Hayal kırıklığı, göğsünüzün tam ortasında usulca çatlayan incecik bir camdan ziyade; bütün inancınızla adım attığınız o sarsılmaz sandığınız köprünün aslında kağıttan yapıldığını anladığınız o sessiz düşüş anıdır.
İnsanı asıl tüketen şey, birinin onu yarı yolda bırakması değildir. Asıl ağır olan, o yolu sırf beraber yürüyebilmek için kendi ellerinizle inşa ettiğiniz bütün o güzel ihtimallerin ve gösterdiğiniz o devasa çabanın bir anda kendi üzerinize yıkılmasıdır. Çatlayan bir eşyanın sesi çıkmaz bazen, sadece içinizde bir yerlerin geri dönülemez şekilde döküldüğünü hissedersiniz.
Bazen kırılan şey sadece inancımız olmaz; o inancı körü körüne bağladığımız daldır asıl çürük olan. Ve insan en çok, kendi gözyaşıyla yeşerttiği o dalın en ufak bir rüzgarda bu kadar kolay kırılmasına, kendi emeğinin bu denli hiçe sayılmasına yenilir.