Eksiklik duygusu, yarattığı hoşnutsuzluğa karşın yaşanması da kaçınılmaz bir olgudur. Üstelik insanın yaşamını sürdürebilmesi ve gelişebilmesi için zorunludur. Çünkü eksikliğin fark edilmesi insanı güdüler ve eyleme geçirir.
Yetersizlik hissi bireyi alt ettiğinde patolojik bir hal alır ve insanları faydalı eylemler yapmaya sevk etmek yerine onları bunalıma sürükleyerek gelişimlerinde aciz bırakır.
Bazen tüm ilgisini yiyeceklere yönelten insanlarla karşılaşırız. Çocukluk anıları yemekle ilgilidir ve görünüşe göre onlar için hayatta en önemli şey nasıl yemek, neyi yemek ve neyi yememektir.