlar nasıl iyileşiceğimi bana anlatmasa da kitabın adını "Edebiyatın İyileştirici Gücü" her okuduğumda psikolojik olarak beni iyileştirdi. Tam olarak eser de bunu anlatıyor. İyi okumalar.
Duygu ve Düşünce
Edebiyatın İyileştirici GücüAhmet Sarı · Ketebe Yayınları · 2020381 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·288 syf.··
2026 49. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 22:19
Kusursuz Çocuk, okurken bana Adolescence'ı hatırlattı. Konular birebir aynı olmasa da akran zorbalığı, ergen psikolojisi ve ebeveynlerin çocuklarını gerçekten tanıyıp tanıyamayacağı üzerine kurduğu atmosfer bakımından benzer bir duygu bıraktı. Bir anne ve babanın bebeklikten çocukluğa, çocukluktan gençliğe uzanan yolculukta aslında bir çocuk değil, bir birey yetiştirmeye çalışmasının sancısını anlatıyor. Roman, mutfakta yumurta pişirilen sıradan bir sabahla başlıyor; yine benzer bir sahneyle sona yaklaşırken, aradan yalnızca bir yıl geçmiş olmasına rağmen okurun zihninde sanki on yıl yaşanmış hissi bırakıyor. Psikolojik gerilim türünün gereği olan ters köşeler yerli yerinde kullanılmış. Ancak romanı sürükleyen yalnızca sürprizleri değil; her sayfada biraz daha büyüyen merak duygusu. Sayfalar ilerledikçe olay örgüsü güçleniyor ve tempo sürekli yükseliyor. Bana göre tek zayıf halka Jason karakteriydi; hikâyenin içinde yer almasına rağmen etkisi çoğu zaman pasif ve silik kaldı. Bir insanın en iyi tanıdığını sandığı kişi gerçekten kimdir? Keyifli okumalar...
Duygu ve Düşünce
Kusursuz ÇocukFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 2026850 okunma
8/10
·304 syf.··
2026 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 21:37
Kitabı okurken şöyle bir duyguya kapıldım; Bu herifler öğreti, pozitif düşünce ıvır zıvır diyerek Maelle kardeşinden faydalanıyor sanki. Valla kitabın sonuna kadar böyle bir his hakimdi bana. Recep İvedik gibi görünmek istemem ama gerçekten böyle bir durum yok muydu sizce de, Matteo mudur nedir İtalyan'a biz bu ablayı yapalım hissi aldım. Şaka bir tarafa kitap fena değildi. Birkaç yerin altını çizdik, beğendik falan. Ha ekstra bir özellik var mıydı kitapta, bence yoktu. Sıradan bir Nepal öğreti kitabı. Baş karakterin yolculuğu falan aşırı fake, inandırıcılıktan uzak bir sürüklenme var. Sevenine saygım sonsuz ama benim için özel bir kitap değildi.
Edebiyat
Bugün Kalan Hayatımın İlk GünüMaud Ankaoua · Yan Pasaj Yayınları · 20238,2bin okunma
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 79. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 21:01
"Normalliğin Deliliği" eserinde Arno Gruen'in insan doğasına, toplumsal yapılara ve modern uygarlığın görünmeyen yaralarına da cesur bir eleştiri yönelttiğini düşündüm. Yazar, toplumun "normal" kabul ettiği davranış kalıplarının, bireyin kendi öz benliğinden uzaklaşmasının ve duygusal yabancılaşmasının bir sonucu olduğunu psikanalitik, felsefi ve sosyolojik bir bakış açısıyla temellendiriyor. Gruen'e göre çocukluk döneminde sevgi, kabul görme ve aidiyet ihtiyacının koşullu hâle gelmesi, bireyi kendi duygularını bastırmaya ve başkalarının beklentilerine göre şekillenmeye zorlar. Bu süreç yetişkinlikte empati yoksunluğu, otoriteye körü körüne bağlılık, şiddet eğilimi ve yıkıcılık gibi sonuçlar doğurur. Kitap, bireysel psikolojiyi toplumsal düzenle ilişkilendirerek savaşların, baskıcı yönetimlerin ve kitlesel şiddetin kökenini yalnızca siyasal nedenlerde değil, çocuklukta örselenmiş benliklerde aramasıyla dikkat çekiyor. Arno Gruen'in dili akademik olmasına rağmen örneklerle desteklendiği için düşünsel yoğunluğu okuru yormaktan çok sorgulamaya sevk ediyor; Freud, Alice Miller ve Erich Fromm'un düşünce çizgisiyle kesişen ancak kendine özgü tezler geliştiren yaklaşımı, eseri sıradan bir psikoloji kitabının ötesine taşıyor. "Normalliğin Deliliği", "normal" kavramının toplumsal bir uzlaşıdan mı, yoksa bastırılmış travmaların kolektif bir yansımasından mı oluştuğunu cesaretle tartışmaya açan, insanın kendisiyle yüzleşmesini sağlayan, psikoloji, felsefe ve sosyoloji disiplinlerini başarıyla buluşturan son derece sarsıcı ve entelektüel açıdan doyurucu bir eser niteliğinde.
1000Kitap
Normalliğin DeliliğiArno Gruen · Çitlembik Yayınevi · 2020412 okunma
2/10
·84 syf.··
2026 62. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 20:36
|Yorum| Bitti. Öncelikle kitap; anne, baba ve çocuğun olmak üzere üç bölümden oluşuyor. Her bölümde onların hikâyelerini ve geçmişlerini okuyoruz. Çok fazla olay barındırmayan, sadece karakterlerin geçmişini ele alan bir kitap. Karakterlere gelecek olursak, onları pek sevemedim. Okuduğum zaman kafamda pek bir yere oturmadı, sanki bir şeyler eksikti. Zorla okudum diyebilirim. Yazım dili de bu şekliyle bana pek hitap etmedi. Çok güzel alıntıları vardı kitapda ama hikaye akışı ve olaylar karakterler hiç güzel değildi.
Duygu ve Düşünce
Küçük Yuvarlak TaşlarMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20226,7bin okunma