Biyografi, otobiyografi, kronoloji bir düşünürü anlayabilmek için başvurmamız gereken 2 malzeme. Asıl çaba, onu eserlerinden tanımaya çalışmak, satır satır, paragraf paragraf, sayfa sayfa, cilt cilt.
'İnatsın, inat... İnatçı adamın saçı yatmaz. Dedene çekmişsin besbelli. Keşke annene benzeseydin' (syf114)
Henüz lise birde olan uzun ince bir oğlan, hikayesinin olağanca ağırlığını alarak anlatmaya çalışır tıkırtılı seslerle .
Bismillah, dedi ya artık kapılar açılır ona.
Mustafa Kutlu 'nun bu hikayesinin adı, pekâlâ isabetli olmuş.
Okurken çok keyif aldım. Kelimelerle zihnimde film kurabilen yazarlara hayran oluyorum. Fakat kitabın kapağındaki ailenin, filmimdeki kahramanları özgürce giydirmeme engel olduğunu da belirtmek isterim. Bu fotoğrafı görmemiş olsaydım filmim daha özgün ve özgür olacaktı...
Betimleme yaparken seçilen kavramlar, kelimeler, gözümüzden kaçan aslında çok iyi bildiğimiz detaylar; yazarın zihnimde kurduğu oyuna bir vernik attı .
Şu 3 tasvir sizi olduğunuz zamandan başka bir zamana götürüyorsa bence bu hikayeyi okumalısınız .
*...kırmızı kiremitli evin bacasından çıkan dumana değen mızıka sesi..
* .... yıllar önce ölen bir zevcenin fotoğrafının; eşinin içine şarkılar söylemesi..
*.... kendi delişmen gençliği ile benim hapı yutmuş halim arasında yapılan kıyaslamalar.
Bir kadının bir tren istasyonunda oturduğu kurdale ile bağlanmış bir kat yatağı ona olağanca derinlikle bağlı bulunduğu bir düzenin olmadığını hatırlatır.. Ve bu istasyonda tekrar eden bu haller aslında hayatın ne kadar da ciddiye alınası bir varlığının olmadığını ispatlar .
Bence hikayenin vurucu sahnesi son sayfadaki bir satırda saklı idi. O satır, henüz on altı yaşındaki bir gencin; hangi işin ucundan tutarsa tutsun becerebileceğine olan inancını yazıyordu.