Bir çok romanı olan yazarımızın eserlerine ben hikâye kitabıyla başlamak istedim. İyi ki de öyle oldu hikâyelerini beğendiğim yazarların romanları daha çok dikkatimi çeker oldu. Kitap üç bölümden oluşuyor: Aile Yalanları, Dolunay Kaçıkları, Kronos Aylakları. Nermin Yıldırım; hikâyelerinde aile-insan, insan-toplum, insan-insan, insan-kendi gibi çatışmaları ele almış ve çoğu zaman hayatı realist bir şekilde yansıtmış. Bazen insan kendi yaşadığı şeyleri önüne sunan ve hatta kendinin göremediğini göreni okumayı daha çok tercih ediyor. Kitaptan yaptığım bazı alıntılar:
"Afrikada açlıktan, Ortadoğu'da savaştan, Akdeniz'de plastik botlar içinde varacak bir ev aramaya çalışmaktan insanlar patır patır ölüyor. Şehirleri yerlerinden oynatan depremler oluyor, fırtınalar çalkaladıkları denizlere yüzlerce mürettebatlık koca gemiler gömüyor, mürekkebi muamma virüsler ortalıkta fink atıyor. Kıyamet kopuyor. O ise oturduğu yerden,arzın merkezi eşikteymiş gibi, her fırsatta kapıyı kolluyor. Gözlerini kazıyamadığı eşiğe bakıp duruyor. Ölmeyişin erinciyle, kurtulmanın sevinciyle ve elbette hayatta olmanın tarifsiz kederiyle, hayatta kalıyor ve bütün olmayışlarla, isimsiz bekleyişlerle, zamanı bozuk para gibi harcayarak tüketişlerle, bir kum saati gibi tükenişlerle cezalandırılıyor. O kerevette öylece otururken, her dirinin ölümü beklemekle görevlendirildiğini anlıyor."
"Zaten ne tanıdığım ilk katil bu, ne de gördüğüm ilk cinayet benimkisi. Şu kısacık ömrümde öyle çok cinayet gördüm ki... En az bir kere öldürdüler tanıdığım herkesi. Mesela dayımınkine bir tür intihar diyorlar. Yememeyi kendi seçmiş, öyle söylüyorlar. Hayır efendim, bal gibi de cinayet! Açlık değildi dayımın celladı, ömrünü yiyip bitirenlerdi. Benim mahcup, benim yorgun, benim solgun anneannemi bile defalarca öldürdüler.