Duygu

"SUÇLUYU KAZIYINIZ, ALTINDAN İNSAN ÇIKAR."
10/10
·200 syf.··
2021 28. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2021 21:28
Osmanlıda evlenme, düğün-dernek, sünnet gibi sebeplerle yapılan şenliklerin anlatıldığı kitaplara verilen isimdir Surnâme. Bu şenliklerde halkın karşısında büyük eğlenceler, olağanüstü gösteriler sergilenirdi. Aziz Nesin'in Surnâme'sine gelecek olursak konu çok daha farklı: İdam cezasının toplumsal etkisi. İdam edilen insanların geniş bir alanda, kamu vicdanının rahata ermesi ve halka ibretlik olması açısından herkesin içinde şenlik havası ile asılmalarına ve bunun gösteri olarak sunulmasına müthiş bir ironi yaparak bu ismi vermiş eserine. Peki nedir bu idam cezası, ve gerekli midir? Bir insan, insanı öldürdüğünde adına cinayet deniyor; bir devlet veya toplum bir insanı öldürdüğünde ise idam. Gerektiğinde bizi öldürme yetkisini başkalarına vermeyi neden göze alırız? Kendi hayatımızın güvenliği için mi? Mesela Schopenhauer, kendi hayatımızın güvencesi olarak bir başkasının hayatını sonlandırmayı talep etmekte haklı olduğumuzu, idam cezasının mutlak olarak gerekli olduğunu söyler. Gerçi o bu konuda açık cinayet teşebbüslerinde bile idamı savunarak fazla ileri gitmiştir. Kant; suç işlemeye evet, cezaya hayır demenin bir safsata olduğunu söylüyordu. Platon iyileştirilemez kimseler için bu cezayı öngörüyordu. Montesquieu ve Rousseau da bu cezanın zorunluluğuna inanan isimler arasındaydı. Gerek geçmişte, gerekse şimdi idam cezasının savunulmasında en önemli faktör caydırıcılık unsurudur şüphesiz. 18.yy'da yaşamış olan, idam cezasını ilk sorgulayan ve karşı çıkan Becceria ise caydırıcılık hakkında şöyle demiştir: #121059298 Caydırıcılık için idam meşru görülse bile, bu ceza, uygulandığında geri dönüşü olmayan bir cezadır. Adalet yanıldığını anlarsa, asılanın suçsuz olduğu sonradan anlaşılırsa ne olacaktır? Bu hata nasıl düzeltilebilir
SurnameAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 20171,151 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·208 syf.··
2021 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2021 22:08
Şiddet,taciz,tecavüz,ensest.Yaşamak bir yana okuması ve konuşması bile çok zor.Ama okumamız lazım, konuşmamız lazım... Karşı tarafın rızasına dayanmayan her cinsel ilişki tecavüzdür.Tecavüzün sebebi mağdurun çok alkol almış olması,mini etek giymesi,gece dışarı çıkmış olması veya bunun gibi toplum tarafından kadın özgürlüğünü kısıtlayıcı sebep gösterilmeye çalışılan şeyler değildir.Tecavüz, bazı eril insansıların kadın bedeni üzerinde her şeyi yapabilmeyi kendilerine hak görmelerinin,bu erkek egemen düzende kendilerini güç sahibi, kadınları ise nesne olarak görmelerinin sonucudur. Cinsel şiddetin sona ermesi için kendini değiştirmesi gereken kadınlar değil erkeklerdir.Ama ne yazık ki toplumda bu sorun kadınların suçuymuş gibi addediliyor.Ve daha da kötüsü bazı tecavüz mağdurları da bunu kabulleniyor. Yazarın bu konu hakkındaki düşüncesi ise şöyle:"Belki de kendini suçlamak her zaman içselleştirilmiş ataerkillikle ilgili değildir.Belki de bazen tüm olan biteni daha az korkutucu kılmanın dolambaçlı bir yoludur. Bunun gerçekdışı mantık olmasının pek önemi yok.17 yaşındayken eğer o tişörtü giymemiş olsaydın bunların başına gelmeyeceğini düşünmek,insanların canları istediği için senin canını yakabileceklerini ve senin de bununla ilgili hiçbir şey yapamayacağını düşünmekten daha kolay." Devamında ise elbette başkalarının mağduru suçlamasını doğru bulmadığını ancak “bunun benim başıma gelmesine izin vermezdim” diyen kadınlara daha merhametli bakmaya başladığını söylemiş. Buna katılmıyorum,hiçbir mağdur kendisini suçlamamalı.Hiçbir kadın da buna izin vermezdim diye konuşmamalı bence. Hiçbir şekilde suçlu biz değiliz,bunu içselleştirmemeliyiz. Mağdurların bu şekilde kendilerini suçlarken tecavüzü yargıya taşıyamamaları şaşırtıcı değil elbette.Karakol,savcılık,mahkeme süresince
Tecavüzü Konuşmamız LazımSohaila Abdulali · Mundi Yayınları · 201999 okunma
9/10
·272 syf.··
2020 26. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2020 22:33
Ben kimim,biz kimiz? Gerçeklik nedir? Nasıl karar veririz? Yaşamımızı nasıl yönlendiririz?Neden başka insanlara ihtiyaç duyarız?Nereye yol alıyoruz? Dünyayı nasıl algıladığımız çoğunlukla hikayenin yarısıdır,diğer yarısı ise onunla nasıl etkileşim kurduğumuzdur. Algıladıklarımız,bizim için önemli olan her şey,inançlarımız ve düşüncelerimiz..Bizi biz yapan her şey burada olmakta. Peki burası bütün zengin renkleriyle,dokusuyla,sesleriyle ve kokularıyla yalnızca bir yanılsama mı?Beynimizin bizim için tasarladığı bir gösteriden mi ibaret? Nöroloji ve psikoloji ile cevaplandırılmaya çalışılan muazzam sorgulama.. Kendimizi tanımak,duygu ve davranışlarımızı anlamlandırabilmek için vücudumuza hükmeden organı tanımalıyız..Kontrolün ne kadarının bizde olduğunu,beynimizin ne kadar kolay manipüle olabileceğini öğrenmeliyiz,ne kadar bilinçli olursak yaşam kalitemiz de o derecede artar,empati kurabilme yetimiz ve insanlarla olan ilişkilerimiz de gelişir dolayısıyla. Bu alanda uzman olmayan kişilerin de severek ve anlayarak okuyabileceği,konuyla ilişkin örnek verilen ilgi çekici deney ve araştırmalarla dolu ufuk açıcı bir kitap.
Bilim
BeyinDavid Eagleman · Domingo Yayınevi · 20167,1bin okunma