Şiddet,taciz,tecavüz,ensest.Yaşamak bir yana okuması ve konuşması bile çok zor.Ama okumamız lazım, konuşmamız lazım...
Karşı tarafın rızasına dayanmayan her cinsel ilişki tecavüzdür.Tecavüzün sebebi mağdurun çok alkol almış olması,mini etek giymesi,gece dışarı çıkmış olması veya bunun gibi toplum tarafından kadın özgürlüğünü kısıtlayıcı sebep gösterilmeye çalışılan şeyler değildir.Tecavüz, bazı eril insansıların kadın bedeni üzerinde her şeyi yapabilmeyi kendilerine hak görmelerinin,bu erkek egemen düzende kendilerini güç sahibi, kadınları ise nesne olarak görmelerinin sonucudur. Cinsel şiddetin sona ermesi için kendini değiştirmesi gereken kadınlar değil erkeklerdir.Ama ne yazık ki toplumda bu sorun kadınların suçuymuş gibi addediliyor.Ve daha da kötüsü bazı tecavüz mağdurları da bunu kabulleniyor.
Yazarın bu konu hakkındaki düşüncesi ise şöyle:"Belki de kendini suçlamak her zaman içselleştirilmiş ataerkillikle ilgili değildir.Belki de bazen tüm olan biteni daha az korkutucu kılmanın dolambaçlı bir yoludur. Bunun gerçekdışı mantık olmasının pek önemi yok.17 yaşındayken eğer o tişörtü giymemiş olsaydın bunların başına gelmeyeceğini düşünmek,insanların canları istediği için senin canını yakabileceklerini ve senin de bununla ilgili hiçbir şey yapamayacağını düşünmekten daha kolay."
Devamında ise elbette başkalarının mağduru suçlamasını doğru bulmadığını ancak “bunun benim başıma gelmesine izin vermezdim” diyen kadınlara daha merhametli bakmaya başladığını söylemiş.
Buna katılmıyorum,hiçbir mağdur kendisini suçlamamalı.Hiçbir kadın da buna izin vermezdim diye konuşmamalı bence.
Hiçbir şekilde suçlu biz değiliz,bunu içselleştirmemeliyiz.
Mağdurların bu şekilde kendilerini suçlarken tecavüzü yargıya taşıyamamaları şaşırtıcı değil elbette.Karakol,savcılık,mahkeme süresince